Ana sayfa Bilim Gündemi Ne kadar uzun yaşayacağımızın genlerimizle ilgisi sandığımızdan daha az

Ne kadar uzun yaşayacağımızın genlerimizle ilgisi sandığımızdan daha az

631
PAYLAŞ

Çeviren: Can Veysel Şoroğlu

Yaşam süreleri aile içinde benzer olsa da, 400 milyonun üzerinde kişi ile yapılan yeni bir analiz, genetiğin uzun ömre olan etkisinin düşünülenden çok daha az olduğunu gösterdi. Kendimize benzer eş seçimindeki eğilimlerin tespitinde eski tahminlerin yanıldığı gibi, yaşam süresi üzerine kalıtım derecesi üzerine tahminlerin de yanıldığı çalışmanın sonuçlarıyla ortaya çıktı. Calico Life Sciences ve Ancestry’e ait araştırma, Genetics Society of America’daki Genetics dergisinde yayınlandı.

Başyazar Graham Ruby “İnsan genetiğinden yaşlanma biyolojisi hakkında birçok şey öğrenebiliriz, fakat yaşam süresinin kalıtım derecesi düşükse, bu durum öğrenebileceklerimizi ve bunun ne kadar kolay olacağı hakkındaki beklentilerimizi düşürür. Bu da yaşlanma üzerine çalışan biliminsanlarının sorabileceği etkili soruları, çevresindeki öğelerle birlikte ele alabilmesine yardımcı olur.” dedi.

Ruby’nin çalıştığı Calico Life Sciences, yaşlanmanın biyolojisini anlamayı hedeflemiş bir AR/GE şirketi. Bilimsel yürütücüsü Catherine Ball’un yönetimindeki çevrimiçi jenealoji (soybilim) kaynağı olan Ancestry ile bu sitede bulunan erişime açık aile ağacı verilerinden yola çıkarak yaşam süresinin kalıtım derecesini tahmin etmek için birlikte çalışıyorlar.

Yaşam tarzı, sosyokültürel etmenler ve kazalar gibi genetikle ilişkisi olmayan farklılıkların aksine, bir özellikteki değişimlerin ne kadarının genetik varyasyonlarla açıklanabildiğinin ölçüsüdür kalıtım derecesi. İnsan yaşam süresinin kalıtım derecesi hakkındaki eski tahminler yüzde 15 ile 30 arasında değişmekteydi.

Ball, Ancestry ile olan işbirliğinin daha önceki yaşam süresi ile ilgili çalışmalardan ayrıldığı en önemli özelliğin daha geniş veri seti kullanımıyla, çalışmaya daha derin bir bakış açısı kazandırması olduğunu söyledi.

Çalışma kapsamında 54 milyon katılımcıdan elde edilen verilerin meydana getirdiği aile ağaçlarının 6 milyar atayı temsil ettiğinin tespit edilmesi üzerine Ancestry, mükerrer girilmiş verileri ve çakışan aile ağaçlarını çalışmadan çıkardı. Ancestry, verileri Calico araştırma grubuyla paylaşmadan evvel, aile ağaçlarından belirlenebilen tüm özellikleri kimliksizleştirerek yalnızca doğum yılı, ölüm yaşı, doğum yeri (ABD eyaleti ve ABD dışı ülke biçiminde sınıflandırarak) ve aile ağacını meydana getiren ailesel bağlantıları paylaştı.

Çoğunluğu Amerikalı ve Avrupa kökenli olan ve her bireyin birbirine ebeveyn-çocuk veya eş ilişkisiyle bağlı olduğu aile ağaçlarına 400 milyonun üzerinde kişi dahil edildi. Devamında akrabalar arasındaki yaşam süresi benzerliğini inceleyen ekip, bunun kalıtım derecesini bulmaya çalıştı.

Eşlerin yaşam süresi diğer cinsiyetteki kendi kardeşlerine göre daha yakın. Bu durum, aynı ortamı paylaşmak, aynı yerde ikamet etmek gibi birçok genetik dışı faktöre bağlı olabilir.

