Ana sayfa 155. Sayı Kitapçı Rafı – 155

Kitapçı Rafı – 155

260
PAYLAŞ

Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi

– Taner Timur, Yordam Kitap, 2016, 336 s.

Dünya tarihindeki en büyük dönüşümlerden biri olan 1789 Fransız Devrimi bugün bize neler anlatıyor? Bu devrime yol açan koşullar nelerdi? Feodal monarşinin hegemonyasını ve devrime yol açan dinamikleri ayrıntılı olarak incelediğimizde nelerle karşılaşırız? İngiltere’de Parlamentonun evrimsel süreçler içerisinde oynadığı rol ile Fransa’da Genel Meclisin devrimsel süreçler içinde oynadığı rol kıyaslanabilir mi?

Taner Timur, bu sorulara yanıt arar ve daha nice soruyu ve yanıt arayışını okurlarla paylaşırken, bugünden geçmişe bakma ihtiyacımızı şu sözlerle dile getirir: “Batı Avrupa’da sermaye birikimi, burjuvazinin doğuşu ve Aydınlanma süreçleri incelenmeden, dün ‘sömürge/yarı sömürge’, bugün ise ‘gelişmekte olan ülkeler’ denilen toplumları anlamak zordur. Tarih ve toplum araştırmalarında, genellikle yaygın anlayışın tersine, karmaşık birimler basit birimlerin anahtarını oluşturur ve ancak dünden bugüne değil, bugünden düne bakan bir yöntemle geçmişi daha iyi anlayabiliriz.”

Toplum bilimleri, tarih ve felsefe alanlarında ufuk açan çalışmalarıyla tanıdığımız Taner Timur, bu kez Fransız Devrimi’ne, İngiltere’de ve Almanya’da yaşanan dönüşümlere, “mutlak monarşi”, “cumhuriyet”, “despotizm”, “Aydınlanma ve materyalizm”, “terör ve özgürlük”, “sınıf kavgası”, “din ve vicdan özgürlüğü”, “burjuva halkçılığı” gibi kavramlara ayrıntılı bir biçimde bakıyor.

Timur’un, tarihe bakışımızı derinleştiren ve “kıyaslama” yöntemini öne çıkaran bu yeni çalışması, Fransız Devrimi’ni ve tüm devrimler tarihini yakından araştırmak isteyenler için ufuk açıcı.

Batı Geleneğinde Bilim ve Din Tarihi

– Editör Gary B. Ferngren, Say Yayınları, 2016, 840 s.

Batı Geleneğinde Bilim ve Din Tarihi kitabı, Hıristiyanlığın ilk zamanlarından yirminci yüzyılın sonuna kadar geçen sürede Batı’nın dini gelenekleriyle bilim arasındaki ilişkiyi inceliyor. Birbirinden farklı düşünce ve bilimsel yönteme sahip bilim insanlarının makalelerini içeren kitap, Batı’da bilim ve din çatışmasıyla başlayıp, günümüze kadar bilimin ve dinin yakınlaştığı, farklılaşıp uzaklaştığı kesitleri de kapsıyor. Ayrıca, büyük bilim insanlarının kısa biyografilerinin yanı sıra bu kişilerin buluşlarının ortaya çıktığı dönemdeki kilisenin ve din adamlarının tepkileri ve toplumdaki yankıları da kitapta işlenmiş. 30’dan fazla farklı makale ile fen bilimleri, yer bilimleri, biyolojik bilimler, astronomi ve kozmoloji, dünya dinleri ve bilime yaklaşımları konuları işlenmiş. Batıda dini kurumların bilime yaklaşımını merak eden okurların ilgisini çekebilecek kapsamlı bir çalışma olmuş.

