Ana sayfa 161. Sayı Yurt ve Dünya’dan: Evrim ve doğruluk, ileri ve gerilik

Yurt ve Dünya’dan: Evrim ve doğruluk, ileri ve gerilik

554
PAYLAŞ

Ergi Deniz Özsoy

1940’larda Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Adnan Cemgil’in önderliğinde çıkan Yurt ve Dünya dergisi, 1 Şubat 1944 tarihli sayısında 135. doğum yıldönümü nedeniyle Darwin’i kapak yapmış. Biri unutulmaz antopolog Muzaffer Şenyürek’in, diğeri yine büyük siyaset bilimci Niyazi Berkes’in kaleme aldığı iki yazı bugün dahi pırıltılarını koruyorlar.

Akademik ciddiyeti koruyan ve bir yandan da ele aldığı meseleleri yarı-popüler bir çizgide ifade eden dergilerin sayısı memleketimizde yok denecek kadar az olmuştur hep. Hele böyle bir dergi, hem fen hem de sosyal bilimlerden feyz alan, “iki kültür” arası kopukluğun kapanmasına hizmet eden bir özelliğe sahip olacaksa, bir örneğini memleketimizin sancılı, badireli yayın tarihinde mumla arasak zor bulunur.

Yurt ve Dünya dergisinin 1 Şubat 1944 tarihli 39. sayısının kapağı.

Bununla birlikte, Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Adnan Cemgil’in her türden önderliğinde çıkan 1940’ların Yurt ve Dünya’sı bütün bu özellikleri bünyesinde taşıyan, kanımca memlekette bir eşi daha henüz ortaya çıkmamış olan bir dergi olarak karşımızda durmaktadır. Kapatılması nedeniyle son sayısı 15 Mart 1944’te çıkmış olan, yaklaşık 4 yıllık süre boyunca 42 sayı üreten bu olağanüstü Ankaralı derginin en önemli özelliği, ilk sayısında ilan olunduğu gibi, memleket meselelerini dünyanın geri kalanı ile olan bağları ile ele almak, her türden entelektüel başlığı bu evrensel ton içinde görünür kılmak olmuştur. Yurt ve Dünya’nın kültürel antropolojiden edebiyat tarihine, müzik ve güncel siyasetten biyolojik temelsizliği daha o günden aşikar ırk meselelerine kadar uzanan geniş ve dopdolu yazılarına bugün bile rahatlıkla başvurulabilir.

Yurt ve Dünya’nın bu ayki yazımızın konusunu oluşturan tarafı ise, Charles Darwin’in 135. doğum yılı münasebetiyle yazıların yayınlandığı, Darwin kapaklı, 1 Şubat 1944 tarihli sayısına dayanmaktadır. Biri unutulmaz, büyük antopolog Muzaffer Şenyürek’in, diğeri yine büyük siyaset bilimci Niyazi Berkes’in kaleme aldığı iki yazıdan ve bir editoryal girişten oluşan Darwin yazıları kanımca hem mevzunun günceliğinden hem de bizzat bu yazıların içeriklerinin hâlâ parıltılarını korumaları bakımından önemlidir. Bu iki temel direği hocanın yazılarının değinisine geçmeden, saptamalarıyla yazılar kadar vurucu nitelik taşıyan editoryal girişe bir bakalım, hatta tarihe düşülen bu kısa notu buraya olduğu gibi aktaralım:

Darwin makalelerinin ilk sayfası.

“Bu sayımızda büyük ilim adamı Darwin’in 135. doğum yıldönümü münasebetiyle onun hayatını, eserini ve tesirlerini inceleyen yazılarını okuyucularımıza sunuyoruz. Bu yazılarda geri cereyanların ve emperyalist propagandaların Darwinizm’i kendi hedefleri için kullanmak isteyişlerinin temelsizliğini de belirtmeğe çalışacağız. Bazı kimseler Darwin’i Nietzsche’cilikle ve Faşizm ideolojileri ile karıştırmak hatasına düşüyorlar. Mesela Dr. Sadi Irmak, vaktile çok methettiği ve faşizmin esası saydığı Nietzsche felsefesinin iflasını haber veren yazısında bile bu hataya düşmektedir. Onun sandığının aksine olarak Darwin, ‘üstün insan’ felsefesinin dayandığı temelleri daha Nietzsche bu felsefeyi icad etmeden önce reddetmiş bulunuyordu. ‘İnsanın Ceddi’ kitabının beşinci faslında Darwin’in Nietzsche’den ne kadar ayrıldığını görmek mümkündür. Burada harbin insanlar arasında tabii ıstıfa [Doğal Seçilim] vasıtası olmadığını da belirtmektedir.

