Ana sayfa Antropoloji Döngüsel Ekonomi: Antik Toplumlar Atıkların Geri Dönüştürülmesi Fikrine Öncülük Etti

Döngüsel Ekonomi: Antik Toplumlar Atıkların Geri Dönüştürülmesi Fikrine Öncülük Etti

236
PAYLAŞ
Kaynak: Ashley Felton

Çeviren: Kerim İnanlı

Döngüsel ekonomi, hammaddenin bugünün çılgın tüketim açlığını dindirmek için kullanıldığı, sonrasında da ürünlerin çöpe atıldığı savurgan doğrusal ekonomimize ilerici bir alternatif olarak görülüyor.

Döngüsel ekonomi fikri 1980’lerde ortaya çıktı. Fakat bu, onarım, geri dönüşüm, yenileme veya yeniden düzenleme gibi döngüsel ekonominin temelindeki uygulamaların aynı derecede yeni olduğu anlamına gelmiyor. Tüm bu stratejilerin amacı, materyallerin mümkün olduğunca uzun süre kullanılmalarını sağlamak. Ve hiçbiri öyle devrimci yenilikler değil.

Nesnelerin ve malzemelerin kullanımını farklı amaçlara hizmet edecek şekilde değiştirmek, alet kullanımı kadar eski olabilir. Paleolitik çağda yaşayan insanlar, küçük taş aletleri eski el baltalarından yaptılar. Neolitik çağ sakinleri, Fransa’nın Locmariaquer bölgesinde olduğu gibi, dayanıklı taşları kendi mezarlarını inşa etmek üzere yeniden kullanmaktan çekinmediler. Kilden yapılmış olduklarından bol miktarda bulunan seramikler bile sıklıkla geri dönüştürüldüler. Eski çanak çömlekler genellikle toz haline getiriliyor ve kilin içine karıştırılarak yeni çanaklar yapmak üzere kullanılıyordu. Minos Uygarlığı’nda grog adı verilen bu seramik tozu, evlerin inşa edildiği kerpicin yapımında da kullanılırdı.

Macaristan’da Tunç Çağı’ndan kalma sahalarda yürüttüğüm kazılarda, kırık çanak parçalarından yapılmış ağırşaklara sürekli rastlıyorum. Bu bölgeden çıkan büyük taşları yorumlamak kolay değil, zira değirmentaşından örse, kapı eşiğinden duvar desteğine kadar kullanımları farklı amaçlarla yeniden ve yeniden şekilleniyor. Aslında, 20. yüzyıla kadar onarım, yenileme ve farklı amaçlarla kullanma, maddi kültürle başa çıkmanın yaygın yollarındandı. Günümüzde baskın hale gelmiş savurgan doğrusal ekonomi, kaynak kullanımı açısından gerçek bir tarihsel anormalliktir.

Ancak dikkat etmemiz gereken şey, “soylu vahşilik” denen şeyin tuzağına düşmemek. Atalarımız birer ekolojik aziz falan değildi. Onlar da madencilik yoluyla çevreyi kirlettiler, tüm ormanları yaktılar ve çok büyük miktarda atık yarattılar. Roma’daki büyük yapay bir tepe olan Monte Testaccio’ya bir bakın, tamamen kırık amforalardan oluştuğunu göreceksiniz.

Bazı şeyler bol olduğunda, insanlar kolayca savurgan ve sömürücü bir tutum takınabilir. Ancak geçmişte çoğu şey bugünkü kadar bol değildi; dolayısıyla döngüsel ekonominin temel  uygulamalarına kolaylıkla uyum sağlandı. Yani bu tutum ideolojik motivasyonlarla değil, zorunlulukktan ötürü benimsendi.

Tarihöncesi Zamanlarda Geri Dönüşüm
Arkeologlar genel olarak döngüsel ekonomi terminolojisini kullanmaz, yukarıdaki gibi örnekleri basitçe yeniden kullanım olarak tanımlarlar. Bu yaklaşım, döngüsel ekonominin temel uygulamalarının uzaklarda yatan kökenlerini neden daha geniş bir açıdan tartışamadığımızı kısmen açıklayabilir. Aynı şey geri dönüşüm için de geçerlidir.

Geri dönüşümün çok geniş bir tanımı benimsendiğinde (örneğin, daha önce çöpe atılan eşyaların yeniden kullanımı olarak düşünüldüğünde), bu uygulamanın kökenlerini Paleolitik döneme kadar uzatmak mümkün olur. Yine de biz geri dönüşümün bugünkü yaygın anlamına odaklanalım. Buna göre geri dönüşüm, atıkların (yani kullanılmış nesnelerin) tamamen dönüştürüldüğü ve yeni ürünlerin hammaddesi haline getirildiği bir uygulamadır.