Homo Deus

– Yuval Noah Harari, Çev.Pyzan Nur Taneli, Kolektif Kitap, 2016, 453 s.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens’le insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, yeni kitabında insanın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunda yeni bir türe, Homo deus’a evrildiği bir gelecek kurguluyor. Kitabında geçtiğimiz yüzyılda insanlığın kıtlık, salgın ve savaşları tarihte hiç olmadığı kadar başarıyla dizginlediğinin altını çizen Harari, günümüzde obeziteden ölen insan sayısının gıdasızlıktan ölen insan sayısından fazla olduğuna, enfeksiyona bağlı ölümler azalırken yaşlılığa bağlı ölümlerin gittikçe arttığına ve gelişen küresel ekonomi modeli ve ülkelerarası ticari anlaşmalarla savaşın geçmişe kıyasla çok daha az tercih edilir bir yol hâline geldiğine dikkat çekiyor. Peki bu büyük sorunları nispeten kontrol altına alan insanın yeni gündemi ne olacak? İnsan yaşamının kutsallığına duyduğumuz inanç ve bilimsel düzenin dinamiklerini göz önüne aldığımızda ölüme karşı savaşın kaçınılmaz olacağına ve tarih boyunca büyük kazanımlar elde etmiş olmamıza rağmen mutluluk seviyemizde önemli bir artış olmadığına vurgu yapan Harari, insanın iki büyük gündeminin ölümsüzlük ve mutluluk arayışı olacağını öngörüyor.

Göbekli Tepe ve Tanrıların Doğuşu

– Andrew Collins, Çev. Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, 2016, 517 s.

Andrew Collins Göbekli Tepe’ye ve civarına yaptığı yolculuğu anlatırken, günümüzde dünyanın en eski taş anıtlarından biri olarak kabul edilen 12.000 yıllık bu yapı kompleksinin planını, mimarisini, buzul çağı hayvanlarının ve insan figürlerinin yontmalarını anlatıyor.

Bu yapının Kitabı Mukaddes’teki Büyük Tufan gibi küresel bir felakete tepki olarak inşa edildiği savını inceliyor ve Kuğu takımyıldızından parlak bir yıldız yoluyla ulaşılan, ilk yaradılış mekânı gökyüzü dünyası için bir giriş kapısı ve harita işlevi gördüğünü iddia ediyor. Kitap aşağıdaki sorulara cevap bulmayı amaçlıyor; Göbekli Tepe, küresel bir felakete tepki olarak mı yapılmıştı? İnşasından Hanok’un Kitabı’ndaki Gözcüler ve Sümer geleneğindeki Anunnaki tanrıları mı sorumluydu? Cennet Bahçesinin kalıntıları bu bölgede miydi?

Uygarlığın doğuşunu anlatan efsanelerle nasıl bir bağlantısı vardı?

Elektrik Çağının Mucidi Tesla

– W. Bernard Carlson, Çev. Ilgın B. Yıldız, Say Yayınları, 2016, 622 s.

Çağdaş dünyanın en büyük mucitlerinden ve bilim insanlarından olan Nikola Tesla’nın hayatı Abd’de 2013 yılında yayınlanan ancak ülkemizde yeni çevrilen bir eserle okuyucuyla buluşuyor. Say yayınları tarafından yayınlanan bu kitapta Tesla’nın çocukluk ve ilk gençlik yıllarından itibaren tüm hayatı, çalışmaları, yaşamının son yıllarına kadar detaylı bir şekilde anlatılıyor.  Tesla’nın hayatımıza en büyük katkılarından olan alternatif akımla işleyen motoru icat etmesi ve günümüzde hayatımızın ayrılmaz parçaları haline gelen kablosuz enerji nakliyle uzaktan kumanda, kablosuz aydınlatma ve kablosuz haberleşme teknolojileriydi. Kitap’ta bunları ticari ürünlere dönüştürmeye başaramaması, günümüz dünyasını aydınlatacak fikirleri de anlatılmakta. Tesla’nın hayatını, düşüncelerini, icatlarını merak edenler için ideal bir kitap olma iddiası taşıyor.

Hafızanın Toplumsal Çerçeveleri

– Maurice Halbwachs, Çev. Büşra Uçar, Heretik Yayıncılık, 2016, 366 s.

