Ana sayfa 129. sayı Yaşam ağacına bir türlü yerleştirilemeyen fosillerle akraba çıktık!

Yaşam ağacına bir türlü yerleştirilemeyen fosillerle akraba çıktık!

520
PAYLAŞ

Çeviren: Ali Han Ereörnek

Biliminsanları arasında Vetulicolian (okunuşu: ve-TOO-lee-coal-ee-ans) adıyla bilinen, kör su yaratıkları olarak yaşamış fosiller, 500 milyon yıl öncesine ait. Suyu süzerek beslenen, dış görünümü bir hayli bize yabancı olan bu deniz yaratıkları, sekiz rakamına benziyorlar. Garip anatomileri nedeniyle, şimdiye kadar kimse onları hayat ağacına yerleştirememişti.

BMC Evrimsel Biyoloji’de yayımlanan yeni makalede, Adelaide Üniversitesi ve Güney Avustralya Müzesi araştırmacıları, bu yaratıkları insanlarla aynı grupta yer alan omurgalı hayvanların arasında göstererek yeni bir tartışma başlattılar.

Makalenin öncülerinden Dr. Diego Garcia (Adelaide Üniversitesi Çevre Enstitüsü’nden), “Evrim çizgisinde doğrudan akrabalarımız olmasalar da, bu antik su yaratıklarının insanların uzak akrabası olduğunu söyleyebiliriz” diyor. “Onların da omurgaları ve bizler gibi omurgalılarla akrabalıkları vardır. Vetulicolianların sert bir çubukla desteklenmiş uzun kuyrukları bulunuyor. Bu çubuk Notokord’a (sırt ipliğine) benzer bir biçimde öncül bir omurgaya sahiptir ve omurgalılara özgün bir akrabadır” diye ekliyor.

Vetulicolianların ilk örnekleri 1911’de çalışılmaya başlandı ve bu 1997’ye dek sürdü. O zaman Vetulicolianların kendi grupları tanımlandı. Bu fosiller Kanada, Grönland, Çin ve Avustralya gibi yerkürenin çeşitli kesimlerinde keşfedildi. Vetulicolianlar için son fosiller Güney Avustralya’da Kangaroo Adaları’nda bulundu. Araştırmacıların Yunanca’dan gelen nesonektris (ada yüzücüsü) adını verdikleri bölge, son keşiflere ev sahipliği yapıyor.

Dr. Diego Garcia; Vetulicoalianların Kambriyen dönemi boyunca oluşan çeşitliliğin çok zengin olduğunun kanıtı olduklarını ve yaşam ağacına yeni bölümler eklediklerini vurguluyor. Ve ekliyor: “Vetulicolianlar çok başarılı yaratıklardı. Bizim ilk kuzenlerimiz deniz Squirtleri ve Salpleri gibi yerkürenin her yerine sayıca fazla olarak yayılmışlardı.”