Ana sayfa 178. Sayı Kitapçı Rafı

Kitapçı Rafı

75
PAYLAŞ

Deniz Karakaş Şencan

Kendi Evrimimizi Yönetmek

Juan Enriquez Enriquez, Steve Gullans, Çev. Olcay Sevimli, Yapı Kredi Yay., 2018, 360 s.

Gelecekbilimci Juan Enriquez ve biliminsanı Steve Gullans ortak kitapları olan Kendi Evrimimizi Yönetmek’te bazen bilinçli bazen bilinçsiz bir şekilde evrimin yönünü nasıl değiştirdiğimize dair zihinsel bir tura rehberlik etmeyi öneriyorlar. Yazarlar şu sorulara yanıt arıyor: Otizm, astım, obezite ve alerji gibi durumların görülme oranları neden daha önce hiç olmadığı kadar hızla yükseliyor? Neden insanlar daha uzun süre yaşıyor, daha akıllı hale geliyor ve çok daha az sayıda çocuk sahibi oluyor? Yaşam tarzımız doğmamış çocuklarımızı ve torunlarımızı nasıl etkileyebilir? Darwin bugün yaşasaydı, bu yeni dünyayı nasıl açıklardı? İnsan yavruları en sonunda farklı bir ya da birkaç türe dönüşebilir mi?

Sosyoloji ve Felsefe

Emile Durkheim, Çev.Merve Elma, Pinhan Yayıncılık, 2018, 120 s.

Emile Durkheim’ın belirli makalelerini bir araya getiren bu kitap, yazarın yalnızca şu ya da bu sosyoloji problemi üzerine değil, aynı zamanda daha çoğunlukla filozofları meşgul eden genel problemler olan ruhun maddeyle, bilincin doğayla, aklın hissetme yetisiyle ilişkisi üzerine düşüncelerine ışık tutmayı amaçlıyor: Sosyolojinin felsefeyi hangi şekilde ve ne ölçüde yeniden oluşturduğunu gözler önüne seriyor.

Higgs ve CERN

Kolektif, Alfa Yayınları, 2018, 438 s.

Bu kitap, 1960’lı yıllardan başlayarak geliştirilmiş olan büyük deneysel başarıların yanı sıra, zayıf ve yetersiz yanları da olan, adına standart model denilen modeli tanımlayarak başlıyor. Daha sonra, şimdiye dek gerçekleştirilmiş tümüyle bilimsel yapıdaki en büyük proje olan CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısının öyküsünü anlatmayı amaçlıyor. Adına kısaca algıç dediğimiz algılama sistemlerinin, özellikle benzersiz boyutlarda ve karmaşıklık düzeyinde olan ATLAS ve CMS’nin tasarlanmasındaki ve kurulumundaki ayrıntıları veriyor. Okuyucu aynı zamanda Büyük Hadron Çarpıştırıcısının çalışmasının ilk aşamasında elde edilen temel sonuçları keşfe çıkarıyor. Bildiğimiz gibi, Higgs bozonunun 2012 yılında bulunuşu, daha sonraki yıllarda Nobel Fizik Ödülüyle taçlandırılmıştı.

Homeros İçin Bir Gezi Rehberi

John Freely, Çev. Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, 2018, 352 s.

Bu kitap, bir gezgini, Troia savaşından sonra birçok maceranın ardından İthake’deki evine, ailesinin yanına dönen Odysseus’un peşinde, Troia’dan başlayıp, Türkiye’nin Ege kıyıları boyunca ve Akdeniz sahillerinde dolaştırarak, Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları için bir rehber olmayı amaçlıyor.

Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı

E. Fuller Torrey, Çev. Erkan Aktaş, Paloma Yayınları, 2018, 316 s.

Dünyanın her yerinden dinler ve mitolojiler Tanrının ya da tanrıların insanları yarattığını öğretirken ateist, hümanist ve materyalist eleştiri dinin bir insan icadı olduğunu ileri sürerek teolojiyi baş aşağı çevirir. Bu kitapta, E. Fuller Torrey, temel soruya verdiği yanıtla tanrıların kökenini insan beynine yerleştiriyor ve dini inancın, evrimin bir yan ürünü olduğunu ileri sürüyor. İlk olarak Charles Darwin tarafından ileri sürülen bir fikri temel alan Torrey, tanrıların ortaya çıkışının çeşitli evrimsel etkenlerin rastlantısal bir sonucu olduğuna dair kanıtları sıralıyor. Antik kafatasları ve insan ürünü eşyalardan beyin görüntüleme, primatoloji ve çocuk gelişimi çalışmalarına kadar çok çeşitli kaynaklardan gelen verileri inceleyen bu kitap, yeni bilişsel becerilerin nasıl yeni davranışlara yol açtığının izini sürüyor. Örneğin otobiyografik hafızanın gelişimi rekabet avantajı sağlarken aynı zamanda ölümlülüğün kavranmasına, ölüme bir alternatif olduğuna dair inancın reddine de sebep olmuştur. Torrey, tanrıların ortaya çıktığı zamanları açıklayan nörobiyolojik gelişimi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor ve arkeolojik buluntuları bilişsel gelişimle ilişkilendiriyor.