Hafıza çalışmalarının önemli ismi Maurice Halbwachs, şu Durkheim’ci ilkeyle yola çıkar “Toplumsalı sadece toplumsal olanla açıklamak”. Hafızanın Toplumsal Çerçeveleri, düşünürün, tartışılan eserlerinin başında geliyor. Halbwachs, bu eserinde, sosyolojinin nüfuz sahasını insanın total bilimi olarak temellendirmek amacıyla, onu en bireysel görülebilecek bir deneyim alanına sokar: “hafıza”, tıpkı başka tematikler üzerinden daha önce Durkheim’in İntihar’da yaptığı gibi ve çok daha sonraları da Bourdieu’nün “beğeni” üzerinden yapacağı gibi. Burada temel argüman, basit olduğu kadar kurucudur da: Felsefecilerin diliyle “kategoriler” veya farklı söylemek gerekirse tüm zihinsel şemalar “toplumsaldır”; hafıza ise, bu bağlamda, geçmişe ait dönemlerin bireysel düzeyde muhafazası değil, bunların kolektif surette bir yeniden üretimidir.

Tekno Muhafazakârlığın Eleştirisi

– Fırat Mollaer, İletişim Yayınları, 2016, 246 s.

Türk muhafazakârlığı üzerine çalışmalarıyla bilinen Fırat Mollaer, Nurettin Topçu’yu, Cemil Meriç’i ve Oğuz Atay’ı, Necip Fazıl’ı yeniden okuyarak bir rapor çıkarıyor. “Şarkiyatçılık istismarı”ndan mağduriyete, “nesil” ideallerinden milliyetçilik tasarımlarına, ideolojik söylem haritasını tarıyor. Ekonomi-teknoloji meselesiyle hesaplaşmak yerine modernlik eleştirisini Kültür’ün sırtına yıkan muhafazakârlığın, “maddi gelişmesinin bedelini poetik sefaletle ödediğini” düşünüyor Mollaer. Muhafazakârlığın günümüzdeki suretleri hakkında denemeler içeren bu kitap için yazar şöyle düşünüyor; Liberal muhafazakârlık, Türkiye’de kendi tarihi açısından mantıksal sonucuna ulaşarak, tekno-muhafazakârlık biçiminde, hegemonik bir form ve pratik olarak iyice olgunlaştı. Bir metafora başvurulursa, bu terimle, muhafazakârların araçsal rasyonellik ve kapitalizmle uzun erimli flörtünün evlilik aşamasına ulaştığını anlatmaya çalışıyorum. Bu durumda, çağdaş egemenlik ilişkileri açısından bakıldığında muhafazakârlığı halkın ve çevrenin ideolojisi biçiminde konumlandırmak yanıltıcı olmak bir yana, politik zekâya hakaret anlamına da gelir.”

Aptal Beyin

– Dean Burnett, Çev. Atilla Erol, Aganta Kitap, 2016, 288 s.

Sinirbilimci ve komedyen Dean Burnett, Aganta yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilen bu kitabında kusursuz gibi görünen beynin kusurlarını biraz bilimsel biraz mizahi yolla anlatmaya çalışmış. İnsan beyninin bilgisayar beyni gibi olduğu söylenir. Bir veri bilgisayara atılır gerekli olduğunda aynı veri geri çağırılır. Ancak yazar insan beyninin bu kadar kusursuz olmadığı iddiasında bulunuyor. Beynimizin bilgileri saklarken hataya düşebildiğini, bazı bilgileri karıştırabildiğini anlatıyor. Örneğin insanların yüzlerini hatırlarken isimlerini hatırlamamamızın sebebinin beynin o kadar da kusursuz çalışmadığını, bilgileri saklarken egoist davrandığını, dağınık ve düzensiz olduğunu hatta aptal olduğunu iddia ediyor. İnsan beyni üzerine biraz daha kolay okunan ve eğlenceli kitap arayan okurların ilgisini çekebilir.

Genlerin G’si-Eğitim ve Başarıda Kalıtımın Etkisi

– Kathryn Asbury-Robert Plomin, Çev.Dilek Boyraz, Sola Unitas Yayınları, 2016, 189 s.

