Ana sayfa Antropoloji İnsan göçünde tarihin anahtarı kadınlar mı?

İnsan göçünde tarihin anahtarı kadınlar mı?

299
PAYLAŞ

Çeviren: Bünyamin Tan

Kadınlar, Erken Tunç Çağı maceraperestleri olup, bu dönemde Avrupa’ya doğru hareket etmiş ve kültür yaymışlardır.

National Academy of Sciences’ta yayımlanan yeni bir araştırmada, Güney Almanya’da ve Batı Avusturya’da bir vadi olan, Lechtal adı verilen bir bölgede ölen insanların köklerini izlemek için DNA analizi kullanıldı. Araştırmacılar, MÖ 2500-1650 yılları arasında orada gömülmüş 84 kişinin kalıntılarını analiz ederek, kadınların çoğunun aslında başka yerlerden geldiğini, ancak yetişkin olarak Lechtal’a göç ettiklerini ve toplumla bütünleştiklerini ortaya koydu.

Biliminsanları hem kadınların genetiğine, hem de kemiklerinin kimyasal yapısına baktılar; farklı coğrafi bölgeler kendi sakinlerinde farklı imzalar bırakıyor.

Max Planck İnsanlık Tarihi Bilimi Enstitüsü’nden araştırmacı Alissa Mittnik, bir demecinde “Genetik analizle kadın soyları arasında büyük bir çeşitlililik görüyoruz; bu da ancak birçok kadının yer değiştirerek Lech Vadisi’ne gelmesiyle zamanla ortaya çıkabilecek bir durumdur.”

Molar dişlerde yapılan izotop analizi, kadınların bölgeden olmadığını vurgulayan stronsiyum elementi seviyelerini göstermiştir.

Lechtal’ın yeni üyelerinden biri, muhtemelen Orta Almanya’dan veya Çek Cumhuriyeti’nin batı kesiminde yer alan Bohemya’dan göç etmişti; kadınlar tamamen toplumla bütünleşmiş, aileler kurmuşlar ve daha sonra yerel halk gibi yerel mezarlıklara gömülmüşlerdir.

Diğer taraftan erkekler, genellikle doğdukları yerde kaldılar. Bu tür göç kalıpları “patrilokal” olarak bilinir.

Araştırmacılara göre, Avrupalılar Taş Devri’nden Tunç Çağı’na geçerken, olduğu yerde kalan erkekler ve Lechtal’e göç eden kadınlar, bu verimli vadinin kenarındaki köylerde yüzlerce yıl boyunca yaşamlarına devam ettiler.

Lechtal’daki tarihöncesi mezarlıklara gömülmüş kadınların çoğu, buradaki toplulukla bütünleştirilmiş yabancı kadınlardı. Fotoğraflar: Stadtarchäologie Augsburg

Enstitü, “Kadınların göç hareketi, Bronz Çağı’nda kültür nesneleri ve fikir alışverişinin kaydadeğer oranda artmasında, dolayısıyla yeni teknolojilerin geliştirilmesinde önemli bir destekleyici rol oynamış olabilir” diyor. “Arkeolojik açıdan bakıldığında, yeni anlayışlar Bronz Çağı’nda kadınların hareketliliğinin kültürel alışverişteki önemini ortaya koyuyor.”

Bulgular ayrıca biliminsanlarına, tarihöncesi zamanlarda insanların kıtada nasıl hareket ettiğini anlatıyor. Göçlerle ilgili ipuçları, her zaman sadece iskeletlerden elde edilmiyor. Bir diğer yakın tarihli araştırmada, İsviçre Alplerinde bulunan ve analiz edilen, Erken Bronz Çağı’ndan kalma ahşap sandık, buğday da dahil olmak üzere tahıl kalıntıları içerdiği tespit edildiğinde, Avrasya’ya nasıl yerleşildiğini göstermişti. Tarımın başlangıcı ve eski insanların kıtalar boyunca dolaşan diyetleri hakkında bir boşluğu doldurmaya yardımcı olmuştu. Lechtal’e gömülmüş kadınların kemikleri üzerinde yapılan genetik ve izotop analizleri de bilgi boşluğunun kapatılmasına yardımcı oluyor.

Araştırmanın lideri Philipp Stockhammer, bir demecinde şöyle diyor: “Bireysel hareketlilik Orta Avrupa’daki insanların yaşamlarını karakterize eden önemli bir özellikti, üçüncü ve ikinci bin yılın başlarında bile diyor ve ekliyor: “Daha önce gruplar halinde olduğuna inanılan göçün, en azından bir bölümü, bireysel hareketliliğin kurumsallaşmış bir biçimine dayanıyordu.”