“Bu münasebetle diğer hatalı bir görüşe daha dokunmak istiyoruz: Bir gazetenin Fikir Hareketleri sahifesinde üç yıldız imzasını kullanan bir muharrir ‘ileri fikir’, ‘geri fikir’, ‘doğru fikir’, ‘yanlış fikir’ gibi tabirler kullananlara kızıyor. Bunlar ileri fikrin veya doğru fikrin ne olduğunu, niçin bazı fikirlere geri veya yanlış dediklerini ispat etmiyorlarmış. Bunların ‘hiçbir değeri olmayan bu fikirleri niye yazmakta olduklarına hayret’ ediyormuş. Fikirlerin ileri, geri, doğru ve yanlışı olduğunu kabul edenlerin fikirlerinin hiçbir değeri olmadığını iddia edecek kadar yüksek bir selahiyette olduğu görülen bu zatın fikir hareketleri sahifesinde yazı yazdığı halde, fikirlerin ilerisini, gerisini henüz daha seçemeyecek bir durumda olması acınacak bir şeydir. Bu sayımızda Darwin’den bahsedilmesi bize, fikirlerin doğruluğunu ya da yanlışlığını ‘esen havaya göre’ ölçmeyi uygun bulan bu yazara ileri fikirle geri fikir arasında gerçek bir fark olduğunu bir misalle göstermek fırsatını veriyor. Bu misal bize fikir tarihinde ileri ve doğru fikirlerin gerilik kuvvetlerinin elinde nasıl değiştirildiğini, ortaya hem yanlış, hem geri fikirlerin nasıl atıldığını gösterebilecektir.” (Yurt ve Dünya, 1 Şubat 1944, Sayı 39, s.83.)

Ülkemizin önde gelen antopologlarından Ord. Prof. Dr. Muzaffer Şenyürek (1915-1961).

Görüldüğü gibi, bu giriş yazısı, günümüzde de varlığını sürdüren ve evrimin anlaşılmasını güçleştiren, ayrı kutuplarda gözükmekle birlikte evrime dair kafa bulanıklığı ve bilgisizliği inşa etmek bakımından aslında aynı cehalet çomağının iki yapışkan ucunu temsil eden, bildik evrim karşıtlığı ideolojisine ve avam evrimciliğe değinmektedir.

Sadi Irmak’ın Nietzsche bağlamında Darwin ve savaş arasında kurduğu hayali ilişki “evrimin kanlı bıçaklı bir hayatta kalma savaşı, güçlünün güçsüzü alt ederek varlığını devam ettirdiği” türden avamlaştırılmasının bir örneği iken, günümüzün postmodern laf dolaştırma arenasında kaba gibi gözüken ileri fikir – geri fikir dikotomisi ise, iyi temellendirilmiş ve yansıdığı nesnesi itibarıyla evrensel bir izah haline gelmiş bir kuramı özetleyen doğru bir fikirsel çizgi ile bu fikrin nüvelerini baştan çarpıtarak tesis ettiği uyduruk bir görecelilik tesis eden geri, yanlış fikirsel hal arasındaki net farkı ifade ediyor.

Büyük siyaset bilimcimiz Niyazi Berkes (1908-1988).

Yurt ve Dünya’nın 39. sayısındaki yazıların ilkinde, Muzaffer Şenyürek’in kaleme aldığı yazı bu birinci türden, avam evrimciliğin yarattığı kafa karışıklığını gideren temel bir evrimsel biyolojisi yazısı. Niyazi Berkes’in makalesi ise ileri-geri fikir dikotomosinin ayrıntılarına giren ve Darwin-evrim birlikteliğinin gerilim dolu zihniyet tarihine uzanıyor.

Önümüzdeki ay, Muzaffer Şenyürek hocanın, kendi primat çalışmalarından bir örneği de mütevazı bir şekilde zikrettiği temel yazısına ve Niyazi Berkes hocanın ucu keskin ama öldürmeyip idealist bir cerrah titizliğiyle nefes aldıran makalesine ayrıntılı biçimde değinerek yurdumuzdan yükselen çoğu kakafonik sesler arasında bütün netliğiyle aklımızı parlatmaya devam eden Yurt ve Dünya’ya değer katan tüm emekçilerini de yad etmiş olacağız.