Davranış genetikçilerinden olan  Kathryn Asbury ve Robert Plomin, genlerin eğitim politikasının ayrılmaz bir parçası olduğunu iddia ettikleri bu kitapta, okulların nasıl hem daha etkili hem de insancıl olacağını tartışıyorlar. Yazarlar kitapta genetik etkinin genetik determinizmle aynı olmadığını ve genlerin çocuğun çevresiyle nasıl uyum içinde çalıştığını göstermek için davranış genetiği araştırmalarından yararlanıyorlar. Aynı zamanda yazarlar gelecek zamanda genetiğe duyarlı okulların nasıl olacağına dair görüşleriyle birlikte okul ve sınıflardaki öğrenmeyle ilgili genetik etkilere olanak tanımak için birçok politika önerisi sunuyorlar. Aileler, eğitimciler ve benzer şekilde politika belirleyiciler için de önemli olduğu iddiası taşıyan bu kitap, eğitim teorisinin değişmesi ve uygulanması için hazırlandığı görüşünde.

Türkiye’de Orta Sınıfın Fotoğrafı: Akışlar ve İlişkiler

– Onur Uca, NoteBene Yayınları, 2016, 224 s.

Neden bir beyaz yakalı kocasından izin alıp sekiz ay boyunca para biriktirip 8 bin dolara İngiliz Pardösü alır? Neden satış departmanında çalışan bir orta sınıf üyesi şirketler arası anlaşmayla arkadaşlarının çalıştığı birimi arkadaşlarına danışmadan arkadaşlarıyla (çalışanlarıyla) birlikte başka bir firmaya satar? Ve neden sınırlı bütçeye sahip bir beyaz yakalı çalışan elektrik faturasını ödemek yerine lüks bir mekanda eğlenmeyi seçer? Kitap bu ve buna benzer örneklerin yanıtlarını ve bu örneklerin neden ve ne amaçla devam edeceğini orta sınıf üyelerini sosyal tiplemelere sokarak basit bir dille anlatıyor. Eser bu basit dili yakalayabilmek için orta sınıfı merkeze alan teorileri ve teorilerin temel kavramlarını alanla sınayarak ilerliyor. Bu amaçla sırasıyla Michael Hardt ve Antonio Negri, Erik Olin Wright, John Goldthorpe ve Luc Boltanski’nin görüş ve kavramlarına başvuruyor. Bu isimlerin kavram ve görüşlerinin Türkiye’de orta sınıfı anlamada ne ölçüde etkili-etkisiz olduğu “orta sınıfı anlamak için izlenen patikalar” alt başlığı içerisinde gerekçeleriyle tartışılıyor. Bu patikalarda tartışılan görüşlerin ve kavramların alandan elde edilen verilerle sınanmış oluşu Türkiye’de orta sınıf üzerine yapılacak yeni çalışmalar için önemli bir harita niteliği taşıyacaktır.

Adığey Devletleşme Süreçleri ve Ulusal Sorun

– Yeldar Barış Kalkan, Phoenix Yayınları, 2016, 335 s.

Kafkas-Rus Savaşları sırasında sürgüne uğrayıp Anadolu’ya göç etmek zorunda bırakılan Adığey ya da Türkiye’de bilinen adıyla Çerkes’lerin zaman içerisinde devletleşme sürecini anlatan bu kitap, Ekim devrimi ile birlikte kendi topraklarında özerk yönetim kurup devletleşen, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla diğer özerk bölgelerin üzerine kurulan baskının sonucuyla bir “Ulusal Sorun” haline dönüşen Çerkeslerin bu alanda verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Hitler’in Kavgam’ı Üzerine Bir Analiz

– Albrecht Koschorke, Çev. Ayşe Kurultay, İletişim Yayınları, 2016, 95 s.

İletişim yayınları tarafından çevrilen bu deneme kitabında Hitler’in Kavgam’ı esasında nasyonel-sosyalist zihniyet dünyası hakkında analizler içeriyor. 1923 ve 1925’te iki cilt halinde yayınlanan Kavgam’ın dünyada yarattığı etki, faşizmin yükselmesiyle “best seller” olmasını, Avrupa’da ve dünyada bu kadar taraftar toplaması üzerine düşünülmüş ve kitabın Nazi dönemi ve bu dönemin sonrasına ait yankıları üzerine değerlendirmeleri kapsıyor.