Ana sayfa Antropoloji Bilinen en eski mağara resimlerini yapanlar Neandertal ressamlar mı?

Bilinen en eski mağara resimlerini yapanlar Neandertal ressamlar mı?

948
PAYLAŞ
İspanya’daki bu mağaranın duvarındaki basamak biçimli figür, en az 65.000 yıl öncesine dayanmaktadır. © P. Saura

Çeviren: Bünyamin Tan

İspanya’nın üç bölgesinde bulunan çizimler, ilk insanın Avrupa’ya gelişinin tahmin edilenden en az 20.000 yıl daha önce gerçekleştiğini düşündürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Science1 dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Neandertaller, bugünkü kuzenleri olan Homo sapiens’lerden önce Avrupa’ya geldiler ve İspanya’daki mağara duvarlarına çizimler yaptılar. Bu bulgu, soyu tükenmiş hominidlerin, bir zamanlar entelektüel olarak insanlardan aşağı oldukları varsayıma karşın karmaşık inançlara sahip sanatçılar olabileceklerini göstermektedir.

Emma Marris’in Nature’da yayımlanan yazısına göre, İspanya’daki üç bölgede, mağaraların derinliklerine çizilmiş durumda basamağı andıran şekiller, noktalar ve el izleri yer almaktadır. Birleşik Krallık’taki Southampton Üniversitesi’nden arkeolog ve çalışmanın ortak yazarı Alistair Pike, bunların bugün için kesin olarak anlamlarının bilinemeyeceğini ama kaybolan akrabalarımız için kesinlikle birer anlamları olduğunu söylüyor. Pike şunları da ekliyor: “Sadece yaşam alanlarını süslemiyorlardı. İnsanlar karanlığın içine doğru yolculuk ediyorlardı.”

İnsanların yaklaşık 40.000–45.000 yıl önce Avrupa’ya geldiği düşünülmektedir. İspanya’nın farklı bölgelerindeki üç mağarada yer alan eserler üzerinde yer alan kalsiyumkarbonat üzerine yapılan uranyum-toryum tarihlendirmesine göre en az 65.000 yıllıklar.

Bu mineral birikintileri yavaş yavaş gelişir. Kalsiyum içeren su, mağara yüzeyleriyle temas eder. Kayaçtaki su ayrıca bir miktar uranyum içerir. Kalsiyumkarbonat suda çöktükten sonra, uranyum sabitliğinin belirli bir hızda toryuma dönmesiyle bir tür zamanlayıcı görevi görür.

Uranyum-toryum tarihlendirmesi jeolojide on yıllardır kullanılmaktadır, ancak mağara sanatının yaşını tahmin etmek için nadiren kullanılmıştır. Bazı arkeologlar buna kuşkuyla yaklaşıyor: Kalsiyumkarbonatın ilk oluşumdan sonra çözülebileceğini ve yeniden kristalleşebileceğini ileri sürerler. Bazısı uranyumu da yıkayarak, mineral örneğinin olduğundan daha yaşlı çıkmasını sağlayan bir süreçten geçebileceğini söylüyor.

Şimdiye kadar bilinen en eski mağara sanatı, yaklaşık 40.000 yaşındaydı – 2014 yılında ortaya çıkarılan Endonezya’daki bir arazide2 şablon halinde eller ve hayvanların resmedildiği çizimler bulundu. Pike ve arkadaşlarının 2012 yılında bulduğu İspanya, Cantabria’daki3 bir mağarada ise disk ve el şablonları bulunuyordu.

Çizim sonuçları

Tarihlendirme yöntemiyle ilgili itirazları tahmin eden Pike’ın ekibi, kalsiyumkarbonat kabuğunun dış, orta ve iç katmanlarından örnekler topladı ve ayrı ayrı tarihlendirdi. Beklendiği gibi, çizimlere en yakın olan iç numuneler en eski tarihleri ortaya çıkardı ve dış örneklerin daha genç dönemlere ait olduğu belirlendi; çünkü daha sonra oluşan çökelti tabakalarıydı. Pike, “Kalsiti yeniden kristalize edecek ve onları stratigrafik düzende tutacak herhangi bir süreç düşünemiyoruz” diyor. Araştırmacılar, insan öncesi ilk belirgin tarihi kayıtları bulduktan sonra sonuçları yayınlamak için üç yıl beklediler, böylece çok sayıda örnek toplayıp metodolojilerini yayınlayabilirlerdi.

Ancak bazı arkeologlar ikna olmuyor. İspanya, Santander’deki Prehistorya ve Arkeoloji Müzesi arkeoloğu olan Roberto Ontañón Peredo şunları söylüyor: “Benim görüşüme göre, çok daha büyük bir sonuç esasına sahip olana kadar bu ‘oldukça eski’ sonuçlara karşı dikkatli olmalıyız. Zihnimizi sakin tutmalıyız.”

Pike, Neandertallerin mağara sanatı oluşturduğuna inanmadaki bu isteksizliğin, metodolojik anlaşmazlıklardan ziyade tür-izm’iyle ilgisinin olabileceğini düşünüyor ve ekliyor: “İnsanlar Neandertallere karşı çok önyargılı.”

Colorado Boulder Üniversitesi’nde Neandertal kültürünü araştıran bir arkeolog olan Paola Villa, Neandertallerin moronik hayvanlar gibi haksız bir üne sahip olduğunu söylüyor. Bedenlerinin, eski hominidlerin özelliklerine sahip olma anlamında, daha ağır kemikler ve belirgin kaş sırtları gibi,  “arkaik” olduğunu söylüyor. Bu onların “davranışsal olarak arkaik” da arkaik sayılmasına yol açıyor. Villa diyor ki: “Basmakalıp bir biçimde, ilkel budalalar olarak klişeleştirilmişlerdi.”

Bu varsayım, insanlarla rekabette daha yavaş oldukları için yok olan Neandertaller ile ilgili teorilere olan eğilimi destekledi. Ancak Villa, araştırmanın dikkatli bir şekilde incelendiğinde “Neandertaller ve modern insanlar arasındaki bilişsel uçurum varsayamını destekleyici nitelikte olmadığını” söylüyor. Daha yeni teoriler, insanlara oranla daha düşük nüfus yoğunluğu ve “melezleşmeyle asimilasyon” gibi faktörlere odaklanıyor.

Pike ve çalışma arkadaşlarına göre Neandertal sanatçılarının yaptıkları basamak biçimindeki dikdörtgen formlar içerisinde belli belirsiz hayvan figürleri mevcut. Bunlar bir gizemin parçası, ancak Pike, bunun “kendi aralarına giren ve kendi sanatlarını eklemleyen modern insanların” bir sonucu olabileceğini söylüyor. İnsanların ve Neandertallerin melezleşmiş olabileceğini ve hatta -bir şekilde- sanatsal olarak işbirliği yapmış olabileceklerini söylüyor.

Kaynaklar

1. Hoffmann, D. L. et al. Science 359, 912–915 (2018).

2. Aubert, M. et al. Nature 514, 223–227 (2014).

3. Pike, A. W. G. et al. Science 336, 1409–1413 (2012).