Ana sayfa Astronomi Uzaylıları bulmaya bir adım daha! NASA, Mars’ta çok eski bir organik molekül...

Uzaylıları bulmaya bir adım daha! NASA, Mars’ta çok eski bir organik molekül buldu

678
PAYLAŞ
NASA'nın Mars’ta bulunan Merak aracının, Mount Sharp'ın alt kısmında bulunan "Buckskin" olarak adlandırılan bölgede kayaları delmeye başlamadan önce çektiği otoportresi. © NASA / JPL-Caltech / MSSS

Derleyen: Ece Gülfem Dağdeviren

Dünya’dan çok mu sıkıldınız? Yoksa, çok uzaklara gidip güzel bir tatil mi yapmak istiyorsunuz? Belki de, NASA’nın son keşfi sayesinde bu yorgunluğunuzu Mars’ta atabilirsiniz! NASA’nın meşhur Merak’ı (Curiosity rover) Kızıl Gezegen’in eskiden yaşam barıdırdığına dair kayalar üzerinde korunmuş bir ipucu ve atmosferinde de şu anki canlı arama çalışmalarını destekleyecek yönde bulgular elde etti. Her ne kadar yaşamın kendisinin tam bir kanıtı olmasa da elde edilen bulgular, gelecekte Mars’ın yüzeyini ve yeraltını anlamak adına yapılabilecek görevler için iyi bir işaret.

Organik moleküller, karbon, hidrojen, oksijen, azot v.b. elementleri içerir. Bu moleküller genellikle yaşam ile ilişkilendirilmiş olsa da, biyolojik olmayan süreçler içerisinde de oluşabilir ve bu tabi ki yaşamla ilişkilendirilebilecek bir durum değildir.

Ekip elde ettikleri verileri ele alarak Mars’ın onlara yaşam arayışı ile ilgili doğru bir yol izlediğini söylüyor. Ayrıca, devam etmekte olan ve planlanan görevlerin nefes kesici keşifler yapacağından da oldukça eminler.

Çalışmaya göre Merak, organik molekülün kaynağını henüz belirleyebilmiş değil. Eski hayatın kayıtlarını mı tutuyordu, yoksa hali hazırda hayat yoktu ve bu molekül mü vardı, canlılar için gıda mıydı, yoksa hayat Mars yüzeyinden silindikten sonra mı ortaya çıktı soruları henüz cevaplanabilmiş değil. Ama eminiz ki, bu bir anda çıkan organik molekül Mars’ın gezegensel şartlarını ve süreçlerine dair önemli kimyasal ipuçları taşımakta.

Mars, şu sıralar her ne kadar yaşanabilecek yüzey koşullarına sahip olmasa da atmosferinin geçmişte suyun yüzeyde kalabilmesini sağladığını biliyoruz. Bir zamanlar Gale Krateri’nde bulunan kocaman bir gölün de yaşamı destekleyebilecek kimyasal reaksiyonları tetikleyebileceği aşikar.

Çalışmaya göre, Mars yüzeyi uzaydan gelen radyasyona maruz kaldı. Hem radyasyon hem de sert kimyasallar organik maddenin bozunmasına yol açtı.

Mevsimsel metan gazı salınımları

Biliminsanlarının ek olarak yaptığı ikinci çalışma da yaşama yönelik iddiaları kuvvetlendirmekte. Çalışmaya göre, Merak’ın Mars Örnek İnceleyecisi (Sample Analysis on Mars) üç Mars yılı (neredeyse 6 Dünya yılı!) boyunca sürdürdüğü çalışmada Mars atmosferindeki metan gazının mevsimsel olarak değişikliklere uğradığını keşfetti. Su ve kaya arasındaki kimyasal etkileşimler metan üretimini tetiklemiş olabilir ancak biliminsanlarına göre bir canlı tarafından sentezlenmiş olabilme ihtimalini de çöpe atmamak gerekiyor.

Biliminsanları, böylesi bir metan değişikliğine ilk kez tanık olduklarını ve uzun zaman aralıklarında metan gazına dair atmosferde başka desenlere rastlayabileceklerini söylüyorlar.

Yaşamın anahtarını bulmak: organik moleküller!

Merak, bu organik moleküle ulaşabilmek için Gale kraterindeki dört farklı noktasındaki kilittaşı olarak da bilinen tortul kayaçları deldi. Üzerinde çalışılan kilittaşı milyarlarca yıl önce o alanda bulunan eski gölün dibindeki alüvyonlar ile oluşmuştu. Alınan taş örnekleri Merak’ın SAM modülü tarafından organik molekülleri toz kaya parçalarından ayırmak amacı ile 500 C’lik fırında ısıtıldı. SAM, büyük moleküllerin parçalarının buharlıştırılmasının zor olmasından dolayı kilittaşından sadece küçük organik molekülleri elde edebildi. Veriler ışığında, araba lastiklerini daha dayanıklı hale getirmek için kullanılan kükürdün benzer şekilde üzerinde çalışan örnekleri korumuş olduğu öğrenildi. Buna ek olarak ayrıca,  thiophen, benzen, toluen ve bütan gibi küçük karbon zincirlerine de rastlandı.

Bu keşif, 2013 yılında SAM’in aynı kraterde bulunan daha derinlerdeki kayalarda keşfettiği organik moleküllerle beraber gözümüzü yaşam için tekrar Mars’a çevirmemizi sağlıyor. Ancak, bu bulguları daha detaylı ele alabilmemiz için daha yeni teknolojik keşif araçları ve uyduları yollamamız gerektiği su götürmez bir gerçek. Neyse ki, iki yıl sonra fırlatılacak olan NASA’ın Mars 2020 ve ESA’nın ExoMars araçları sayesinde merakımız bir nebze dinecek gibi görünüyor.