Ana sayfa Bilim Öyküleri Rus Çariçe II. Katerina ile Fransız aydınlanmacılarının flörtü

Rus Çariçe II. Katerina ile Fransız aydınlanmacılarının flörtü

874
PAYLAŞ

Aydınlanma felsefesinin Rusya’ya girip yayılmasının yolunu açan Çariçe II. Katerina, ünlü Fransız aydınlanma düşünürlerini Rusya’ya davet etmiş ve onlarla yakın ilişki kurmuştur.

Çoğu tarihçi, Aydınlanma düşüncesinin Rusya’ya girişinin II. Katerina döneminde (1762-1796) gerçekleştiğini belirtir. Aydınlanma felsefesinin Rusya’ya girip yayılmasının yolunu açan Çariçe II. Katerina, ünlü Fransız aydınlanma düşünürlerini Rusya’ya davet etmiş ve onlarla yakın ilişki kurmuştur.

II. Katerina iktidara gelir gelmez, Fransız Ansiklopedicileriyle iletişim kurar. Kendisini onların bir öğrencisi saydığını belirtir ve amaçlarını gerçekleştirmeye söz verir. Hatta Fransa’da “Encyclopedie” (Ansiklopedi)’nin çıkartılmasında güçlükler yaşanması üzerine, geriye kalan ciltlerinin Rusya’da bastırılmasını önerir.

II. Katerina, aslında bir cumhuriyetçi olduğu ve despotizmi ortadan kaldırmayı amaçladığı yolunda bir izlenim yaratmaya çalışır.

Diderot iyice coşuyor

Fransız düşünürleri Rusya’daki bu gelişmeyi önce şaşkınlıkla sonra da coşkuyla karşılarlar. Diderot’ya yazdığı bir mektupta Voltaire, “Ne şaşırtıcı günlerde yaşıyoruz. Fransa felsefeyi bir suçlu gibi kovuştururken İskitler (yani barbar Ruslar) onu koruma önerisinde bulunuyorlar.” der.

Diderot, Katerina’ya sunduğu “Polis Hakkında Tarihsel Deneme” adlı raporunda, “Fransa’nın geleneksel mülkiyet ilişkileriyle sımsıkı bağlanmış durumda olması yasalarda reform yapılmasını olanaksız kılarken, Rusya’da İmparatoriçe Majestelerinin yapamayacağı hiçbir şeyin bulunmaması ve yalnızca iyiliği düşünen biri olması (Rusya için) büyük şans” diye yazar. “Daha üzerinde hiçbir işlemde bulunulmamış bir ulusa ne mutlu” diye ekler.

Diderot iyice coşmuştur. Voltaire’e yazdığı bir mektupta, Katerina’nın “Brutus’un ruhuyla Kleopatra’nın büyüsünü kendisinde birleştirdiğini” söyler.

Jean-Jacques Rousseau, II. Katerina’nın çağrısına baştan tavrını koymuştur.

Rousseau farklı

Katerina, aslında bir cumhuriyetçi olduğu ve despotizmi yavaş yavaş ortadan kaldırmayı amaçladığı yolunda bir izlenim yaratmaya çalışmaktadır. Hatta bu yolda Rousseau gibi son derece radikal bir düşünürle dahi ilişki kurmayı dener ve onu Rusya’ya çağırır.

Ne var ki Rousseau, ne bu çağrıyı kabul eder ne de Katerina’nın kendisine vermek istediği, “Rus tiranı”nın adını gelecek kuşakların gözünden düşürme girişimi olarak nitelediği yüz bin rubleyi.

Rousseau farkını koymuştur!

Katerina’nın ‘Yönergeler’i

“Aydınlanmış monark” olarak ün kazanma çabasındaki Katerina, bazı önemli yasal değişiklikler getirme girişiminde de bulunur. 1767’de bir yasa komisyonu toplayıp, komisyona Montesquieu ve Beccaria’nın (ölüm cezasına ve suçlulara acımasız davranılmasına karşı çıkan İtalyan hukukçu) yazılarından çıkarılmış formüllerin serbestçe kullanılabilmesi için hazırladığı “Yönergeler”i verir. Aydınlanma’nın doğal hukuk kuramına inandığını söyleyip, Rusya’yı tüm insanların doğal haklarına saygı gösterecek hukuka bağlı bir devlet yapma sözünü verir.

Fakat söz konusu Yönergeler’in çeşitli dillerde lüks bir baskısının yabancı okurların öğrenmeleri için yayınlanmış olmasına karşılık, Katerina’nın bu yapıtın Rusya içinde geniş çevreye yayılmasını yasaklamış olması ilginçtir!

Yasa Komisyonu, içlerinde devlet mülklerindeki köylüleri temsil eden 100’den fazla delegenin de bulunduğu 564 temsilciden oluşur. Ama köylülerin yarısından fazlasını oluşturan serfler komisyonda temsil edilmezler. Komisyon görüşmeleri, imparatoriçe hakkında koro halinde övgülere dönüşür. Puşkin bu komisyonu “edepsizce bir farstan, kaba bir köylü güldürüsünden başka bir şey değildi” diye nitelemiştir.