Matematiksel ve istatistiksel modellerin bir arada uygulanmasıyla 19. ve 20. yüzyıl başlarında doğan aile üyelerine odaklanan araştırmada, kardeşler ve 1. derece kuzenler için kalıtım derecesi tahminleri daha önceki çalışmalara yakın bulundu. Bunun yanında bazı geçmiş çalışmalarda bulunduğu gibi, eşlerin yaşam süresinin diğer cinsiyetteki kendi kardeşlerine göre daha yakın olduğu belirtildi.

Eşler arasındaki bu ilişki aynı ortamı paylaşmak, aynı yerde ikamet etmek gibi birçok genetik dışı faktörlere bağlı olabilir. Bazı uzak mesafe ilişkiler ve kan bağı olmayan akrabalıklar da bu çalışmada kıyaslandı.

Genetikten veya paylaşılan çevreden daha fazla etkili bir faktör olduğuna dair ilk ipucu, eşlerin kardeşlerinin eşleri ve eşlerin kuzenleri-kuzenlerin eşleri arasında yaşam süresinin ilişkili olduğu.

Çalışma grubunun büyüklüğü; evlilik yoluyla kazanılan akrabalar ve kuşak atlanan diğer ilişki tiplerine uzun yaşam süresi açısından daha detaylı bakmayı mümkün kıldı. Bir kişinin kardeşinin eşinin kardeşi veya eşinin kardeşinin eşi gibi yakınlarıyla benzer ömre sahip olması, başka bir etmenin rolü olduğunu gösterdi.

Peki, aynı genetik arka plana sahip olmayan ve aynı evi paylaşmayan bir ilişkideki bireyler arasında yaşam süresi benzerliği nasıl açıklanmalı? Bu muhteşem veri kaynağı araştırmacılara sınıflandırıcı eşleşmeyi (Eş seçiminin rasgele değil; fiziksel, kültürel ve dini özelliklere dayanması) belirleyen özellikleri analiz etme imkânı veriyor.

Burada sınıflandırıcı eşleşmeden kasıt, eşler arasında yaşam süresini belirleyen önemli faktörlerin oldukça benzer olması. Diğer bir deyişle, insanlar kendilerine benzer özelliğe sahip -bu noktada uzun ömürlü- insanları seçme eğiliminde.

Tabii ki eşiniz olacak kişinin ne kadar uzun yaşayacağını bilemezsiniz. “Genelde insanlar eşlerden biri ölmeden evlenirler” şeklinde esprili yanıtlıyor Ruby. Çünkü bir kişinin yaşam süresini ilk görüşte tahmin edemeyiz, bu da sınıflandırıcı eşleşmenin insanlar için farklı bir temeli olmasını gerektiriyor.

Eş seçiminin genetik, sosyokültürel veya ikisinin birlikte rol aldığı bir temeli mevcut. Genetik dışı etkiye örnek verirsek, gelir durumu ömrü etkiliyorsa ve varlıklı insanlar diğer varlıklı insanlarla evlenme eğilimindeyse bu durum uzun ömürle ilişkili olmalıdır. Aynı şey genetik etkisindeki durumlar için de geçerlidir. Örnek olarak; uzun boylu kişiler uzun boylu eş tercih ediyorsa ve boy uzunluğu ne kadar uzun yaşayacağınızla benzer bir ilişkiye sahipse, yaşam süresinin kalıtımla aktarılmasının tahmin olasılığını arttırır.

Sınıflandırıcı eş seçimindeki etkileri netleştirmek adına yapılan yeni analizlere göre kalıtımın yaşam süresine olan etkisi yüzde 7’den daha yüksek değil, belki daha da düşük.

Sonuç mu? Ne kadar uzun yaşayacağımızın genlerimizle ilgisi sandığımızdan daha az.

Kaynak: “Family tree of 400 million people shows genetics has limited influence on longevity”, Sciencedaily, 6 Kasım 2018.