Ana sayfa 181. Sayı Kitapçı Rafı

Kitapçı Rafı

77
PAYLAŞ

Deniz Karakaş Şencan

Zamanın Ötesinde Bir Aydın Yaman Örs
Fevziye Özberk, Kaynak Yayınları, 2018, 266 s.

2016 yılında yitirdiğimiz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Bilim ve Gelecek dergisinin hem yazarı hem de dostu olan kıymetli hocamız Prof. Dr. Yaman Örs’e armağan niteliğindeki bu kitap, onun geniş ve derinlikli dünyasını tüm boyutlarıyla ele almaya çalışmış. Yazar Fevziye Özberk, Yaman Örs’ün hayatının daha derinlemesine bilinmesini ve bu birikimin genç kuşaklara aktarılması için çaba sarfetmiş. Kitap sadece bilimsel yaşamından değil, düşün dünyasına yaptığı katkıları, güncel konulardaki fikirlerine de yer vermiş. Tıp, felsefe, sanat, siyaset konularında da kendinden beklenen aydın sorumluğunda yazılar kaleme almış olan Yaman Örs’ü daha yakından tanımak isteyenler ve bu yaşamdan dersler çıkartmak isteyen okurların kaçırmaması gereken bir eser olmuş.

Kendini Tutamayan Boşluk
Slavoj Zizek, Çev. Barış Engin Aksoy, Metis Kitap, 2019, 416 s.

Günümüzde en ilginç teorik müdahaleler belli başlı alanların içinden değil, açıkça belli bir alana ait olmayan, bu alanlar arasında kalan çatlaklardan doğuyorsa eğer, en dikkat çekici teorisyenlerden biri de Slavoj Žižek olmalı. Ne çişini ne de belini tutabilen bu kitabında Žižek’in geliştirdiği fikirler tam da böyle bir iş görüyor: Felsefe, psikanaliz ve siyasal iktisadın eleştirisi arasındaki boşlukları dolduruyor. Ontolojiden cinsiyetlenmeye, cinsiyetlenmeden siyasal iktisadın eleştirisine içkin geçişler üstünde duruyor Žižek. Alenka Zupancic’in Cinsellik Nedir? isimli kitabıyla kurduğu diyalogdan hareketle, ontolojinin sınırına radikal olumsuzluğu cisimleştiren fazlalık bir unsur, varlık düzenine nakşedildiği haliyle cinsiyet farkı antagonizması üstünden yaklaşıyor Žižek. İktisadi-felsefi bir perspektiften, önce bu ontolojik fazladan Marx’ın artı-değerine, oradan da Lacan’ın artı-keyif kavramına uzanıyor.

Kant Estetiği ve Romantisizm
Gamze Keskin, Alfa Yayınları, 2019, 398 s.

Bu kitap, Kant’ın en az diğer alanları kadar değerli olan estetik anlayışıyla romantik dönem arasındaki bağa ışık tutmak üzere kaleme alınmış. Gamze Keskin, Kant’ın estetik konusunda konumunu, ‘öznenin uyanışı’ açısından yenilikçi ve heyecan verici buluyor ve onun estetik yargı ile özne temelli bir inşa gerçekleştirmesi ve dünyayı hazır bir yapıt olarak görmemiş olması romantikleri dünyayı bir sanat yapıtı olarak tasarımlama konusunda cesaretlendirdiğini söylüyor.

Kuantum Dünyasında Küçük bir Gezinti
Etienne Klein, Çev, A. Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, 2018, 133 s.

Fizikçi ve bilim felsefecisi Étienne Klein “Kuantum Dünyasında Küçük Bir Gezinti”de, gündelik deneyimlerimizle asla kavrayamayacağımız kuantum fiziğinin temel ilkelerine dair bir anlayış geliştirmemizi hedefliyor. Yazara göre kuantum fiziği, anlaşılıp uygulanabilmek için bir yorum çalışmasına da gereksinme duyar. Einstein-Bohr tartışmasında ortaya çıkan teori ile gerçeklik arasındaki ilişki sorusu, fizikçileri farklı kamplara bölmeyi sürdürüyor. “Kuantum Dünyasında Küçük Bir Gezinti”, kuantum teorisinin gerçeklikle ilişkisine dair bu farklı yorumlara da yer veriyor.

