Ana sayfa Bilim Öyküleri Namık Kemal’in kaleminden Fatih Sultan Mehmet’in top uzmanlığı

Namık Kemal’in kaleminden Fatih Sultan Mehmet’in top uzmanlığı

1798
PAYLAŞ

Derleyen: Ender Helvacıoğlu

Fatih Sultan Mehmet sadece bir hükümdar ve komutan değil, aynı zamanda yeni savaş araçları icat eden ve bizzat hesaplamalarını yapıp imaline katılan bir mühendisti de. Başında bulunduğu savaşlarda karşılaştığı güçlükler, yeni çözümler üretmesine ve bu alanda iyice uzmanlaşmasına yol açmıştı.

Hürriyet şairi, yazar ve siyasetçi Namık Kemal (1840-1888).

Fatih’in toplarına ilişkin ayrıntılı bilgiler veren kaynaklar vardır ve rahatlıkla ulaşılabilir. Konuyu tekrardan ele almamızın nedeni, kaynağımızın ünlü hürriyet şairi, yazar ve siyasetçi Namık Kemal olması. Namık Kemal pek bilinmeyen “Evrak-ı Perişan” adlı kitabında (Tercüman Yayınları, 1001 Temel Eser dizisi içinde) Salâhaddin Eyyûbi, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim gibi tarihi kişiliklerin yaşamları hakkında ayrıntılı bilgiler verir. İşte Fatih’in mühendis yönünü ve özellikle topçuluk alanında yaptığı icatları Namık Kemal’in bu kitabından derledik.

50 çift öküzün ancak taşıyabildiği top
Fatih’in İstanbul’un fethinde kullanılmak üzere döktürdüğü toplar bilinir. Kentin yıkılmaz denilen surlarında gedik açabilmek için o güne kadar görülmemiş nitelikte toplar imal etmek gerekiyordu. Tasarımını ve hesaplarını bizzat Fatih’in yaptığı top 300 kantar bakırdan imal edilmişti ve 12 kantar ağırlığındaki mermer gülleyi bir mil mesafeye atabiliyordu.

Bu toplardan en büyüğü 50 çift öküz koşularak taşınmış ve yolda idaresi için 400 adam görevlendirilmişti. 250 kişi, geçilen yolları ve köprüleri topun geçişine uygun olacak biçimde düzenlemeye memur edilmişti. Bu nedenle Osmanlı ordusu İstanbul önüne ancak iki ayda gelebilmişti.

Kısacası, Sultan II. Mehmet’in İstanbul’un fethi için tasarladığı top o dönemin en güçlü silahıydı.

Fatih Sultan Mehmet sadece bir hükümdar ve komutan değil, aynı zamanda yeni savaş araçları icat eden ve bizzat hesaplamalarını yapıp imaline katılan bir mühendisti.

Galata’ya zarar vermemek için kavisli gülle atan top icadı
İstanbul kuşatması sırasında Haliç’in girişine çekilen zincir kırılamayınca Fatih’in Osmanlı gemilerini karadan taşıyarak Haliç sularına indirmesi inanılmaz bir savaş taktiği olarak tarihe geçmiştir. Fatih araziyi bizzat inceleyip gemilerin geçeceği yolu çizmiş, Dolmabahçe’den Kasımpaşa’ya kadar bir kızak inşa ettirmişti. Donanma’dan seçilen 70 kadar gemi, Galata tarafında ne kadar insan ve hayvan varsa çalıştırılarak bir gecede bu kızak üzerinden Haliç’e nakledilmişti. Fatih ayrıca, askerlerin ve bazı topların Galata’dan karşı tarafa geçebilmesi için birbirine bağlı variller kullanılarak bir köprü de inşa ettirmişti.

