Ana sayfa 72. Sayı Bir kuyu, bir filozof: Thales

Bir kuyu, bir filozof: Thales

Forum

193
PAYLAŞ

Thales “Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de yok olmaz” der ve maddenin temel taşını “su” olarak açıklar. Bu nedenle Thales modern düşünürlerin ilki olarak kabul edilir. Fenikeli düşünür geometriden astronomiye felsefeden coğrafyaya birçok bilimin üzerine çalışmıştır. Birden fazla ve farklı alanda çalışma yapmak sadece Thales’in değil tüm antik Yunan filozoflarının ortak özelliğidir. Ancak Thales’i diğerlerinden ayıran özellik; ihtiyacı olan konular dışında kalan konular üzerine de düşünmesidir. Uygulamacı bir düşünür olmasının dışında daha soyut fikirlere uzanabilmesinin nedeni budur.

Kendinden sonra gelen birçok filozof ve bilim insanı gibi Thales de bilgilerinin temelini Mısır seyahatlerinden alır. Özellikle astronomi ve felsefe alanındaki bilgilerinin temeli Eski Mısır’dır. Kendi efsanesi olan Lidya-Pers savaşı sırasındaki meşhur güneş tutulması “kehanetini” Babilliler’in Saros Periyodu’ndan Mısır’dayken öğrenmiştir.

Thales yaşadığı dönemde fazla soyut olduğu için eleştirilmesine rağmen uygulamalı bilime birçok alanda katkıda bulunmuştur. Yüksek yapıların boyunun gölgeleri aracılığı ile hesaplaması, uzaktaki bir geminin kıyıya olan uzaklığını üçgen ile belirleyebilmesi bunlardandır. Fakat bunlar bile düşünürün gereksiz konularla uğraştığının düşünülmesini engelleyememiştir. Zira Thales parasızdır ve bu o zamanki Yunan toplumunda yeteneksiz olduğu anlamına gelir. Buna çok içerleyen Thales ticaretten para kazanmaya karar verir. Bir yıl sonra zeytin hasadının fazla olacağını hesaplayarak zeytin sıkma makinelerinin hepsini tüm parası ile satın almış ve hasat döneminde pres makinelerini fahiş fiyattan kiralayarak halka istediği zaman para kazanabileceğini göstermiştir. Platon’a göre Thales eğer isterse para kazanabileceğini fakat amacının başka bir şey olduğunu göstermiştir. Para ile ne yaptığı ise hâlâ bilinmemektedir

Ilık bir ağustos akşamı Thales zeytin bahçeleri içinde yürürken başını gökyüzüne ve yıldızlara çevirmiştir. Thales gökbilimin temellerini belirlerken attığı adımı hesaplayamamış ve bir kuyuya düşmüştür. Bunu Trakyalı bir hizmetçi kız görmüş ve gülmeye başlamıştır. Gökyüzüne bakarken önünü göremeyen filozof, asırlardır tartışılan bir sorunsalı kuyuya düşmesi ile dünyaya kazandırmıştır. İnsan ihtiyaçlarının karşılanması ve fayda getirecek konular üzerinde çalışmak ile soyut bilimin gerekliliği arasındaki tercih günümüze kadar uzanır.

Bilim ve felsefenin amaçlarını önceleyen bu sorunsal günümüzde bilimin felsefeden uzaklaşmasıyla belirginleşir. Konusunda derinleşerek uzmanlaşarak ilerleyen bilim ihtiyaçlara süratle cevap verebiliyor konuma gelirken, vizyonu daralmış ve felsefenin olmadığı bir ortamda kısıtlanmıştır. Çağımızda bilimin konularını belirleyen en önemli etken fonlardır. Bilimin yönü daha çok askeri ve ticari amaçlı fonlar tarafından belirlenmektedir.

Kâr amacının başat olması, teknolojinin zamanla bilimin de önüne geçmesini getirmiştir. Bilim kurumları ekonomik güçlerle ilişkilerini geliştirmiş ve zamanla bilim insanı meta üreticisi haline gelmiştir. Tabii ki kurumsal altyapı da buna uygun olarak geliştirilmiştir. Devlete ait olan bilim kurumları zamanla politikleşmiş ve etkinlik alanı bu yönlendirilmeler sonucunda daralmıştır.

Fakat daha bütünlüklü düşünürsek pratiğin teoriyi en çok destekleyen öğelerden biri olduğunu görebiliriz. Herhangi bir bilinç oluşturmak için felsefi altyapının üzerinde şekillenen bir pozitif bilim gerekliliği kaçınılmazdır. Felsefe kendi soyutlamalarını yaptığında, bu soyutlamaların izdüşümleri bilim tarafından sorgulanmalıdır. Alman İdeolojisi’nde Marx “Demek ki gerçek hayatta kurguculuğun bittiği yerde pozitif bilim; insanların pratik faaliyetinin gösterdikleri pratik gelişme süreçlerinin ortaya konuluşu başlar. Bilinç konusundaki boş sözler biter, onların yerini gerçek bilgi almalıdır” der. Bu ifade Marx tarafından felsefenin göz ardı edildiği anlamına gelmez. Bu ifade felsefenin ve pozitif bilimin karşılıklı bir ilişkiyle birbirlerinin varlıklarını oluşturduğu anlamına gelir. İkisinin arasındaki diyalektik, üretimlerini anlamlı kılar. Ve birinin yok sayılması, diğerinin uzun vadede kolay yönlendirilebilir olmasını sağlar, hatta varlığını kısıtlayan etkenlerin önünü açar. Böylece varlığını rasyonel olarak sürdüremez hale gelir.

Felsefe sadece varlığı ile değil aynı zamanda bilim etiğine temel oluşturması ile bilimin gelişmesinin yönünü belirler. Bilimin var olma amaçlarından en önemlisi tabi ki toplumun, bireyin ihtiyaçlarını gidermektir. Fakat gelinen herhangi bir noktadan strateji belirleme anında bilim insanları felsefenin de yardımı ile başlarını gökyüzüne çevirmelidirler. Tutucu yöntemlerin kısıtlayıcı etkilerinden ve sadece beli sınıflara yarar sağlayacak dar bilim anlayışından kurtulmanın yolu Trakyalı kızın gülüşündedir.