Ana sayfa Bilim Gündemi Somut Matematik Dersleriyle, öğrencilerin dikkat sürelerini artırmak ve ezberciliğin önüne geçmek

Somut Matematik Dersleriyle, öğrencilerin dikkat sürelerini artırmak ve ezberciliğin önüne geçmek

1492
PAYLAŞ

Kahraman Karaçolak

(Sınıf öğretmeni)

Algılamayı kolaylaştırmanın yollarından biri de duyu sayısını artırmaktır. Karşıdan gördüğünüz, yaklaşıp sesini duyduğunuz ve kucaklayıp sarıldığınız bir sevdiğinizi, mesela kardeşinizi; en az üç duyuyla test etmiş olursunuz ve:

– Aa sizi kardeşimle karıştırmışım deme ihtimaliniz oldukça düşüktür. (yani o kişi çok büyük ihtimalle kardeşinizdir)

Temel İlkokul Matematik Eğitimi için de durum değişmez.

Şekilleri, sembolleri, rakamları ve rakamların oluşturduğu sayıları görmek, okunuşlarını öğretici yardımıyla duymak ve öğrenmek, not almak yazıya dökmek.

Buraya kadar olan kısımda öğretmenler, materyal kullanmadan işledikleri matematik derslerinde; öğrencilerin ancak iki duyusuna hitap edebilirler. Anlamı ya da değeri ÜÇ olan çokluğun, sembolünü (3) yazdırabilir, okunuşunu telaffuz ettirebilir fakat çokluk ifade eden ÜÇ’e dokunmasını sağlayamazsınız.

Matematiksel kavramların doğaları gereği soyut nitelikli olmalarından dolayı, derslerinizde bu açığı; çoklukların değerlerine karşılık gelen materyaller (sayı çubukları, fasulye veya bezelye taneleri, küçük taşlar, tahta bloklar vb…) kullanarak kapatabilirsiniz. Yani duyu sayısını 3’e çıkarabilirsiniz. Şundan eminim ki; eğer sayıların kendine özgü birer kokusu ve birer tadı olsaydı, matematik bizim için çok daha anlaşılır, algılanabilir ve çok daha az korkulur bir ders olurdu.

İlkokul 1. sınıf öğrencileri için hazırlanmış bir matematik programı: Somut Matematik
Somut Matematik Programı’nı, öncelikli olarak öğrencileri semboller ve rakamlardan uzak tutarak; çokluğun gerçek boyutunu ( hacmi, kütlesi) görmesi dokunması, hissetmesi ve aralarındaki ilişkileri daha iyi kavraması üzerine planladım. Bunun için, Cuisenaire Rods ismiyle dünyada tanınan, Türkçe ismiyle “analitik zekâ çubukları”nı derslerimde somut materyal olarak kullandım.

(Burada çubuklar hakkında küçük bir bölüm açmam gerekiyor:

1930-1950 yılları arasında Belçika’nın bir köy okulunda, bir sınıf öğretmeni tarafından, 10 farklı renk ve boyutlardaki çubuklar; öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerine matematik ve müzik derslerinde yardımcı olması amacıyla kullanılmaya başlandı. Uzunlukları 1 cm’den 10 cm’ye değişen, boyutları 1 cm x 1 cm olan kare prizma şeklindeki çubuklar, bugün dünyada elli binden fazla okulda kullanılmaktadır.)

Programı hazırlamamdaki sebepler veya çıkış noktalarından biri şudur:

1.sınıfta rakamları, sayıları ve bunlara karşılık gelen çoklukları tam olarak zihnine oturtamamış, yeterince kavrayamamış bir çocuk için 2. sınıfın başındaki çarpım tablosu veya çarpma işlemi tam bir kâbusa dönüşüyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; birçok insanın matematik ile bağlarının koptuğu, bu derse kapılarını kapattığı yer tam da burasıdır.

Yani bizlerin de müdahale etmesi gereken yer, burası olmalıdır.

Somut Matematik Programı’nı kısaca özetlemem gerekirse
Program, ‘Tanışma’ ismini verdiğim, en az 3 ders saatinden oluşan bölümle başlıyor. Bölümün temel hedefi 10 farklı renkteki çubuğu çocukların zihnine kodlamak. Oyun ağırlıklı işlenen bu bölümde nerdeyse hiç kâğıt, kalem kullanılmıyor. Ortalama 1 ders süresi 1 saat civarında. Oyunlar her çocuğun aktif katılımını gerektirdiği için, öğrencilerimin dikkat sürelerini oldukça uzatabiliyorum. Çoğu kez zamanı unutup, derse devam etmek istiyorlar.

İkinci bölümde ‘Simetri’ kavramıyla devam ettim çünkü bu konu matematiğin rakamsız işlenebilen bir konusudur. Rakamlara ve sayılara geçmeden önce öğrencilerin olabildiğince çok çubuklarla oynamalarını, dokunmalarını ve ilgilenmelerini istiyorum. Ayrıca belirli çoklukların ve katlarının yan yana gelmesi; önce görsel hafızalarına sonra da bilinçaltlarına gitmelerini sağlıyor. Bu da toplama ve katlama için altyapı hazırlıyor.

Program sonraki bölümlerde ise sırasıyla; toplama, katlama kavramlarıyla devam ediyor. Çubuklar ve renkleri üzerinde yeterince çalışmış, onluk ve birlik kavramlarını algılamış öğrenciler için matematik korkulacak bir ders olmaktan çıkıyor. Artık dört işleme giriş yapmamda bir sakınca yok.

Son bölümde ise ritmik sayma ve çarpma işleminin temelini oluşturacak çalışmaların nasıl yapılacağı anlatılıyor.

Bana göre matematik, sembol rakam ve şekiller üzerine kurulmuş evrensel bir dildir. Bilgiyi işlemeyi, üretmeyi, tahminlerde bulunmayı ve bu dili kullanarak problem çözmeyi içerir.

Global Eğitim Sistemi içinde öğretmenler olarak nihai hedefimiz: ‘Kısa vadede problem çözebilen, uzun vadede krizi yönetebilen bireyleri topluma kazandırmak’ olmalıdır.

Sağlıkla ve huzurla kalın.