Ana sayfa 158. Sayı Darwin ve Kleopatra

Darwin ve Kleopatra

257
PAYLAŞ

Ergi Deniz Özsoy

Kerim Sadi’nin yazdığı, hacmi küçük, ağırlığı gülle misali polemiklerden birinin adı Türk Kleopatrası’dır (1). Kerim Sadi kitapçığına Plehanov’un Rus “intelligentsiasını Kant’tan Henry Poincare ve Bergson’a kadar bir sürü sevdalıları olan sinirli ve hercai bir kadına benzetir” diyerek başlar ve yine Plehanov’un aynı bağlamı noktaladığı “ve Kleopatra’nın çok âşıkları vardı!” sözüyle, meselenin can alıcı noktasına, kendisinden alışık olduğumuz üzere en baştan parmak basar. Bir sonraki paragraf ise, Kerim Sadi’nin evrenselden yerele geçen, coğrafyanın curcunaları içinde sanki memlekete özgüymüş gözüken hadiseleri kolaylıkla özünden genel geçere bağlama çabasındaki kıvrak zekâsının işleyişidir:

“Bizde de, Müslüman Doğuya has düşünüş tarzının kollarından sıyrılmaya çalışan Birinci ve İkinci Meşrutiyet ‘münevverliği’ haremden kurtulan bir kadın gibi Batıda ve hususile ‘nurânûr belde’de (*) moda olan fikirlerin büyüsüne kendini kolaylıkla kaptırmış; ve rüyalarında Spencer’den Tain’e, August Comte’dan Le Bon ve Bergson’a kadar bir sürü âşık sayıklamıştır.”

19. yüzyıl Rus entelektüellerinin iyi bilinen, siyasetle et kemik olmuş bu düşünsel curcunasının (2) Osmanlı entelektüel dünyasının da bir özelliği olduğu vurgusu Kerim Sadi’nin fikir sığlaşması temeline kurduğu ana fikrini belirginleştirir ve birazdan Charles Darwin’in Osmanlı’da algılanışının tipik bir örneği bakımından göreceğimiz gibi de, hiç de yersiz bir saptama değildir.

Kerim Sadi (1900-1977).

Kerim Sadi, II. Meşrutiyet sonrasında iyice keskinleşen siyasi safların mücadelesinde, Darwin ve Türlerin Kökeni’nin -muhtemelen ilk kaynaktan okunmaması ve kavranamamasının yarattığı kafa karışıklığı ile- nasıl da bağlamından çıkarıldığına ilişkin çok çarpıcı bir örneği, Tevfik Fikret’in “Târîh-i Kadîm”ine yanıt diye Mehmed Ali Aynî’nin yazdığı “Reybîlik, Bedbînlik, Lâ-ilâhîlik nedir?” (3) adlı kitabındaki Darwin değinisi bağlamında veriyor.

Mehmed Ali Aynî bu kitabında, ateizm eleştirisi yaptığı bölümde Darwin’den alıntı yapıyor: “…savunduğu ve açıkladığı evrimcilik (l’evolutionisme) teorisiyle bizi en ziyade şaşırtan Darwin’in bile Allah’a iman etmekte, hayat ve kâinattaki kuvvetlerin Allah tarafından yaratıldığını teslim etmekte olduğunu görürsem artık bir daha tereddüt eder miyim? Bu hususta Darwin’in en önemli bilimsel eseri olan Türlerin Kökeni’nin (Origin of Species) on dördüncü bölümünün 5. ve 6. Maddelerine bakarsanız elverir.” (4).

Tanrı inancı ya da tanrıtanımazlık hususlarının, biyoloji biliminin omurgasını oluşturan evrim kuramıyla ilişkisini kurmaya yoğun mesai harcayan kafa karışıklığının hâlâ yoğun olduğu günümüze bir yankı gibi ulaşan Aynî’nin bu sözlerini, yine kitabında yaptığı yaşamın kökeni eleştirisine ve hayli yanlış anladığını gördüğümüz Lamarkçılık başlığıyla birlikte bir sonraki yazımızda ele alacağız. Sonraki yazımız, Kerim Sadi’nin Türk Kleopatra’sında Aynî üzerinden ele aldığı Darwinizm çerçevesini de bir parça tahlil edecek ve özellikle Türlerin Kökeni’nin son bölümünde, Aynî’nin kendi eleştirisini kurmak için de kullandığı paragrafların bağlamına, olası yazılış sebeplerine ve vurgu düzeyine odaklanacak.

(*) Osmanlı aydınlarının hemen tamamının Frankofon olduğu düşünülürse, Kerim Sadi’nin bahsettiği yer, Batı’yla ilk temasların kurulduğu ve entelektüel bağların inşa edildiği Fransa olmalıdır.

Kaynaklar

1) Kerim Sadi, Türk Kleopatrası: Polemikler ve Çevirmeler, Berksoy Basımevi, İstanbul, 1948.

2) Alexandre Koyré, 19. Yüzyıl Başlarında Rusya’da Batıcılık, Ulusçuluk ve Felsefe (Çev.: İzzet Tanju), Belge Yayınları, İstanbul, 1994.

3) Mehmed Ali Aynî, Reybîlik, Bedbînlik, Lâ-ilâhîlik nedir?, Yeni Matbaa, İstanbul, 1927. (Şüphecilik, Kötümserlik, Tanrıtanımazlık nedir? Tevfik Fikret’in Târîh-i Kadîm’ine Bir Cevab., Sadeleştirenler ve yayına hazırlayanlar, Ali Utku-Abamüslim Akdemir, Çizgi Kitabevi, Konya, 2014.).

4) A.g.e. s.145.