Timbuktu’nun Elyazmaları
Charlie English, Çev, Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, 2018, 312 s.

Masallar şehri Timbuktu yüzyıllar boyunca Batılıların “kara kıta” Afrika ile ilgili fantezilerinin odak noktası oldu. 18. yüzyılın sonlarından itibaren, bir yeryüzü cenneti olduğu düşünülen bu “uzak” diyarı ve hazinelerini “keşfetme” hummasına yakalanmış bir dizi Avrupalı kâşif şehre ulaşmak için seferlere çıktı. Fakat üst üste bir sürü keşif seferi saldırılar, çetin iklim şartları ve hastalıklar yüzünden başarısızlığa uğradı. “Keşif” sonunda gerçekleşti ve Timbuktu’nun gerçekten de hazineleri olduğu görüldü: Şehir ortaçağda bir ilim merkeziydi ve kütüphaneleri dinden şiire, hukuktan tarihe, farmakolojiden astronomiye kadar sayısız konuda on binlerce elyazmasıyla doluydu.
Charlie English, kapsamlı bir araştırmaya ve birebir görüşmelere dayanan kitabında bu iki yüz yıllık “keşif” hikâyesini çok daha yakın tarihli bir başka olayla iç içe anlatıyor. 2012 yılında el-Kaide bağlantılı cihatçıların Mali’ye girdiğinde gözükara bir kütüphaneciler ve arşivciler grubu yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan binlerce paha biçilmez elyazmasını Timbuktu’dan kaçırmıştı. Yazar konusunu bu olay çerçevesinde işliyor.

 Yapı’dan Sonraki Yol
Thomas S. Kuhn, Çev. Erkan Bozkurt, İletişim Yayınları, 2019, 408 s.

“Tarihsel bilim felsefesindeki meşakkatin, kendini tarihsel kaydın gözlemleri üzerine temellendirerek ve yerine koyacak herhangi bir şeyi sağlamadan, daha önce bilimsel bilginin otoritesinin dayandığı düşünülen sütunların altını oymak olduğunu ileri sürdüm. Aklımdaki sütunların en önde gelen ikisi: İlk olarak, delil sağladığı söylenen olgular inançlara öncel ve onlardan bağımsızdır; ikinci olarak, bilim pratiğiyle ortaya çıkan şey, zihinden ve kültürden bağımsız dış bir dünya hakkındaki doğrular, olası doğrular veya yaklaşık doğrulardır.” “Paradigma” kavramının bilimsel-teorik dünyanın da dışına taşarak yaygınlaşması, onun eseridir: Thomas Kuhn’un 1962’de yayımlanan Bilimsel Devrimlerin Yapısı kitabı, bakış açısını, düşünme biçimini tanımlayan bu kavrama “şöhret” kazandırmıştı. Kitap, bu çığır açıcı eserindeki hipotezleri üzerine düşünmeyi sürdüren Kuhn’un ilginç sorgulamalarını yansıtıyor.

Cehaleti Anlamak
Daniel R. Denicola, Sola Unitas, 2018, 320 s.

Felsefeci Daniel DeNicola bu kitapta okuru cehaletin keşfine çıkarmaya davet ediyor. Cehaletin bolluğu, dirayeti ve neden olduğu sonuçlar üzerine gözlem sunuyor. Cehaleti anlamayı hedefliyor ki bu hedef en başta paradoksal görünüyor. Bilinmeyen nasıl olup da bilinir kılınır ve hâlâ bilinmeyen olma özelliğini sürdürür? DeNicola cehaletin bir eksiklik ve boşluktan fazlası olduğunu, bilgi ile dinamik ve karmaşık etkileşimlerde bulunduğunu öne sürüyor.

 Küba Sosyalizminin Yolu ve Geleceği
Mao Xianglin, Çev. Deniz Kızılçeç, Canut Yayınları, 2019, 311 s.