Rumların Haliç’e inen gemileri ve köprüyü yakma girişimine karşı filoyu savunmak için Rum gemileri ancak şimdiki Beyoğlu mevkiinden topa tutulabiliyordu. Buradan atılacak güllelerin ise Galata’daki yerleşimlere isabet etme olasılığı yüksekti. Oysa Galata’da oturan Cenevizliler padişahın güvenliği altında bulunuyorlardı.

Fatih, hesaplarını bizzat kendisi yaparak kavisli gülle atan toplar tasarladı.

Bu sorunun çözülmesi için Fatih, hesaplarını bizzat kendisi yaparak kavisli gülle atan toplar tasarladı. Yaptırdığı toplarla kendisi nişan alarak bir Rum gemisini batırdı. Fatih’in bu yeni icadı, topçuluk sanatının esaslarından olan “Humbara yöntemi”nin de başlangıcıdır.

Çanakkale o zaman da geçilmezmiş
Fatih Sultan Mehmet Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için boğazın iki yakasına iki istihkâm yaptırmış ve buralara iki taraftan da atılınca tam boğazın ortasına erişebilecek gülleler yollayabilen güçte toplar yerleştirmişti. Böylece isabet almadan boğazdan geçmek olanaksızlaşmış ve Çanakkale Boğazı’nın güvenliği tam olarak sağlanmıştı.

Bu ‘şahin yuvası’ nasıl topa tutulabilir?
İşkodra kuşatması sırasında Fatih yine mühendisliğini konuşturmuştur. İşkodra Kalesi sarp bir dağın tepesine kuruluydu; üç tarafı göl ve nehirlerle çevriliydi. Açık olan arazi de kayalıktı ve topların kaleye yakın mevkilere yerleştirilmesine uygun değildi. Kaleye bakan Fatih’in “Bu şahin yuvasını yapan ne güzel bir yer seçmiş” diyerek takdir ettiği söylenir.

Fatih, kalenin çevresindeki araziyi inceleyerek topların yerleşebileceği 9 nokta tespit etti. Fakat eldeki toplar bu noktalardan kaleye ulaşabilecek gülle atacak nitelikte değildi. Bunun üzerine 9 noktanın her birine birer dökümhane yaptırdı ve büyük havanlar imal ettirdi. Bu havanların biri 4, ikisi 6, biri 6,5, biri 7, biri 9,5, ikisi 12, biri de 13 kantar gülle atabiliyordu. Böylece kalenin hem duvarlarına hem de içine ulaşabilecek güçte toplar imal edilmişti. Bu 13 kantarlık top uzun süre tarihte görülen ateşli silahların en büyüğü olarak kalmıştır.

Öte yandan Fatih topçuluk sanatında o kadar ilerlemişti ki, yaptırdığı havanlar hiç tahrip olmadan günde 29 kez kullanılabiliyordu (eski toplar günde ancak 7 atış yapabilir ve sık sık bozulurdu). Böylece iki eski, dokuz yeni havanla İşkodra Kalesi’ne günde 128 gülle atılabilmiş, kale deyim yerindeyse top yağmuruna tutulmuştu.

Fatih bütün bunlara karşın İşkodra Kalesi’ni fethedememiş, kaleyi ancak uzun süre abluka altına alıp sonunda teslim olmasını sağlamıştır.

Fatih’in döktürdüğü 13 kantarlık gülle atabilen havan topu uzun süre tarihte görülen ateşli silahların en büyüğü olarak kalmıştı.

Yağlı paçavralar
Fatih’in İşkodra kuşatması sırasında icat ettiği bir diğer silah da yağlı paçavra denilen yanıcı maddedir. Bu yağlı paçavralar süratle atılıyor, gece atıldığında yıldız şeklinde iz bırakıyor ve müthiş bir ses çıkarıyorlardı. Nereye düşse orayı yaktıkları gibi rastladıkları kuyuların suyunu içilmez hale sokuyorlardı. İşkodralılar bu yağlı paçavraların şerrinden, kale içinde ne kadar ev varsa hepsinin tavanlarını yıkmışlardı.