Ana sayfa Astronomi Jüpiter’in Güneş’e yolculuğu

Jüpiter’in Güneş’e yolculuğu

2089
PAYLAŞ
Jüpiter ve yörüngesi üzerinde Truva asteroidlerine ait çizim. Kaynak: NASA/JPL-Caltech

Nıvart Taşçı

4.5 milyar yıl önce başladı… O zamanlar Jüpiter, Güneş Sistemi’ndeki diğer pek çok gezegen gibi henüz emekleme çağındaydı. Bugün, hidrojen ve helyumdan oluşan müthiş kalın atmosferi sayesinde Dünya’nın 1300 katı büyüklüğe ulaşmış olan bu gaz devi, genç Güneş’imizi çevreleyen gaz ve partikül bulutunun oluşturduğu kozmik toz içinde yeni yeni ve kademeli olarak oluşan diğer tüm gezegenler gibi, şimdikinden epeyce farklıydı. Bugün Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olan Jüpiter, o zamanlar boyutları Dünya’nınkini aşmayan bir çekirdekten ibaretti. Ama sadece büyüklüğü değil, Güneş’e olan mesafesi de farklıydı: Şimdiki konumunun nereden baksanız dört katı uzaklıkta bir yerlerde…

İsveç’teki Lund Üniversitesi araştırmacılarının ilk defa kanıtlarla ortaya koyduğu bu ‘minik’ detay Astronomy&Astrophysics dergisinin 21 Şubat sayısında yayımlandı. Jüpiter’in göçünü ele verense, yörüngesinde dolanan Truva asteroidleri oldu (İngilizcede Trojan; bu gökcisimleri Truva Savaşı’ndaki askerlerden esinle isimlendirilmiş). Jüpiter’in ön ve arka kısmında iki grup halinde salınan, Güneş’e Jüpiter’le aynı uzaklıkta bulunan binlerce asteroidlik bir kuşaktan söz ediyoruz. Peki araştırmacıları Truva’lardan yola çıkarak Jüpiter’in göçüne götüren ne olmuş olabilir? Cevap, nicedir Güneş Sistemi’ndeki gizemlerden biri olarak kabul edilen Truva asimetrisinde. Jüpiter’in ön yüzünde, arka kısmındakinden %50 kadar daha fazla Truva asteroidi bulunuyor. Şimdiye kadar nedeni açıklanamayan bu sayısal farkın sırrı, Jüpiter’in oluşumunu sergileyen olaylar silsilesinin bilgisayar simülasyonları yoluyla yeniden tasarlanmasıyla ortaya çıkmış. Temelde gezegenin Truva asteroidlerini kendine çekme öyküsünü açığa çıkarmayı hedefleyen bu simülasyonlar, mevcut asimetrinin ancak tek bir şartla oluşmuş olabileceğini göstermiş: Ancak ve ancak Jüpiter Güneş Sistemi içindeki mevcut konumundan dört kat uzakta oluşmuş ve akabinde bulunduğu yere göç etmişse! Zira gezegenin kütleçekiminin Truva asteroidlerini etrafına toplama şablonu Güneş’e doğru yapılan böylesi bir yolculuğu şart koşuyor. En azından matematiksel olarak…

Hesaplamalara göre Jüpiter’in mevcut konumuna göçü Güneş’ten uzaklarda, buzdan bir asteroid olarak hayatına başladıktan yaklaşık 2-3 milyon yıl sonra başlamış ve 700.000 yıl kadar sürmüş. Güneş Sistemi’ne hakim olan gazların çekim kuvvetinin etkisiyle Güneş Sistemi’nin iç kısımlarına doğru helezonik bir yol izleyerek ilerleyen Jüpiter, henüz gaz yapılı atmosferinden yoksun, genç bir gezegenken Truva asteroidlerini etrafında toplamaya başlamış. Normal şartlarda Truva asteroidleri, gezegen yörüngesinin altmış derece ön ve arka yüzünde bulunan, büyük gök cisimlerinin yarattığı kütleçekim kuvvetinin merkezkaç kuvvetiyle sıfırlandığı bir stabilite alanı olan Lagrange noktaları üzerinde bulunuyor. Tamamen sabit bir gökcismi söz konusu olduğunda asteroidlerin bu noktalar arasında eşit dağılım göstermesi beklenir. Ancak belirtildiği gibi Jüpiter’in savaşçı asteroidleri özelinde tablo farklı. Lund Üniversitesi araştırmacılarına göre bunun en akla yatkın açıklaması gezegenin stabil değil, tam tersi hareket halindeyken yarattığı sürüklenme kuvvetinin öncü, yani ön kısımdaki Lagrange noktalarında daha fazla, kuyruk, yani arka kısımdaki Lagrange noktalarında ise daha az sayıda asteroid toplamış olması. Bu da Jüpiter’in bir zamanlar şimdi Uranüs ve Neptün’ün bulunduğu yerden bugünkü konumuna yol almış olduğunu gösteriyor. Araştırmacıların belirttiğine göre Jüpiter, peşine Satürn, Uranüs ve Neptün’ü taktığı yolculuğu sırasında önüne çıkan gökcisimlerini silip süpürmüş ve bize ulaşmadan durmuş görünüyor. Biz Dünyalılar yine şanslıyız!

Kaynak
“Jupiter’s unknown journey revealed”, Lund University News and Press Releases, 22 Mart 2019.