Ana sayfa 182. Sayı ‘Kopuş’a vurgu

‘Kopuş’a vurgu

85
PAYLAŞ

Elinizdeki sayının bir iç bütünlüğü var. Özellikle iki geniş dosyamız için bunu söyleyebiliriz. Birincisi “Evrim Kuramı İslamileştirilebilir mi?” başlığı altında topladığımız Hasan Aydın ve Ergi Deniz Özsoy’un makaleleri. Yazarlar Ortaçağ İslam felsefesinin önemli adlarının “evrimci yaratılışçı” diye niteleyebileceğimiz fikirlerini modern evrim kuramıyla karşılaştırıyorlar. Son zamanlarda “Darwin’den bin sene önce evrimi keşfedenler” diye lanse edilen İslam düşünürlerinin geliştirdikleri felsefi yapının Darwin’in evrim kuramıyla bir ilgisinin olmadığının altını çiziyorlar. Aslında bu son derece doğal; çünkü söz konusu İslam filozoflarının yaşadıkları dönemde henüz “bilimsel düşünce ve bilimsel yöntem” diye bir kavram ve yaklaşım yok, dinsel düşünce ile bilimsel çalışma arasındaki sınırlar bulanık. Bu durum, İslam filozoflarının geliştirdikleri düşüncelerin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Onlar hem kendi dönemlerinin insanlığa büyük katkı yapmış isimleri hem de bizim mirasımızın parçalarıdır. Ama artık aşılmışlar ve insanlığın müzesindeki yerlerini almışlardır.

Bu noktada ikinci dosyamıza geliyoruz: “Galilei materyalizmi”. Rıfat Saltoğlu, Bilimsel Devrimin anıt isimlerine ilişkin incelemelerine Galileo Galilei ile devam ediyor. Galilei bilindiği gibi, Batı geleneğinde bilim ile din arasındaki çatışmanın simge ismi. Modern bilim ve felsefeye çok yünlü katkıda bulunan tarihsel bir figür. Matematiksel fizik, gözlemsel astronomi, bilim felsefesi ve doğa felsefesi, Galilei’nin katkıda bulunduğu başlıca alanlar. Saltoğlu’nun makalesinden, Galilei’nin şahsında, Modernite atılımıyla bilim ve felsefede nasıl büyük bir değişim yaşandığını da anlıyoruz.

Bu iki dosyayı bir arada okumak Modernite öncesi ile sonrası arasındaki farkı ve yaşanan sıçramayı kavramayı sağlayacaktır. Süreklilikler ve kopuşlar, ancak diyalektik bir ilişki içinde birlikte ele alınırlarsa tarihsel süreçler kavranabilir. Kopuşlar silikleştirilirse süreklilikler gericiliğin elinde malzeme olur. Gerek postmodernist akımın gerekse Siyasal İslam’ın günümüzdeki temsilcileri bu sınırı bulanıklaştırıyorlar. Bizim de bu sınırı, yani bir nevi kırmızı çizgilerimizi özellikle kalınlaştırmaya çalışmamızın, esas olarak “kopuşları” vurgulamamızın nedeni budur.

Bu sayıda yer alan “Evrim Termodinamiğin 2. Yasası’na aykırı mı?” başlıklı makale de bu dosyaların çerçevesi içinde değerlendirilebilir. İtalyan felsefeci Massimo Pigliucci, günümüz yaratılışçılarının -bilimi kılıf olarak kullanıp- evrim kuramına yaptıkları saldırılara çok güzel yanıt veriyor. O makaleyi de özellikle öneriyoruz.

İzlem Gözükeleş’in “Dördüncü Sanayi Devrimi ve teknolojileri”, Fatih Yaşlı’nın “Ezan, Kuran, Bayrak: AKP’nin İslami popülizmi”, Önder Kulak’ın “Hallacı Mansur’un felsefesi”, Sedat Ölçer’in “Wallace Güneydoğu Asya’da” başlıklı makaleleri ile birlikte içeriği zengin bir sayı çıkardığımıza inanıyoruz. Umuyoruz okurlarımız da aynı görüştedir.

***

Bu dergiyi elinize aldığınızda yerel seçimlerin sonuçları alınmış olacak. Sonuç ne olursa olsun, yeni bir zorlu sürecin başlayacağının bilincindeyiz. Bilim ve Gelecek topluluğu bu süreçte de çizgisinden bir milim sapmadan kendi alanında mücadelesini devam ettirecek, yapması gerekeni yapacaktır.

Dostlukla kalın…