Ana sayfa Bilim Gündemi Daha yüksek sıcaklığa sahip vücutlar, enfeksiyonlar ve tümörler ile daha iyi savaşıyor

Daha yüksek sıcaklığa sahip vücutlar, enfeksiyonlar ve tümörler ile daha iyi savaşıyor

468
PAYLAŞ
Sıcaklık ve inflamasyonda hafif bir artış – ateş gibi- enfeksiyona yanıt verirken proteinlerin genleri açıp kapamasını hızlandırır.

Çeviren: Sedef Kırdar

Warwick ve Manchester Üniversitesi’nden matematikçi ve biyologlardan oluşan bir grubun yaptığı araştırmaya göre, vücudumuzun sıcaklığı ne kadar yüksek olursa, vücudumuzun tümörlere, yaralara ve enfeksiyonlara karşı savaşmakla görevli olan savunma sistemi o kadar hızlanıyor.

Araştırmacılar, vücut sıcaklığındaki ufak tefek yükselmelerin (ateşlenme esnasında olduğu gibi) enfeksiyonlara verilen tepkiyi kontrol eden hücresel “saat” hızını arttırdığını ve bu yeni keşif sayesinde bu süreçte yer alan önemli bir proteini hedef alan, daha etkili ve hızlı çalışan ilaçların önünün açılabileceğini gösterdi. Biyologlar, inflamatuvar sinyallerin NF-kB proteinlerinin, genleri açıp kapadıkları hücre çekirdeğinin içinde ve dışında, ileri-geri hareket ettiren bir kronometre başlatmak için ‘Nükleer Faktör kappa B’ (NF-kB) proteinlerini aktive ettiklerini buldular. Bu buluş, hücrelerin bir tümöre, yara veya enfeksiyona yanıt vermesine olanak sağlıyor. NF-kB’nin kontrolsüz olması, Crohn hastalığı, sedef hastalığı ve romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıkların görülmesine neden oluyor.

Yeni yöntemler
34 derecelik vücut sıcaklığında, NF-kB saati yavaşlamaya başlar. 37 derecedeki vücut sıcaklığından daha yüksek sıcaklıklarda (40 derece ateşlenmeler gibi) ise NF-kB saati hızlanır. Warwick Sistem Biyoloji Merkezi’ndeki matematikçiler, sıcaklık artışlarının döngü hızını nasıl artırdığını hesapladı. Bu süreçte, iltihaplı hastalıkları önlemek için gerekli olan A20 adı verilen proteinin kritik bir role sahip olması gerektiği ön sürüldü. Araştırmacılar daha sonra hücrelerden A20 isimli proteini çıkarttı. Bu işlemin sonucunda, NF-kB saatinin sıcaklık artışlarına karşı olan hassasiyetini kaybettiğini gördüler.

Çalışma ekibinden Prof. Dr. David Rand, yirmi dört saatlik normal bir günde vücut saatinin, vücut sıcaklığındaki küçük (1,5 derece) değişiklikleri kontrol ettiğini söyledi. Rand, “Uyku sırasında vücut ısısının düşük olması, vardiyalı çalışma, jet lag veya uyku bozukluklarının nasıl iltihaplı ve ateşli hastalıkları artırdığına dair çok çarpıcı bir açıklama sunabilir” diyor.

Çalışmanın geleceği
Warwick Üniversitesi’nden matematikçi Dan Woodcock şunları söyledi: “Bu, hücrelerin matematiksel modellerinin, yararlı yeni biyolojik anlayışa nasıl yönlendirebileceğinin güzel bir örneğidir.”

Birçok NF-kB kontrollü genin aktiviteleri sıcaklıktan etkilenmezken, önemli bir gen grubu farklı sıcaklıklarda değiştirilmiş profiller gösterdi. Bu sıcaklığa duyarlı genler, hücre tepkilerini değiştirebilen önemli inflamatuvar düzenleyiciler ve hücre iletişim denetleyicileri içeriyor.

Manchester Üniversitesi’nden biyolog Profesör Mike White, çalışmanın hem çevrenin hem de vücut sıcaklığının sağlığımızı nasıl etkilediğine dair olası bir açıklama getirdiğini söyledi ve ekledi: “Sıcaklığın düşük olduğu kış aylarında grip ve soğuk algınlığı salgınlarının daha kötüye gitme eğilimi olduğunu bir süredir biliyoruz. Ayrıca, daha yüksek sıcaklıklarda yaşayan fareler ateşli hastalıklara ve kansere yakalandığında daha az acı çekiyor. Bu değişiklikler artık farklı sıcaklıklarda, değişmiş bağışıklık cevapları olarak açıklanabilir.”