Çin-Küba ortak projesi olarak kitaplaştırılan ve İspanyolca’ya çevrilen bu kitap, Küba’nın sosyalizmi inşa çabalarında karşılamış olduğu sorunları değerlendirdiği bir eser olarak göze çarpıyor. 20 yılını Küba araştırmalarına vermiş bir araştırmacı Mao Xianglin bu kitapta 12 bölüm boyunca Küba sosyalizmini doğuşundan itibaren yarattığı kurum ve araçlarını, ekonomik yapılarını, Küba’nın dış politika deneyimlerini, Küba sosyalizminin liderlerinin—Fidel, Raul, Che—özel düşünsel şekillenmelerini inceliyor. Yazar, aynı zamanda, Küba’nın “sosyalizmin güncellenmesi” adını verdiği son reformların gelişme yönü hakkında değerlendirmeler yapmıştır. Yazara göre, Küba sosyalizminin canlılığı ve en zorlu yılları (1990-1995) aşabilmesinin temel gücü, sosyalizmin Küba’da bu halkın kaçınılmaz tarihsel tercihi olarak ortaya çıkmış olmasıdır.

Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı
Said Halim Paşa, Çev. Fatih Yücel Kronik Kitap, 2019, 224 s.

1864’de Kahire’de doğan ve 1921’de Roma’da öldürülen Said Halim Paşa, Osmanlı İmparatorluğu 1914’te Almanya’nın müttefiki olarak Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde, Hariciye Nazırı ve Sadrazamdı. Bu kitap, Bâb-ı Âlî’nin son dönemini yaşamış ve bu dönemin en önemli şahsiyetlerinden birisi olmuş paşanın kaleminden imparatorluğun savaşa girişini ve yıkılışını anlatıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girişinden itibaren dış siyaset, Hilafet, Düvel-i Muazzama Yakın Doğu’daki emelleri gibi konulara dair tüm kritik meselelerin Said Halim Paşa tarafından tafsilatıyla ele alındığı kitabın en önemli bölümlerinden biri devrin yükselen aktörlerinin başında gelen Mustafa Kemal Paşa hakkında yazılanlar. Burada Said Halim Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın geçmişi, şahsiyeti, dış görünüşü, kılık kıyafeti, askerî ve siyasî görüşleri üzerinde duruyor; Anadolu’ya ne şartlarda geçtiğini ve oradaki faaliyetlerini anlatırken, dikkatini çeken bazı insanî taraflarını da ele almak suretiyle, vatanın bağımsızlığını her şeyin önünde tutmasından ve askerî kahramanlığından bahsediyor.

Başka Bir Sanat Mümkün mü?
Hazırlayan Serhat Yüksekbağ, Patika Kitap, 2019, 254 s.

Atöylealtı Sanat Kolektifi tarafından hazırlanan kitap, kolektifin şu çıkarımları sonucunda hazırlanmış. “Sanatın topyekûn piyasaya teslim olduğunu, hiçleştiğini, tüm gücünü yitirdiğini iddia etmiyoruz. Aksine, ‘Başka bir dünya mümkün mü?’ sorusundan yola çıkarak, ‘Başka bir  anat mümkün mü?’ sorusunu sormanın bir zorunluluk hâlini almış olduğu bilinciyle  hareket ediyoruz.” Kitap, sanatın gelişimi ve evreleri konusunda farklı kişilerle yapılan söyleşilerin bir derlemesi niteliğinde. Kitaba katkı sunanlar ise şöyle; Alaêddin Şenel, Ali Artun, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Ceren Özpınar, Doğan Göçmen, Emre Zeytinoğlu, Ezgi Bakçay, Feyyaz Yaman, Fırat Arapoğlu, Fuat Ercan, Julian Stallabrass, M. Kemal Çoşkun, Sungur Savran.

Biyopolitika ve Modern Mimarlığın Ortaya Çıkışı
Sven-Olov Wallenstein, Çev. Baran Bilir, Lemis Yayınları, 2019, 100 s.