 Dil İçgüdüsü

Steven Pinker, Çev. Feray İlgün, Bilge Kültür Sanat, 2018, 544 s.

Dil ve zihin uzmanı Steven Pinker, bu kitabında, dil hakkında daima merak edilen her konuyu açıklamayı amaçlıyor. Dil nasıl işler, çocuklar dili nasıl öğrenir, dil nasıl değişir, beyin dili nasıl hesap eder ve dil nasıl gelişmiştir? Steven Pinker mizah ve kelime oyunu örneklerini kullanarak dil içgüdüsünün insanın genlerinde kodlanmış olduğunu savlarken, insanlığın engin dil birikimini bir hikâyeye dönüştürüyor: Beynimizde evrimsel süreçle donanan dil, insani bir içgüdüdür. Dil İçgüdüsü, American Psychological Association’dan William James Book Prize Ödülü ile Linguistics Society of America’dan Public Interest Award Ödülünü almıştır. Bu yeni baskı, Dil İçgüdüsü’nün ilk basımından bu yana, dilbiliminde meydana gelmiş güncellemeler ile Pinker’ın kendi analizleri kadar, Chomsky’nin ve diğer dilbilimcilerin analizlerini de içermektedir.

 Kötülüğün Felsefesi

Lars Fr. H. Svendsen, Çev. Mehmet Hocaoğlu, Redingot Yay., 2018, 294 s.

Lars Svendsen, Kötülüğün Felsefesi’nde, yaşanmış gerçek cinayet ve katliamlardan filmler ve romanlara, en büyük kötülük saydığı İkinci Dünya Savaşı ve Holocaust’a değin kötülük kavramını faillerin ve mağdurların bakış açısından etraflıca inceliyor. Yazar, düşünürler ve filozoflar eşliğinde güncelliğini koruyan bir sorunun peşine düşüyor: “Kötülük hakkında nasıl konuşacağız?” Kötülüğün Felsefesi, kötülüğe ilişkin bireysel ve toplumsal deneyimleri düşünebilmenin ufkunu yeniden belirlemeye çalışırken, kötülüğü çağdaş yaşamın olağan bir yüzü olarak; ahlaki, politik ve en çok da pratik içerikleriyle birlikte ele alıyor.

Sinema Toplum ve Siyaset

Levent Yaylagül, Dipnot Yayınları, 2018, 282 s.

Yazar, bu kitapta okurunu Türk sineması üzerinden tarihten güncele bir yolculuğa çağırıyor. İrdelediği film içeriklerini tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan yazar, sinemanın serüveni üzerinden modern Türkiye tarihinin bir panoramasını sunuyor. Türk sinemasının yüz yıllık tarihini; Atatürkçülük, ulusal sinema, milliyetçilik, sanatta muhafazakârlık, Kürt sorunu, 12 Eylül, sansür ve aydın sorunu temaları altında mercek altına alırken, Türk sinemasının şekillenmesinde tarihsel ve toplumsal koşullarla güncel siyasetin ne kadar belirleyici olduğunu vurguluyor. 27 Mayıs 1960’tan sonra Türk sinemasında ortaya çıkan kuramsal tartışmalar ve özellikle ulusal sinema yaklaşımı, 12 Eylül askeri darbesi ile yaratılmak istenen toplum düzeninin sinema üzerindeki etkileri, toplumun muhafazakârlaşması bağlamında sanatın muhafazakârlaşmasının ne anlama geldiği yazarın odağına aldığı sorunlar arasında. Sinemayı çok yönlü tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel, teknolojik ve endüstriyel bir olgu olarak ele alan bu eser, filmlerin teknik ve estetik özelliklerinden ziyade hangi filmler aracılığıyla topluma ne anlatıldığı sorusuna odaklanmasıyla kendisini benzer çalışmalardan ayırıyor.

