Ana sayfa 167. Sayı Kitapçı Rafı – 167

Kitapçı Rafı – 167

292
PAYLAŞ

Karl Marx

– Allen W. Wood, Çev. Dilek Yücel, Barış Aydın, İletişim Yayınları, 2017, 424 s.

Karl Marx, iktisattan siyaset felsefesine modern düşüncenin birçok alanını derinden etkileyen, son 200 yıla damgasını vurmuş filozoflardan biri. Allen W. Wood, Marx’ın felsefesini analitik bir çalışma çerçevesinde ele aldığı bu kitabında, yaygın  yanlış anlamalar ve hatalı eleştiriler karşısında nesnel bir Marx analizi sunma iddiasında.

Marx’ın yapıtlarındaki temel felsefi meseleleri, yabancılaşma kavramı, tarihsel materyalizm, toplumsal sınıflar, ahlâkın doğası ve toplumsal işlevi, Marx’ın felsefi materyalizmi ve ateizmi, Hegelci diyalektikle ilişkisi ve Marksist değer teorisi başlıkları altında inceleyen Wood, kapitalist sömürünün her ne kadar biçim değiştirse de, olanca şiddetiyle devam ettiği günümüzde, Marksizmi 20. yüzyılın reel-sosyalizm deneyimleri ışığında  değerlendirmek kadar onu bir felsefi ütopya olarak yeniden inşa etmenin de bir zaruret olduğunu hatırlatıyor.

Walter Benjamin ve Politik Felsefesi

– Derleyen Ertan Kardeş, İthaki Yayınları, 2017, 184 s.

Üzerine pek çok araştırma yapılmış, kavramları birçok incelemede kullanılmış Walter Benjamin, bu kitabında, genç ve deneyimli akademisyenler tarafından politik felsefe odağında irdeleniyor.

Yeni bir canavarlık tehdidiyle karşı karşıya olduğumuz bugün, 2. Dünya Savaşı öncesi dönemin büyük düşünürlerinden Walter Benjamin, endişe içinde değilse de, iyimser olmayan bir umutla yeniden düşüncenin bağrına çağrılıyor. Teolojiden hukuka, şiddetten ezoterizme uzanan geniş bir konular yelpazesinde Benjamin’in felsefesinin güncelliğine muhtelif bakışlar yöneltiliyor.

Güzelin ve Çirkinin Ötesinde Estetiğin Halleri

– Süreyya Su, Can Yayınları, 2017, 223 s.

Alexander Gottlieb Baumgarten’in 1750’de “hissiyat ve duyumsallık bilimi olarak” “icat ettiği” estetik kavramı, Aydınlanma dönemiyle birlikte pek çok durak ve konaktan geçerek modernizme büyük bir düşünce külliyatıyla geldi. Modern dönemin felsefesi, felsefecileri estetik üzerine düşünce üretirken, kültür, popüler kültür gibi aktüel mesele ve kavramlara da temas ettiler. Yazar Süreyya Su, bu serüvenin mazisi uzun estetik tartışmalarını, bir kısmı daha önce çeşitli dergilerde yayımlanan, ancak bu kitap için gözden geçirilen, bir kısmı da bu kitabın kapsamı ve içeriği doğrultusunda “yeni” yazılan yazılarıyla, hem düşünsel, teorik, tarihsel, politik ve ekonomik yanlarıyla da ortaya koymayı hedefliyor.

Karanlık Madde ve Dinozorlar

– Lisa Randall, Çev. Zekeriya Aydın, Alfa Bilim, 2017, 406 s.

66 milyon yıl önce, şehir büyüklüğünde bir cisim uzaydan Dünya’ya düşmüş; gezegenimiz üzerindeki türlerin üçte ikisiyle birlikte dinozorları öldüren bir felakete yol açmıştı. Yazar  Lisa Randall bunun bir kuyrukluyıldız olduğunu savlıyor: Güneş Sistemimiz Samanyolu düzlemindeki karanlık madde diskinden geçerken, karanlık maddenin etkisi bu kuyrukluyıldızı yörüngesinden çıkarmış olabilir. Randall kitabında, karanlık maddenin doğası hakkındaki varsayımlara meydan okuyor ve biliminsanlarının yeni fikirleri nasıl ortaya atıp formüle ettiklerini gösteriyor.

Doktor Hikmet Kıvılcımlı

– Şenol Çarık, Asi Kitap, 2017, 296 s.

Doktor Hikmet Kıvılcımlı Türkiye solunun önde gelen isimlerinden, bilimsel sosyalist kuramcı, lider, özgün, üretken, araştırmacı. 17 yaşında, Köyceğiz Kuvay-­ı Milliye Komutanı olarak düşman işgaline karşı savaşır. Genç yaşlarından itibaren Marksizmi kavrayıp bunu Türkiye’nin kendi özgün koşullarına uyarlama çabası vermiş; kendi tabiriyle, “Marksizm-Leninizmi alfabeden başlayıp cebri âlâsına dek etüd etmiştir.”

