Ana sayfa Bilim Gündemi Yarasalar ve mükemmel radar sistemleri

Yarasalar ve mükemmel radar sistemleri

786
PAYLAŞ

Çeviren: Gülseli Kırgıl

Ekolokasyon, yarasaların morfolojisinin (fiziksel özellikler) ve ses kullanarak “görmesini” sağlayan sonarın (SOund NAvigation and Ranging) birlikte kullanılmasıdır. Bilindiği gibi yarasalar, ağızdan veya burundan yayılan ultrasonik dalgalar üretmek için gırtlak kullanır. Bazı yarasalar ise bu dalgaları dillerini kullanarak, tıklamalar şeklinde üretir. Yarasa, çıkardığı ses ile oluşan/dönen yankıları duyar ve sinyalin ne zaman gönderildiği ve geri dönüş arasındaki süreyi ve çevresinin bir haritasını oluşturmak için sesin frekansındaki kaymayı karşılaştırır. Hiçbir yarasa tamamen kör olmamasına rağmen, mutlaka ama mutlaka karanlıkta daha iyi “görmek” için çıkardıkları sesleri kullanır. Bir yarasanın kulaklarının hassas yapısı, pasif dinlemeyle de av bulmasını sağlar. Yarasa kulak çıkıntıları, akustik bir Fresnel mercek görevi görerek, yarasanın toprakta yaşayan böceklerin hareketini ve böcek kanatlarının çırpınmasını duymasını sağlar. Dolayısıyla bu uyum mükemmel bir avlanma olanağı verir.

Yarasa morfolojisi ekolokasyona nasıl yardımcı olur?
Yarasanın kimi fiziksel özelliklerinin ekolokasyonu tamamlayan işlevleri vardır. Örneğin buruşuk etli burun, sesi yansıtmak için bir megafon görevi görür. Dış kulağının karmaşık şekli, kıvrımları ve kırışıklıkları ise gelen sesleri hunisinin içine kolayca almasını sağlar. Kulaklar ise yarasaların küçük frekans değişikliklerini tespit etmelerini sağlayan çok sayıda reseptör içerir. Beyin ise sinyalleri eşleştirir ve bu eşleştirme işlemi ile nesneleri ve canlıları ayırt etmesini sağlar. Bir yarasanın ses çıkarmasından hemen önce, iç kulağın minik kemikleri, hayvanın işitme hassasiyetini azaltmak için ayrılır. Böylelikle duyduğu seslerin yüksekliği ne olursa olsun kendini sağır etmez. Larinks kasları kasıldığında, orta kulak gevşer ve kulaklar yankıyı alır.

Ekolokasyon türleri
İki ana yankı türü vardır: 1) Düşük görev döngüsü yankılanması, yarasaların bir sesin yayıldığı zaman ile yankı döndüğü zaman arasındaki farka dayanarak nesnelerin mesafelerini tahmin etmelerini sağlar. Buna bir tür çağrı da diyebiliriz. Bir yarasa çağrısı herhangi bir hayvan tarafından üretilen en yüksek sesler arasındadır. Sinyal yoğunluğu 60 ila 140 desibel arasında değişmektedir; yani 10 cm uzaklıktaki bir duman detektörü tarafından yayılan sese eşdeğerdir. Bu çağrılar aynı zamanda ultrasoniktir ve genellikle insan işitme aralığı dışındadır. İnsanlar 20 ila 20.000 Hz frekans aralığında işitirken, küçücük yarasalar 14.000 ila 100.000 Hz’den fazla çağrı yayar.

Bazı yarasalar ultraviyole ışığı da görebilir. “Yarasa gibi kör” deyişi bu anlamda geçersizdir diyebiliriz.

2) Yüksek görev döngüsü olarak tanımlanan yankılanma biçimi ise yarasaların hareketi ve üç boyutlu av konumu hakkında onlara bilgi verir. Bu tür bir yankılama türü için yarasa, döndürülen yankı frekansındaki değişimi dinlerken sürekli bir çağrı da yayar. Yarasalar, frekans aralıkları dışında bir çağrı göndererek kendilerini sağır etmekten kaçınırlar. Eko, kulakları için en uygun aralıkta, frekansta düşüktür. Frekansta küçük değişiklikler tespit edilebilir. Örneğin, at nalı yarasa frekans farklarını 0,1 Hz kadar küçük olarak tespit edebilir.

Çoğu yarasa çağrısı ultrasonik olsa da, bazı türlerde sesli yankı tıklamaları şeklinde de ortaya çıkar. Örneğin farklı bir tür olan Benekli Yarasa (Euderma maculatum) birbirlerine çarpan iki kayaya benzeyen bir ses çıkarır. Ve bu sesin ardından yarasa yankı gecikmesini dinlemiş olur ve bir tür radar gibi nesnelerin/avların yerlerini tespit eder.

Yarasa aramaları, genellikle sabit frekans (CF) ve frekans modülasyonlu (FM) aramaların bir karışımından oluşur. Yüksek frekanslı aramalar daha sık kullanılır çünkü avın hızı, yönü, büyüklüğü ve mesafesi hakkında ayrıntılı bilgi sunarlar. Düşük frekanslı çağrılar daha da ileri gider ve çoğunlukla hareketsiz nesneleri eşleştirmek için kullanılır.

Güve-yarasa savaşı
Güveler yarasalar için popüler bir avdır. Bu nedenle bazı türlerin yankıları aşma yöntemleri geliştirmiş olduğu gözlemlenmiştir. İnsanlar ultrasonik sesleri duyamazlar. Ancak bu sesleri duyabilen bazı böcekler vardır. Güveler, kınkanatlı böcekler ve çekirgeler bunlara dahildir. Örneğin Kaplan güvesi (Bertholdia trigona) ultrasonik sesleri bozar. Başka bir tür, kendi ultrasonik sinyallerini üreterek varlığını ilan eder. Bu, yarasaların zehirli veya dengesiz avları tanımlamasını ve önlenmesini sağlar. Diğer güve türlerinde, güvenin uçuş kaslarının kıvrılmasına neden olarak gelen ultrasona tepki veren ve timpanum adı verilen bir organ vardır. Bu organın güvenin düzensizce uçmasını sağlar. Dolayısıyla yarasanın bu tür güveleri yakalaması zorlaşır.

Diğer inanılmaz yarasa duyuları
Ekolokasyona ek olarak, yarasalar insanlarda bulunmayan diğer hisleri de kullanır. Örneğin küçük yarasalar düşük ışık seviyelerinde görebilir. İnsanların aksine, bazıları ultraviyole ışığı da görebilir. “Yarasa gibi kör” deyişi bu anlamda geçersizdir diyebiliriz. Özellikle büyük yarasaların insanlardan daha iyi görebildiğini söyleyebiliriz. Yarasaların bir diğer özelliği de manyetik alanları sezebilmeleridir. Kuşlar gibi yarasalar da manyetik alanları algılayabilir. Kuşlar bu yeteneği enlemleri hissetmek için kullanırken, yarasalar kuzey ve güney üzerinden yön tayini yapmak kullanırlar.

Kaynak: https://www.thoughtco.com/how-bat-echolocation-works-4152159