Ana sayfa Bilim Öyküleri Sarı Abdurrahman’dan Bruno’ya selam olsun!

Sarı Abdurrahman’dan Bruno’ya selam olsun!

3383
PAYLAŞ

Ender Helvacıoğlu

Bilimin ve felsefenin iyice gerilemeye başladığı 16. yüzyıl Osmanlı’sında yaşayan en önemli bilginlerden biri de Nadajlı Sarı Abdurrahman’dır. İstanbul’da Behram Kethüda Medresesi’nde öğretmenlik yapmaktadır.
Nadajlı’nın düşünceleri iktidarın ileri gelenlerinin pek hoşuna gitmez. Divanda Rumeli ve Anadolu kazaskerleri tarafından yargılanır, düşüncelerinden taviz vermez ve idama mahkûm edilir.

Affedilmez suç!
Dönemin Sadrazamı Tırnakçı Hasan Paşa, idam kararına neyin sebep olduğunu sorunca, Anadolu Kazaskeri Esat Efendi, karşılık olarak Sadrazam’a ve Padişah’a rapor verir:
“Sultanım. Nadajlı, evrenin sonsuzluğuna ve bu evrende doğa kanunları üstünde olaylar olamayacağına inanmış bulunuyor.”
Affedilmez bir suç doğrusu! Nadajlı’nın bu düşüncelerinden dolayı zındık (Allah’a ve ahirete inanmayan) olduğuna hükmedilmiş ve Giordano Bruno’nun 1600 yılında benzer suçlamalarla Engizisyon’da yargılanıp Roma’da yakılarak katledilmesinden tam bir yıl sonra, Sarı Abdurrahman da İstanbul’da idam edilmiştir.

Engizisyon tarafından suçlu bulunan Bruno 1600 yılında Roma meydanında yakılmıştı.

Biri ‘uzlaşma’ mı dedi?
Dinsel düşünce ile bilimsel düşünceyi uzlaştırma sevdasındakiler bu örnekleri anımsamalıdır. Hıristiyan Engizisyonu ile Bruno’lar, Osmanlı gericiliği ile Nadajlı’lar uzlaşabilir mi? Bu “uzlaşma” ancak bilimsel düşüncenin biat etmesiyle sağlanabilir.
Bilimde ve felsefede yükseliş her zaman dinsel dogmaları kendilerine kalkan edinmiş gerici iktidarlara karşı mücadele ederek ve onu gerileterek oluşmuştur. Batı’da da böyledir, Doğu’da da… Kilise yönetiminde de böyledir, İslamcı iktidarlar altında da…

Kaynaklar

1) Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, Remzi Kitabevi.