Ana sayfa 125. Sayı Stres kaynaklı kalp krizlerinde bakteri etkisi

Stres kaynaklı kalp krizlerinde bakteri etkisi

1865
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

Tam olarak işleyişi anlaşılamasa da stresin kalp krizleri üzerinde ki etkisi uzun süredir bilinmekteydi. Şimdi ise araştırmacılar bakterilerin bu durumda rol oynayabileceğini düşünüyorlar. mBio’da yayımlanan makalede stres hormonlarının arterler içindeki yağlı plaklarda gelişen bakteri matlarını parçaladığını ve plakların serbest kalmasıyla inme ve kalp krizine neden olup olmadığı tartışıldı.

Araştırmacılar uzun yıllardır sertleşmiş arterlerin içindeki plakların bakterilerce infekte edildiğinden şüpheleniyorlardı. Bakteriler plak üzerinde yer alan biyofilmlere (biyofilm, hücrelerin birbirine ve/ya da bulundukları yüzeye yapıştıkları bir mikroorganizma kümesidir) tutunarak gelişimlerine devam ederler. New York Binghamton Üniversitesi’nde bakteriyolog olarak çalışan David Davies ve ekibi, kardiyovasküler hastalığı olan 15 kişinin arterlerini inceleyerek bu araştırmayı yayımladılar. Bakteriyel DNA’yı flüoresan yöntemiyle işaretlemek suretiyle plakların etrafında sıkıca tutunan, ince bir hat halinde yoğunlaşmış en az 10 tip bakteri belirlediler. Bunlar arasında Pseudomonas aeruginosa biyofilmleri de bulunuyordu.

Davies’e göre eğer bu biyofilmler plaklara sıkıca tutunuyorsa kardiyovasküler hastalığı da etkiliyor olmalıydılar. Plaklar normalde kan damarları içinde stabil halde bulunurlar; ancak bozunup ayrılır ve kan dolaşımına katılırlarsa pıhtılaşmayı tetikleyip kalp krizi veya inmeye sebep olurlar.

Bu çalışma sırasında silikon tüpten oluşturulan yapay arterlerde P.aeruginosa bakterisinin gelişerek biyofilmler oluşturması beklendi. Daha sonra tüp içersine stres hormonu olan ve biyofilmlerin bozunup ayrılmasına yol açan noradrenalin boca edildi.

Uzmanlar stres hormonlarının, vücut hücrelerinin kan dolaşımına demir salmalarını tetiklediğini belirtiyorlar. Demir ise P.aeruginosa gibi bakterilerde biyofilmlere tutunmuş matris yapının bozunup ayrılmasına neden olan enzimlerin salınmasına yol açar. Yan etki olarak da plak ayrılır. Davies’e göre kesin sonuçlar için daha çok sayıda hayvan ve insan deneyleri gerekecektir. Ancak plakların kalp krizini nasıl tetiklediğini anlamada beklenmedik bir zanlının göz önüne çıkması da epeyce bir ilerleme gibi gözükmektedir.

UK Leicester Üniversitesi’nden mikrobiyolog Primrose Freestone’a göre ise bu çalışma heyecan verici olmakla birlikte deneyde kullanılan noradrenalin miktarı normal insan vücudunda açığa çıkandan çok fazla olduğundan şüpheler oluşabilecektir.

Buna rağmen Freestone, noradrenalin düzeyi yüksekliğine rağmen elde edilen bulgular, kalp krizinde bakterilerin rolünün belirlenmesinde yapılacak diğer çalışmalar için bir sıçrama tahtası olabilecektir.

New York Columbia Üniversitesi’nden mikrobiyolog Emil Kozarov da çalışmayı heyecan verici buluyor. Ancak noradrenalin enjekte edilen farelerde bakteri biyofilmlerinin plakları mı ayırdığını yoksa diğer bakteriler tarafından oluşturulan biyofilmlerin noradrenalinle yayılmasına mı yol açtığını görmemiz gerekir diyor.

Davies ve ekibi çalışmayı deney farelerinde sürdürmeyi düşünüyorlar. Ayrıca sağlıklı yetişkinlerde de bakteri biyofilm yapısı olup olmadığının da belirlenmesi gerektiğini düşünüyorlar.