Ana sayfa 160. Sayı Biliminsanları mağara tortusu içinden insanın atasının DNA’sını çıkarıyor

Biliminsanları mağara tortusu içinden insanın atasının DNA’sını çıkarıyor

197
PAYLAŞ
Bazı tortu örneklerinin toplandığı Hırvatistan’daki Vindija Mağarası. © J. Krause

Çeviren: Gökberk Alagöz

İlk insanlara ve onların atalarına ait kemikleri bulmak oldukça zor ve nadiren başarılabilen bir iş. Biliminsanları bunu başarmak için çoğunlukla mağaraların derinliklerinde, tabanda biriken tortu tabakasını ayıklamak zorunda kalıyorlar. Ancak son teknolojik gelişmeler bu alanı bütünüyle değiştirebilir. Gina Kolta,The New York Times için hazırladığı haberde, yakın zamanda yapılan bir araştırmayla mağara tortusundan insansı DNA’sı elde etmek ve sekanslamak için bir yöntem bulunduğunu belirtiyor. Yeni teknik hominid (insansı) soyağacının çalışılmasını değiştirebilir.

Science dergisinde geçtiğimiz haftalarda yayımlanan çalışma, atalarımızı araştırmak için ulaşabileceğimiz ipuçlarının türünü bütünüyle değiştirebilir. Almanya, Leipzig’deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, Belçika, Hırvatistan, Fransa, Rusya ve İspanya’daki yedi arkeolojik alandan, yaşları 550.000 yıl öncesi ile 14.000 yıl öncesi arasında değişen 85 tortu örneği topladı.

Science’dan Lizzie Wade’in aktardığına göre, araştırmacılar toplanan örneklerden elde ettikleri DNA’yı ilk kez sekanslarken oldukça zorlandı. Bir çay kaşığı toprakta çoğunluğu yünlü mamut, yünlü gergedan, mağara ayısı ve mağara sırtlanı gibi memelilere ait olmak üzere trilyonlarca DNA parçası bulunuyor. Bu karmaşadan sıyrılıp yalnızca insansıların DNA’sına ulaşmak için modern insanların mitokondriyal DNA’sı kullanılarak bir moleküler “kanca” üretildi. Bu “kanca”, kendisine en çok benzeyen DNA parçalarını yakalayarak, dört farklı bölgede, toprağın Neandertallere ait herhangi bir kemik veya alete rastlanılmayan tabakalarından bile Neandertal DNA’sı elde edilmesini sağladı. Araştırmacılar Rusya’daki bir mağarada aynı yöntemi kullanarak, hakkında çok az şey bilinen insan atalarından Denisovalılara ait DNA örneğine de ulaştı.

Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nden antropolog Chris Stringer, Wade’e yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Bu büyük bir buluş, artık pleistosen döneminden kalma mağaralarda kazı yapanlar, toprak örneklerinde insan DNA’sı arama görevini de yapılacaklar listesine almalı.”

Peki insansıların DNA’ları mağara topraklarına nasıl ulaştı? Araştırmacılar net bir cevap veremiyor, fakat bu çok zor olmuş olmamalı. İnsanlar DNA’larını sürekli etrafa döküyor. İdrar, dışkı, tükürük, ter, kan ya da saç gibi parçalarımıza ait izler az miktarda da olsa DNA içeriyor. Live Science’dan Charles Q. Choi’nin bildirdiğine göre, bu maddeler kemikteki minerallere bağlanma özelliğine sahip ve muhtemelen aynı şekilde topraktaki minerallere de bağlanarak korundular.

Bulunan bu DNA’ların kaynağı olabilecek -ve biraz korkunç olan- bir olasılık daha var. Çalışmanın yazarlarından Matthias Meyer’in, Choi’ye aktardığına göre, araştırmacılar kazı alanında çok miktarda sırtlan DNA’sına ulaştılar. Matthias Meyer, “Belki de sırtlanlar insanların bedenlerini mağaranın dışında yiyordu ve daha sonra dışkılamak için mağaranın içine giriyorlardı. Belki de bulunan insan DNA’sı, sırtlan dışkısının içerisinde bulunan DNA’dır” diyor.

Tortulardan antik DNA elde etmeye çalışmak yeni bir fikir değil. Kolta’nın aktardığı gibi, araştırmacılar önceden Colorado’daki bir mağaradan tarihöncesi memelilere ait DNA parçalarını elde etmeyi başarmıştı. Ancak insanlara ve insanların atalarına ait DNA’yı bulmayı hedefleyen bir teknik bu alanı kökten değiştirecektir. Wade, böyle bir tekniğin, geçtiğimiz haftalarda insansıların günümüzden 130.000 yıl önce Kuzey Amerika’da var olduklarına ilişkin ortaya atılan iddiaya dair kanıt elde etmemizi sağlayabileceğini vurguluyor.

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nün Evrimsel Genetik Bölümü Yöneticisi Svante Pääbo yaptığı basın açıklamasında, toprağa uygulanan DNA analizinin tıpkı karbon tarihleme yöntemi gibi arkeolojinin rutin bir uygulaması haline gelebileceğini söylüyor. Bu teknik sayesinde araştırmacılar ilk insansıların izlerini mağaralar dışındaki alanlarda da sürmeye başlayabilir.

Harvard’dan genetikçi David Reich Kolta’ya şöyle diyor: “Eğer bu teknik işe yararsa, eski insanların coğrafi dağılımlarına ve göç yollarına dair, şimdiye kadar bulunabilmiş az sayıdaki kemikten elde edilen sınırlı bilgiye kıyasla, çok daha zengin bir resim elde edebiliriz. Bu gerçekten büyüleyici bir iş olur.”

Wade’in aktardığına göre, bu teknik belli yerleşim yerleri ve aletlerin insanlar tarafından mı yoksa Neandertaller tarafından mı yaratıldığı gibi birçok gizemi de çözebilir. Hatta şimdiye kadar kemiklerine ulaşamadığımız başka insansı türlerini de ortaya çıkararak daha tamamlanmış bir insan soyağacı elde etmemizi sağlayabilir.