Sven-Olov Wallenstein bu kitapta, mimarlığın hem içsel mantığının, yani teorisinin, hem de bir araç olarak seferber edilme biçiminin dönüştürüldüğü, klasik paradigmanın terk edildiği noktanın aynı zamanda biyopolitik makinenin ortaya çıktığı eşik olduğunu gösteriyor. Wallenstein’a göre, modern mimarlık biyopolitik makinenin önemli bir parçasıdır. Bu da temel amacının öznellik üretmek olduğu ve modern öznenin soybilimi açısından yorumlanması gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla da, panoptik ilkeyi herhangi bir arkitektonik formla değil, Foucault’nun “diyagram” dediği şeyle –iktidar ilişkilerinin ortaya çıktığı ve pek çok fiziksel şekle (hastane, hapishane, kışla, fabrika, okul, vs.) bürünebilecek soyut bir makineyle– ilişkilendirmek gerekiyor. Wallenstein’ın benimsediği Foucaultcu perspektiften baktığımızda, yeni fikirlerin kentsel mekânın tamamına yayılmadan önce test edildiği bir tür “laboratuvar” haline gelen modern hastanenin, klasik paradigmayı yerinden eden yeni mimarlık mantığının en somut örneklerinden biri olduğunu görürüz. Kitabın ikinci yarısında modern hastanenin iki yüzyıllık seyrinden bir kesit alan görsel bir deneme bulunuyor.

 Hakikatin Ölümü
Michiko Kakutani, Çev. Cesi Mizrahi, 2019, 152 s.

Liderler gerçekleri alaya alıp küçümsüyor. Komplo teorileri havada uçuşuyor. Bilim tartışmaya açılıyor. Uydurma haberler, internet ve sosyal medya aracılığıyla planlı şekilde yayılıyor. Sağduyu kaybolurken, vasat fikirler uzman görüşlerinin önüne geçiyor. Nesnelliğin yerini önyargının, mantığın yerini duygunun, aklın yerini ise inancın aldığı hakikat sonrası çağa hoş geldiniz. Hakikatin Ölümü, Trump’ın kişiliğinde cisimleşen, Amerika’nın nesnel gerçeklerden uzaklaşma eğilimine eleştirel bir bakış. Sağ popülist iktidarların hüküm sürdüğü başka ülkeleri anlamak için de ilham verici.

40 Soruda Türk Sineması
Haz. Mesut Bostan, Ketebe Yayınevi, 2019, 256 s.

40 Soruda Türk Sineması, öncelikli olarak Türk sinemasını tanımaya ve anlamaya yönelik bir giriş kitabı olarak düşünüldü. Ama aynı zamanda Türk sinemasının meselelerini etraflıca ortaya koyma amacını gözeten bir “tartışma kitabı” olma özelliği de gösteriyor.  Bu yüzden bu kitapta, bir yandan Türk sinemasına dair genel bir manzara sunulurken diğer yandan da bu manzaranın detaylarındaki sorun ve imkânlara işaret ediliyor. Kitap dört ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm “Erken Sinema” başlığı altında Türkiye’de sinema seyir tecrübesine ve Türk sinemasının oluşum sürecine odaklanıyor. İkinci bölümde, “Popüler Sinema” başlığı altında Yeşilçam’dan günümüze Türk sinemasındaki popüler eğilimin doğası araştırılıyor. Türk sinemasına rengini veren onun ekonomik, estetik ve ideolojik zeminini oluşturan Yeşilçam anlatısı, farklı boyutlarıyla ele alınıyor. Üçüncü bölüm, “Klasik Sinema”da Türk sinemasında gelişmiş bir sinema dili oluşturma çabası ve bu çabayı ortaya koyan sinemacıların özgün katkıları derleniyor. Türk sinemasının gelişimine katkıda bulunan temel entelektüel eğilimler bu bölümün odak noktalarından bir diğerini oluşturuyor.  “Yeni Sinema” bölümünde ise Türk sinemasında modernist eğilim, temel sorunsallar ve bireysel çıkışlar ekseninde masaya yatırılıyor.