Ana sayfa Bilim Gündemi Fastfood, bağışıklık sistemini uzun süreli saldırganlaştırıyor

Fastfood, bağışıklık sistemini uzun süreli saldırganlaştırıyor

1176
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

Bağışıklık sistemi, yüksek yağlı ve yüksek kalorili beslenmeye, vücudun bakteriyel enfeksiyonlara verdiği tepkiye benzer bir tepki veriyor. Bonn Üniversitesi’nde yakın zamanda yapılan bir çalışma bunu doğruladı. Özellikle rahatsız edici olan, sağlıksız yiyeceklerin vücut savunma sistemini uzun süreli olarak saldırgan hale getirmesiydi. Sağlıklı beslenmeye dönüldükten uzun bir zaman sonra bile, temel bağışıklık sistemi uyarımı, tıpkı enflamasyonda (yangı, iltihap) olduğu gibi sürmekteydi. Bu “uzun dönem” değişiklikleri belki de “Batı diyeti” ile bağlantılı olduğu düşünülen kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı gelişimiyle de ilgili olabilir. Çalışma Cell dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar farelere bir ay boyunca, sözde “Batı diyeti” olarak bilinen yüksek yağlı, şekerli, liften fakir bir beslenme programı uyguladı. Sonrasında farelerde, tehlikeli bakterilerle karşılaştıklarında yaşadıklarına benzer bir güçlü enflamasyon yanıtı belirlediler. Sağlıksız beslenmeyle farelerin kanlarında granülosit ve monosit gibi belirgin bağışıklık sitemi hücrelerinin sayısında beklenmedik düzeyde artış olmuştu. Bu da olaya, bu hücrelerin asıl yapım yeri olan kemik iliğinin de dahil olduğunu göstermekteydi. Ekip bulgularını daha iyi anlayabilmek için, sağlıksız beslenen ve kontrollü sağlıklı beslenen farelerin kemik iliği örneklerindeki öncül bağışıklık hücrelerinin işlevlerini, aktivasyonlarını sistematik olarak analiz etti.

Batı beslenme tipinin öncül bağışıklık sistemi hücrelerinin çok sayıda genini aktive ettiği gösterildi. Bu genler hücrelerin çoğalma ve olgunlaşma yanıtından sorumlu olan genlerdi. Fastfood besinler, vücutta hızlı bir şekilde güçlü bir hücre ordusu oluşmasına neden oluyordu. Araştırmacılar hemen sonrasındaki dört haftada farelere tahıl ağırlıklı bir beslenme biçimi uyguladıklarında bu enflamasyon yanıtının ortadan kaybolduğunu gördüler. Ortadan kaybolmayan ise, bağışıklık hücreleri ve öncüllerindeki genetik yeniden programlamaydı. Dört haftanın sonunda bile fastfood sürecindeki gibi aktif olarak çalışıyorlardı.

Bağışıklık hücrelerinde “fast food alıcısı”

Doğal bağışıklık sisteminin bir hafızası olduğu yakın zamanlarda anlaşıldı. Bir enfeksiyondan sonra, vücut savunma sistemi, yeni bir atağa kolay uyum sağlamak için oluşturduğu savunma ve alarm durumunu belli süre korumaktadır. Uzmanlar buna “doğal bağışıklık eğitimi” diyorlar. Farelerde bu süreç bakterilerle değil sağlıksız beslenmeyle tetiklenmişti.

Araştırmacılar daha ileri çalışmalarla bağışıklık hücrelerinde bir “fastfood alıcısı” arayışına girdiler. 120 denekten aldıkları kan hücrelerini incelediler. Bazılarının doğal bağışıklık sistemleri özellikle güçlü bir eğitim etkisi gösterdi. Bu deneklerde, inflamazom olarak adlandırılan çoklu protein yapıları belirlendi. İnflamazomlar, vücutta enfeksiyon ve diğer zararlı ajanları fark ederek bu bilgiyi hücreler arası ileten, ayrıca yüksek enflamatuvar yanıt için gerekli haberciler salgılanmasını sağlayan anahtar yapılardır. Batı beslenme tipinde NLRP3 inflamazomunun belirgin olarak salgılandığı kesin olarak gösterilmiştir.

İlginç bir şekilde, ani oluşan enflamatuvar yanıta ek olarak, uzun süreli bir bağışıklık sistem yanıtı da olduğu belirlenmiştir. Batı beslenme tipiyle harekete geçen sistem, genetik bilgi paketini ve yolunu değiştirmektedir. Genetik materyal DNA içinde depolanmıştır ve her bir hücre pek çok DNA sarmalı içerir ki, bunların uzunluğu bir arada iken 2 metreyi bulmaktadır. Bununla birlikte hücre çekirdeğinde ve etrafı belirli proteinlerle paketlenmiş olduğundan DNA içindeki genleri okumak o kadar da kolay değildir.

Sağlıksız beslenme işte bu saklı durumda olan parçaları çözerek adeta asılı bir yün yumağına çevirir. Bu bölgedeki genetik materyal, geçici olarak devam eden süreçte okunması daha kolay halde açığa çıkar. Biliminsanları buna “epigenetik değişiklikler” adını vermiştir. İnflamazomlar bu tip epigenetik değişiklikleri tetikler. Sonuçta bağışıklık sistemi ufak bir uyarı da bile güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturmaya başlar.

Sağlık için dramatik sonuçlar

Bu enflamatuvar yanıtlar sırayla, damar hastalıkları ve tip 2 diyabetin gelişimine neden olur. Örneğin ateroskleroziste, tipik olarak damar içi birikimler, plak oluşumları, yağ ve hücre birikimi söz konusudur. Enflamatuvar reaksiyon bu birikime doğrudan katkı sağlar. Çünkü yeni harekete geçmiş bağışıklık sistemi hücreleri damar duvarlarına hızla göç eder. Plaklar çok büyüdüğünde çatlayarak dolaşıma katılır ve kanı hızla pıhtılaştırırlar ki, bu da damarları kolaylıkla tıkar. Olası sonuçlar inme ya da kalp krizidir.

Yanlış beslenme dramatik sonuçlar yaratmaktadır. Son yüzyılda Batı ülkelerinde ortalama yaşam süresi beklentisi düzenli ve ısrarlı bir şekilde artmaktayken bu beslenme biçimi belki de ilk olarak bir pürüz yaratmakta; bireyler ebeveynlerinden daha az yaşamaktadır. Kötü beslenme ve hareketsizlik bu konuda kesin bir rol oynamaktadır.

Latz’a göre bulgularının önemli toplumsal karşılığı vardır. Beslenme eğitimine ayrılan kaynak bu anlamda bugünkü mevcut durumdan çok daha fazla olmalıdır. Çocuklarımızı erken evrede yemek endüstrisinin cezbediciliğinden korumayı başarırsak oluşacak bağışıklık sistemlerini de bu yazılımdan korumuş oluruz.