Yine de bazı delegeler Yönergeler’i aşan radikal düşünceler ileri sürerler. Görüşmelerin denetimden çıkmaya başlaması üzerine Katerina, Osmanlı ile savaş başlamasını bahane ederek komisyonu dağıtır.

Yönergeler’in öyküsü ve komisyon deneyimi, yalnızca ikiyüzlü despotun değil, aynı zamanda “aydınlanmış monark” anlayışının da yenilgisinin göstergesi olmuştur. Suçluların kovuşturulmasında işkence yönteminin kaldırılması önerisinin bile yoğun bir tepkiyle karşılanması, Katerina’ya Rus yaşamının çıplak gerçeklerini kavrama olanağı verir.

Denis Diderot ve II. Katerina. Flörtleri uzun sürmüyor.

Diderot-Katerina ‘aşkı’ son buluyor

Fransız düşünürlerin II. Katerina hakkında besledikleri umutlar tükenmek üzeredir. Diderot, Ansiklopedi’nin gözden geçirilmiş yeni baskısının Rusya’da bir türlü yapılmaması üzerine 1773’te Rusya’ya gider. Katerina’yla yaptığı uzun konuşmalar ve Rusya’daki toplumsal yaşam üzerine gözlemleri Diderot’yu hayal kırıklığına uğratır.

Diderot tuttuğu notlarda, “Rusya’da bireysel özgürlüğün derecesi sıfıra indirilmiş; bir kimsenin üstünün sahip olduğu yetke hâlâ çok büyük ve insanların doğal hakları hâlâ son derece kısıtlı” diye yazar.

Diderot, soylularla köylüleri arasındaki ilişkiyi yöneten yasa niteliğinde herhangi bir çarlık buyruğunun bulunup bulunmadığını sorduğunda, Katerina’nın yanıtı “her çiftçi kendisine süt veren ineğine bakar, dolayısıyla hukuksal güvencelere gerek yok” olmuştur. Ayrıca Diderot’nun Yönergeler üzerine yaptığı tartışmaları da sonradan “gerçeklerden kopuk gevezelikler” olarak yorumlar.

Euler dalgasını geçiyor!

Katerina-Diderot tartışmasına ilişkin, ünlü İsviçreli matematikçi Leonhard Euler’in de karıştığı gırgır bir öyküyü aktaralım.

Diderot tavizsiz bir ateisttir ve bu tutumu Katerina’yı çileden çıkartmaktadır. Euler’den bu tanrısız Fransız’ı susturmasını ister. Diderot ve Euler’i tanrının var olup olmadığına ilişkin teolojik bir tartışma yapmaları için saraya davet eder.

Muzip bir kişiliğe sahip olan uyanık Euler, topluluğun önüne çıkıp konuşur: “Efendim, a+bn / n = x, dolayısıyla Tanrı vardır, buyurun bakalım!”

Cebirden hiç anlamayan Diderot, döneminin en büyük matematikçilerinden olan Euler’e karşı çıkamaz, öylece kalakalır. Kendisini aşağılanmış hissederek kızgın bir biçimde St. Petersburg’dan ayrılıp Paris’e döner. Bu arada Euler, Diderot’nun yokluğunda, Tanrı’nın ve insan ruhunun doğasını ortaya çıkaran gülünç ispatlar yapmayı sürdürür.

Ünlü matematikçi Leonhard Euler (solda) ve Diderot, II. Katerina’nın huzurunda gırgır bir teoloji tartışması yaparlar.

Aydınlanma şakaya gelmiyormuş!

Artık Fransız Aydınlanmacıları ile II. Katerina’nın flörtü son bulmuştur. Katerina “doğal haklar” kavramını reddeder ve Montesquieu ile Beccaria’yı bırakıp kendisine akıl hocası olarak tutucu İngiliz hukukçusu William Blackstone’u seçer.

1789 Fransız Devrimi Katerina’nın “aydınlanma oyunu”na son noktayı koyar. Önce, bu devrimin XVI. Louis’nin aptalca taktik hataları sonucu gerçekleştiğini ileri sürer. Ama Fransız kralının idam edilmesi, onu başına bir balyoz darbesi yemişçesine sersemletir.

Bir zamanlar Kışlık Sarayı’nın galeri bölümüne koydurduğu Fransız Ansiklopedicilerinin büstlerini, geride sadece Voltaire’inki kalana dek kaldırır. Kısa bir süre sonra Voltaire de sarayın mahzenini boylar.

Monarklar, Aydınlanma ile şaka yapılmayacağını anlamışlardır artık.

Kaynaklar

1) Andrzej Walicki, “Rus Düşünce Tarihi – Aydınlanmadan Marksizme”, Çev. Alâeddin Şenel, İletişim Yayınları, 2. baskı, Haziran 2013, İstanbul.

2) Simon Singh, “Fermat’nın Son Teoremi”, Çev. Sabir Yücesoy, Pan Yayıncılık, Ekim 2001, İstanbul.