 Diane Arbus – Ötekilerin Fotoğrafçısı

Patricia Bosworth, Çev. Bilge Barhana, Everest Yayınları, 2018, 504 s.

Frida Kahlo, Georgia O’Keeffe ve Virginia Wool£ gibi Diane Arbus da hem sanatı hem de yaşamıyla hayranlarında yoğun ilgi uyandıran biri. Cüceleri, ikizleri, travestileri, hilkat garibelerini ve tuhaf tipleri gösteren çarpıcı fotografik imgeleri çeken Arbus, yaşadığı dönemin ikonografisinde sağlam bir yer edinmiştir. Bosworth’ün biyografisi Arbus’un büyüleyici imgelerinin ardındaki hayatı irdeliyor. New York’taki ayrıcalıklı çocuklu­ğunu, fotoğrafçı ve oyuncu Alan Arbus’la tutkulu evliliği ve ikilinin moda alanındaki çalışmalarını, anne ve eş yaşantısı­nı ve evliliğinin çökmesiyle gelen duygusal kargaşayı gözler önüne seriyor. Ve özellikle 60’lı yıllarla birlikte karanlık, özgürleştirici ve oldukça trajik bir yöne kayan sanatını anla­tıyor. Bosworth bu eserde hem depresyonu hem de içinde yaşadığı toplumla mücadele eden, buna rağmen za­manımızın en güçlü ve hiç şüphesiz en özgün fotoğraflarını çeken bir kadının benzersiz portresini çiziyor.

 Demokrat Partinin Kadın Milletvekilleri

Gülşah Kurt Güveloğlu, Kriter Yayınları, 2018, 170 s.

Bu kitap, Türk kadınının siyasi haklarını elde etme mücadelesinden başlayarak, 1950-60 sürecinde Demokrat Parti çatısı altında siyasete atılan dokuz kadın milletvekilinin TBMM’deki faaliyetlerini ve bu milletvekillerinin 1960 darbesi sonrasında yaşadıklarını ele almaktadır. Bu vekiller Nazlı Tlabar, Nuriye Pınar, Aliye Temuçin Coşkun, Edibe Sayar, Perihan Arıburun, Ayşe Günel, Hilal Ülman, Arife Necla Tekinel ve Emine Piraye Levent’tir. Aliye Temuçin Coşun ve Edibe Sayar dışındaki 7 kadın milletvekili Yassıada’da yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmışlardır. Kadın milletvekillerinin meclisteki çalışmalarının kendi meslekleri ve uzmanlık alanlarıyla ilgili konular etrafında şekillendiği görülür. Kimi gazeteci, kimi ev kadını, kimi öğretmen olan bu kadınların ortak kaderi Yassıada olmuştur. Darbe sonrası kurulan Yüksek Adalet Divanı’nca, Yassıada’da verilen kararlar Türk siyasetini derinden etkilemiş ve bugünü şekillendirmiştir. Eserin amacı, meclisteki çalışmaları ve Yassıada’daki savunmaları ile bugünü şekillendiren kadın milletvekillerinin yaşadıklarını ortaya koymaktır.

Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi
Fernando Baez, Çev. Tolga Esmer, Can Yayınları, Kasım 2018, 368 s.

Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi, Sümer tabletlerinden 2003’te Irak Ulusal Kütüphanesi’ndeki elyazmaları ve sanat eserlerinin yok edilişine kadar uzanan bir yelpazede kitap kıyımını ele alıyor. İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılışı, kaybolan büyük Yunan klasikleri, 13. yüzyılda dönemin kültür başkenti Bağdat’ı işgal ettiği sırada kütüphaneleri yakıp yıkan Moğol hükümdarı Hülagu, Avrupalı fatihlere eşlik eden misyonerlerin Aztek ve Maya kodekslerini yakması, Herculaneum’un yanmış papirüsleri, engizisyonun akıldışı acımasızlığı, D.H. Lawrence’tan James Joyce ve Salman Rushdie’ye çeşitli yazarların maruz kaldığı sansür ve benzeri uygulamalar, bu ilginç ve ürkütücü çalışmanın konusunu oluşturuyor. Venezuelalı yazar Fernando Báez, çeşitli ülkelerde kültür kıyımına karşı toplumun her kesimini bilinçlendirmek amacıyla bölgesel ve kentsel çalışmalarda danışmanlık yapıyor ve kütüphanecilik alanında bir otorite olarak tanınıyor.