Bu dönüşüm pratiği, düşündüğünüzden çok daha önce insan davranışının repertuarına girdi. Ekonominin temel uygulaması haline gelmesi Tunç Çağı kadar uzun zaman öncesine dayanır.

MÖ 2500’den itibaren, tarihöncesi insanlar bakır ve kalayı birleştirerek elde ettikleri metali tunç olarak adlandırmaya başladılar. Bu yapay malzemenin kitlesel olarak benimsenmesi önemli değişimlere neden oldu. Toplumlar kendilerini ekonomik olarak yeniden yapılandırabildiler; çünkü tunçu üretebilmek materyallerin daha uzağa taşınması anlamına geliyordu. Kaynakları son kullanıcılarla buluşturmak, ticaretin yoğunlaşmasını sağladı. Bu nedenlerden dolayı Tunç Çağı, Avrupa çaplı takas ağlarının ve büyük ölçekli ticaretin ortaya çıkışına tanık olduğumuz, Avrupa’nın oluşumunda biçimlendirici bir dönem olarak kabul edilir.

Tunç, ayrıca insanları yeni şekillerde düşünmeye sevk etti. Metal işleme süreci, daha önceki zanaatlardan belirgin şekilde farklıydı. Örneğin ahşap ve taş oymacılığı malzemenin eksilmesine yol açar, bu yüzden indirgeyici teknolojiler olarak bilinirler. Sepetçilik, dokumacılık ve çanak çömlek üretimi ise ekleyici teknolojilerdir. Oysa tunç üretimi, dönüştürücü bir teknoloji olması nedeniyle farklıydı. Hammadde eritilerek sıvı hale getirilir ve bir kalıba dökülür. Kalıplar ilgili nesneyi üretmek ve çoğaltmak üzere yapılan tasarımları belgeleyen ilk taslaklardır. Şimdi bize heyecan verici gelmeyebilir fakat tarihöncesi çağlarda yaşayan insanlar için bu, çalışma aletlerinde çığır açan bir yoldu şüphesiz.

Taş baltanızın kırıldığını düşünün, parçalarını farklı amaçlarla kullanabilirsiniz fakat o baltayı tekrar elde edemezsiniz. Ancak tunç baltanız kırıldıysa, diğerinin aksine onu tekrar eritebilir ve aynı kaliteyle yeniden üretebilirsiniz. Kısacası geri dönüşüm, temel ekonomi pratiği olarak, Tunç Çağı’nda icat edilmiştir.

Döngüsel Ekonomiler
Tunç, bu şekilde kullanılan ilk metal değildi; metal kullanımının kökenleri, saf bakırın şekle sokulmasıyla başlar. Ancak büyük çapta geri dönüşümün gerçekleşmeye başlaması Tunç Çağı’nın başlarına rastlar.

Orta Tunç Çağı’ndan itibaren, tüm Avrupa’da tunç geri dönüştürülüyordu. Nereden mi biliyoruz? Çünkü arkeologlar yüzlerce cismin metal bileşimini analiz ettiler ve geri dönüşümün bir işareti olarak bazı elementlerin tükendiğini gösteren sonuçlara ulaştılar. Ayrıca “eski” metal ticareti de yapılıyordu. Dover kıyılarında keşfedilen bir gemi enkazından anlaşıldığı üzere, MÖ 1100’de çok sayıda tunç eşya İngiltere’den Fransa’ya getirilmiş.

Döngüsel ekonomiyi günümüzde politik bir terim olarak benimsemek isteyebiliriz, ancak bunun parçası olan uygulamalar nicedir insanlığın parçası olmuştur. Bu bakımdan Tunç Çağı, uygulamada döngüsel ekonominin ilk örneği olarak görülebilir. Tunç, dönemin ana malzemesiydi ve buna dayalı ekonomi geri dönüşüm etrafında şekilleniyordu. Bunun farkına varırsak döngüsel ekonominin değil, bir anomali olarak ortaya çıkmış olan mevcut doğrusal ve israf ekonomimizin yeni olduğunu anlarız.

Bu hikayenin iyi tarafı geçmişi iyi bir şekilde kullanabilecek olmamızdır. Döngüsel ekonominin temel değerleri geçmişimize dayanmaktadır; bu anlamda sürdürülebilirlik ve dayanıklılık temelinde yükselecek bir modern zanaatkarlık anlayışının benimsenmesine ve şekillenmesine katkı sağlayabilir.

Kaynak:
Maikel Kuijpers, Max Planck Bilim Tarihi Enstitüsü; Heritage Daily, 10 Ocak 2019; https://www.heritagedaily.com/2019/01/ircular-economy-ancient-populations-pioneered-the-idea-of-recycling-waste/122469