Şenol Çarık tarihimizin bu önemli yaşamının bir özetini çıkartmak, yeni nesile Hikmet Kıvılcımlı’yı anlatmak ve ömrünün her anını davasına adamış olan Doktor’a bir saygı duruşunda bulunmak amacıyla bu eseri kaleme almış.

Eskiçağ Mezopotamyası’nda Liderler Krallar Kahramanlar

– Ercüment Yıldırım, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2017, 204 s.

Yaşamın medeniyete dönüşümünün gerçekleştiği Mezopotamya, ilk şehirlerin kurulduğu coğrafya olmasının yanı sıra ilk liderlerin, kralların ve kahramanların da vatanıdır. Günümüz toplumlarının sahip olduğu medeniyet anlayışının temellerinin atıldığı Mezopotamya şehir kültürü, dini yaşantının yönetime dönüşmesi ile şekillenmiştir. Bu şekillenme şehirleşmeden devletleşmeye evrilirken, krallar da bir yönetici olmaktan çıkıp tanrının temsilcisi ve hatta tanrı olmuştur. Bu dönüşümün açıklandığı bu çalışma, Mezopotamya’da bir liderin neden kral olmak istediğini; bir kralın neden tanrılığa özendiğini açıklamaya çalışmış.

Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi

– Ernst Cassirer, Çev. Doğan Özlem, Notos Kitap, 2017, 579 s.

20. yüzyılın filozoflarından ve Yeni Kantçı akımın başlıca temsilcilerinden Ernst Cassirer’in felsefi bir monografi niteliğindeki Kant’ın Yaşamı ve Öğretisi eseri, ilk baskısının üstünden yüzyıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, bugün de Kant felsefesi üstüne yazılmış en kapsamlı kitaplar arasında yer alıyor. Cassirer, Kant’ın on ciltlik toplu eserlerini (1912-1923) “aydınlatıcı ve bütünleyici” bir kitap olarak tasarladığı bu çalışmada, Kant’ın eserlerini sistematik ve kronolojik biçimde konumlandırıyor. Filozofun yaşamının ve düşüncesinin birbirini belirlediği bir “yaşam biçimi” ve “öğreti biçimi” içinde biyografik ayrıntılarda kaybolmadan felsefi bir Kant portresi çiziyor.

Alman Felsefesi Üstüne Diyalog

– Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Çev. A. Nüvit Bingöl, Levent Konca, Metis Yayınları, 2017, 96 s.

İki filozof arasında hakiki bir tartışma: Alman felsefesinden, yani Kant, Hegel, Marx, Heidegger ve Adorno’dan yola çıkıp hem genel olarak felsefeyi hem de kendi pozisyonlarını tartışıyorlar. Birbirlerine şakacıktan değil gerçekten “vuruyorlar”. Jan Völker’in felsefi tartışmanın imkânı ve rolü üstüne düşünen güzel sonsözüyle beraber bu diyalog düşünmenin yollarını araştırıyor.

Magnetsiz Şehirler

– Kolektif, Nobel Akademik Yayınları, 2017, 272 s.

Kent, yalnızca mimarinin ya da planlama yaklaşımlarının ko­nusu olan bir gerçeklik değildir. Kentlere dönük her üretimi ya da mimar/plancı müdahalesini çeşitli toplumsal nedenler çerçevesinde anlamak ve toplumsal etki ve maliyetleri çerçe­vesinde değerlendirmek de gerekir. Bu açıdan bakıldığında, değerlerin analize katılması ayrı bir önem taşımaktadır. Kitaptaki yazıların anafikri, kentsel yaşamın kalitesinin yük­seltilmesi, toplumsal adalet, eşitlik ve katılımın artırılması, yoksulluğun azaltılması gibi pek çok konunun aynı zamanda insanca yaşamanın asgari gerekleri olduğu ve kentsel sorun­lara dair analizlerin eylemsel sonuçları bulunması gerektiği kabulüne yaslanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, kitapta yer alan makaleler hem toplumsal politika yapıcıların hem de kentin sakinleri olarak bizlerin bu konularda ne yapma­mız gerektiğine dair ipuçlarını da içinde barındırmaktadır.

Gönüllü Emeği ve İş Hukuku

– Kübra Doğan Yenisey, Mahmut Kabakcı, Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017, 126 s.

Modern toplumların önemli bir özelliği olarak kabul edilen gönüllülük, hukuken bireylerin ifade ve örgütlenme özgürlüğünün yansımalarından biri olup, demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Günümüzde gönüllü çalışma konusu olabilen hizmetler çok büyük bir çeşitlilik göstermekte olup, uluslararası nitelik taşıyabilmektedir. Bir özgürlük alanı olan gönüllü faaliyetlerin genişlemesi ve çeşitlenmesi konunun hukuki boyutunun ele alınması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Gönüllülük hukuken düzenlenmeli midir? Düzenlenecekse nasıl? Gönüllülüğün iş ve sosyal güvenlik hukukundaki yeri hakkında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyadaki çeşitli örneklerin incelendiği bu kitap, Türkiye için geliştirilecek modele yönelik bir ilk adım olarak değerlendirilmelidir. Kübra Doğan Yenisey ve Mahmut Kabakcı’nın bu çalışması, yasalar ve politikalarda gönüllülük esaslarına, mevcut hukuki düzenlemelere, gönüllülüğün sosyal güvenlik hukuku ile ilişkisine bakarken, bir yandan da gönüllülüğe ilişkin hukuki bir model sunarak, gönüllünün hukuki statüsüne, sağlık ve güvenliğin korunmasına, sosyal güvenlik alanında asgari korumaya değinmektedir.

