Ana sayfa Bilim Gündemi Yaşadığınız yerde hava kirli mi? Likenlere sorun!

Yaşadığınız yerde hava kirli mi? Likenlere sorun!

1536
PAYLAŞ

İlayda İnan

Çocukken taşların üzerinde gördüğüm lekelerin küf mantarı olduklarını düşünüyordum. Fen Bilgisi dersinde mantarları ayrı bir âlemde henüz incelememişken, taşların üzerindeki lekelerin küf mantarı olduklarını düşünmemin sebebi evde gözlemlediğim küflenmiş ekmekler ya da yine küflenmiş meyveler olmalı. Hiç merak edip büyüteçle incelediniz mi bilmiyorum, küfün morfolojisi şahanedir. Her zaman beni etkilemiştir. Mantar değilse bu lekeler bitki olabilir mi? Belki. Öğrendiğimiz bitkilere benzemiyor, ama olsun. Yaprakları belli ki yok. Çiçeği de yok. Nasıl çoğalıyor? “Yosun” olabilir mi? Yosun ne demek? Aklımda birçok soru zincirleme olarak birbirini takip ediyordu. İlkokul eğitimimde kafamı en fazla karıştıran terimlerden biri herhalde yosundu. En fazla olan diyorum, çünkü kafamı karıştıran epey meseleyle karşılaşıyordum. Her şeye yosun deniyordu; tıpkı her şeye mantar denildiği gibi. Akşam yemeğinde yediğim yemek de mantardı, küf mantarı da, annemin bir başkasının havlusundan bulaşmasından korktuğu yabancı ajan da mantardı, tırnak mantarı da vardı, hatta penisilin… Mantar ne demek? Dilin gücünün altını bir kez daha çizerek devam etmek istiyorum. Birkaç yılın sonunda gördüğüm lekelerin isminin liken olduğunu öğrenmiştim.

Beslenme özelinde yaşamın temel tiplerinden bahsedecek olursak, saprobiyontlar (dönüştürücüler), simbiyotlar, parazitler ve avcılar olarak inceliyoruz. Saprobiyontlara nekrotroplar da dahildir. İnternette mantar tarafından öldürülen böcek videolarına denk geldiyseniz nekrotoplardan haberdarsınız demektir.

Biyologlar yıllar boyunca likenlerin mantar ya da bitki olup olmadığını tartışmışlar; bizim yukarıda tartıştığımız gibi. Taksonomistler likeni tek başına var olabilen bir organizma ya da sistematik bir kategori olarak değil, sadece ekolojik tip olarak tanımlıyorlar. Likenler bir mikobiyont ve fotobiyont arasındaki ektosimbiyotik ilişkidir. Burada bahsettiğimiz fotobiyont tür çoğunlukla yeşil alg olur, seyrek olarak siyanobakteridir, bazen diğer alg türleri dahil olur. Mikobiyont tür çoğunlukla ascomikottur, fungi imperfekti dahil, bazen basidiomikottur. Bazı likenlerde birden fazla fotobiyont tür görülür.

Likenlerin büyüme hızı oldukça yavaş olmakla birlikte, bu hız genetik konstitüsyona ve çevresel koşullara (ışık, su, besin) bağlıdır.

Biyoindikatör olarak likenler

Likenler hakkında henüz anlamadığımız birçok şey var. Sormaya devam ediyoruz. Fakat şunu iyi biliyoruz ki, bu ekolojik ektosimbiyotik ilişki bir indikatör, bir göstergedir çünkü likenler biyolojik yapısından dolayı hava kirliliğine karşı duyarlıdır. Hava kirliliği canlıların yaşamını olumsuz yönde etkiliyor ve ne yazık ki şehrin topoğrafik yapısına uygun olmayan plansız kentleşme, nüfus yoğunluğu gibi sebeplerle hava kirliliğinin etkilerini daha fazla hissediyoruz, bugünlerde İstanbul’da olduğu gibi. Motorlu taşıtlardan çıkan gazlar (karbonmonoksit, kurşun, ozon vs.) ya da ısınma kaynaklı gazlar (karbonmonoksit, kükürtdioksit, partikül maddeler vs.) doğrudan atmosfere geçtikleri gibi, dolaylı yollardan sularımıza ve besin zincirine karışırlar. Biyolojik sistemde birikirler. TMMOB 2018 Hava Kirliliği Raporu’na göre, İstanbul’da havadaki partikül madde (PM2,5 ve PM10) ve diğer kirleticilerin oranları ortalamanın üzerinde.

Gene de İstanbul’da yürüyüş yaparken likenleri görmeniz imkânsız sayılmaz. Sınırlı sayıda bulunan geniş alanlı parklarda ve/veya okulun öğrencileri ve öğretmenleri dışında kimsenin adımını atamadığı okul kampüslerinde likenlerle karşılaşabilirsiniz. Kirliliğe hassasiyet gösteren liken türlerini İstanbul’un sokaklarında bulamadığımız çok açık. Bulabildiğimiz türlerin ise lokal çalışmalarla değişimlerini izlemek şart.