Ana sayfa Bilim Gündemi Ameliyatsız cerrahiyi çok bekledik, sonunda geldi!

Ameliyatsız cerrahiyi çok bekledik, sonunda geldi!

5687
PAYLAŞ
Görme sorunlarına yol açan kornea eğriliği moleküler cerrahi yöntemiyle a) pozisyonundan (maviyle işaretli) b) pozisyonuna (kırmızıyla işaretli) çekilmiş. Kaynak: Rachel Qu, Anna Stokolosa, Charlotte Culip.

Nıvart Taşçı

Diyelim ki burnunuzdan memnun değilsiniz; şöyle küçük, hokka dedikleri tipte birşey görmek istiyorsunuz aynada. Gel gör ki iyileşme süresidir, yara izidir, hatta kesilip biçilme düşüncesinin kendisi sizi yıldırıyor. O zaman yaşadınız. Teknoloji, tıp, bilim, her nasıl başlıklandırırsanız artık, yeterince bekleyene bir derman, bir yenilik illa ki sunuyor. Şimde de sıra geleneksel, neşterli-dikişli cerrahiye alternatif “moleküler cerrahi”de. İncecik iğneler, elektrik akımı ve 3 boyutlu baskı teknolojisiyle canlı doku kesiksiz, yara izsiz ve hatta genel anestezi dahi gerektirmeden, muayenehane ortamında, dakikalar içinde yeniden şekillendirilebilecek. Ayrıntıları ABD Ulusal Kimya Derneği’nin 2019 toplantısı kapsamında dün, yani 2 Nisan günü yapılan bir sunumda aktarılan çalışmanın öyküsünü sizin için dinledik, derledik.

Yöntemin dayandığı ilkenin ayrıntılarına geçmeden, hikayenin deney kısmından bahsedelim. Bu seferki kurban, kocaman, kıkırdak yapıdaki kulaklarıyla bir tavşan, çünkü moleküler cerrahi temelde kıkırdak dokunun şekillendirilmesinde kullanılıyor. Düşünün: Tavşanın kulaklarının olağan pozisyonda yani dimdik değil de öne doğru kıvrık durmasını istiyorsunuz. Normal şartlar altında bunu bir cerrah yapacak olsa deri ve kıkırdağı kesip birbirine tekrar, arzu edilen pozisyonda bağlaması gerekir. Çoğunlukla da bağlanma yerinde, bizim dışarıdan yara izi olarak gözlemlediğimiz, kimi zaman kıkırdağa bindirdiği mekanik yükten ötürü ikinci bir ameliyatla alınması gereken, nedbe denen bir yapı oluşturur. Oysa moleküler cerrahinin kullandığı akılcı yöntem bunların hiçbirine yol açmıyor. Nasılını anlamak için de kıkırdak yapısından kısaca bahsetmek gerekiyor.

Kıkırdak, minik ve sert kolajen iplikçiklerin biyopolimer denen moleküller aracılığıyla birbirine gevşekçe bağlı olduğu bir yapıdır. Neye benzediğini gözünüzün önüne getirmek isterseniz mutfat setinin üzerinde duran bir parça spagetti hayal edebilirsiniz. Spagetti çubuklarının ber biri birbirine bağlı. Yerinden kımıldattığınızda biraz gevşese de kopmuyor. Spagettimsi kıkırdağımız ayrıca negatif yüklü proteinler ile pozitif yüklü sodyum iyonları içeriyor. Bu pozitif-negatif yük farkı onu daha sağlam ve kararlı yapıyor. Ve işte moleküler cerrahi burada devreye giriyor. Araştırmacılar kıkırdağa -mesela- lazerle ısı verip doku hasarı riski ortaya çıkarma pahasına esneklik kazandırmak yerine elektrik akımının istenen sonucu verdiğini görmüşler. Çünkü elektrik akımı dokudaki suyu oksijen ve hidrojen bileşenlerine ayırıyor. Hidrojen pozitif yüklü olduğundan proteinlerdeki negatif yükü nötralize ediyor; yani doku elektrik yükünü kaybediyor. Bu da ona hamurumsu, şekillendirilebilir bir hal kazandırıyor. Şimdi tavşanımıza geri dönebiliriz.

Ekip kulağı öne eğik tavşan deneyi için 3 boyutlu baskı aracılığıyla bir kalıp hazırlamış. Kendi kulağınızdan bilirsiniz, kıkırdak nereye büksen oraya kıvrılır. Sonra da geri yerine döner. Ancak mikroiğnelerden oluşan elektrodlar aracılığıyla hayvanın kulağına verilen elektrik akımı kıkırdağı yumuşatarak kulağın kalıbın şeklini kalıcı olarak almasını sağlamış. Ardından akım kesilmiş, doku tekrar sertleşmiş ve kalıp yerinden çıkarılmış. Kıvrım noktasında hiçbir hasara yol açmadan işlem başarıyla tamamlanmış.

Hemen vücutta kıkırdak yapıdaki dokuların hangileri olduğunu merak ettiniz değil mi? Kulak haricinde eklemler, tendonlar ve malum, burun var (özellikle basit ama zahmetli septum deviasyonu sorununun çözümünde bu yöntem birebir); ancak mesela kornea gibi ilk başta akla gelmeyen organlar da var. Üstelik korneadaki eğim derecesinin aksaması, diyelim miyopi gibi toplumda çok yaygın sorunlara yol açabiliyor. Daha aşılacak engeller olduğunu hatırlatalım ama söylemeden geçmeyelim: Araştırmacılar 3 boyutlu baskıyla yaptıkları kontak lense, meşhur elektrodlarını bağlayıp hayvanların gözüne yerleştirmişler. Akım verilir verilmez yumuşayan kornea lens kalıbın şeklini alarak eğimini değiştirmiş, yani düzelmiş. Sözün kısası genel anestezisiz, ofis ortamında, kansız yarasız ve kısacık süreler içinde halledilebilecek yeni bir cerrahi şekli kapıda. Planladığınız bir burun vb. ameliyatı varsa biraz daha erteleyin isterseniz…

Kaynak
American Chemical Society, ‘Molecular surgery’ reshapes living tissue with electricity but no incisions, 2 Nisan 2019; https://www.youtube.com/watch?v=Dw9D7C8CpM0&list=PLLG7h7fPoH8LNYjJHshZ3TPkijXaSsvLg&index=13&t=0s.