Tarihte Doğu-Batı Çatışması

– Kolektif, Doğu Kitabevi, 2017, 688 s.

Kitabın arka kapağı şöyle bir çerçeve çiziyor: “Doğu-Batı çatışması toplumlar arası ilişkilerde önemini kanıtlamış, dünya ta­rihinin birliğini ve dinamizmini oluşturan temel olaydır. Toplumlar arasındaki farklılıklar toplumların bu çatışma içindeki konum ve rollerine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Toplumların kendi varlıklarını belirleyen böyle bir temel olay karşısın­da bilinçlenmemeleri olanaksızdır. Ancak aynı olay içinde olmalarına karşılık çö­zümde ortaya çıkan farklı çıkarlar nedeniyle taraflar Doğu-Batı çatışmasına ayrı değer ve anlamlar vermektedir. Bu konuda geçmişten günümüze çeşitli açıklama­lar bulunmaktadır. Aynı şekilde Doğu-Batı ilişkilerinde üstünlük kazanma çabası Doğu-Batı çatışmasının tarih içinde çeşitli biçimler almasına neden olmaktadır. Söz konusu olaya bu kadar büyük değer atfedilmesinin nedeni taraflara önemli olanaklar kazandırmış olması dolayısıyladır. Türk toplum ve tarihinin temel dö­nüm noktaları Doğu-Batı çatışması içindeki yerimiz ve rolümüzle belirlenmiştir. Toplum kimliğimiz de buna göre biçimlenmiştir. Dünya tarihini belirleyen böy­lesine önemli bir olay karşısında tavırsız kalmak veya benimsenen tutumun ge­reklerinden kaçmak mümkün olmamaktadır. Bunu Türk toplum ve tarihi içinde izlemek mümkündür. Türklerin Orta Asya’da İslamiyet’le ilişkisi, Yakın Doğu’daki serüvenleri ve Anadolu’nun Türkleşmesi, Doğu-Batı çatışması çerçevesinde ortaya çıkan olaylardır. Türk insanı, Türk toplumu dünya içindeki ayrıcalıklı yerini ve bağımsız kimliğini dünya tarihine yön veren bu temel olay içinde kazanmıştır.”

Türkiye’de Akademik Tarihçilik

– Ahmet Şimşek, Alaattin Aköz, Kronik Kitap, 2017, 192 s.

Tarih bilimi 19. yüzyıl itibariyle üniversitelerde bir kürsü olarak yer almaya başlayınca, akademik tarihçilik de gündemde kendine yer buldu. Bu alanın uzmanları ve onların talebeleri yıllar boyunca ortaya oldukça kritik nitelikte sorular attı, çözümler aradı.
Tarihçiler geçmişin bilgisini nasıl inşa ederler? Tarih bilgisi üretiminin sosyal ve siyasal gelişmelerle ilişkisi nedir? İktidara göre değişen resmi tarih ile akademik tarih arasında nasıl bir etkileşim söz konusudur? Tarihçi, bilgi üretme ve dağıtım süreçleri içerisinde ne kadar özgür olabilir? Bu gibi soruların cevaplarını arayan tarihçiler elinizdeki kitapta, Türkiye’de akademik tarihçiliğin gelişimini ve temel meselelerini tartışıyorlar.
Kitaba katkı sunanlar ise, Zafer Toprak, İlhan Tekeli, Yunus Koç, Mehmet Ö. Alkan, Hakan Kaynar, Arif Bilgin, Mehmet Yaşar Ertaş ve İbrahim Turan.

Kimlik

– Zygmunt Bauman, Çev. Mesut Hazır, Heretik Yayınları, 2017, 119 s.

Bauman bu kitabında, yaşanmışlıklarını da düşüncesiyle harmanlayarak kimliği, ötekiliği, muhayyel tanımlamaların ve önyargıların bizi düşürdüğü hali, kendine has üslubuyla irdeliyor. İcat edilmiş uyrukların, sınırların ve ulusların yerlilik ile girdiği savaşı, kendi hayatından örneklerle açıklığa kavuşturuyor. Kendisine verilecek ödül ile ilgili olarak düzenlenen törende, hangi ulusal marşın gerçekten onu temsil edebileceğine karar vermekte zorlanırken yaşadığı açmaz, bir entelektüelin yersiz-yurtsuzluğunu anlatmakla kalmayıp, bir sürgün entelektüelin içinden geçtiği acıtan gerçekliği de hepimizin yüzüne vuruyor.