Ana sayfa 183. Sayı Bilim ve Gelecek’e bahar geldi!

Bilim ve Gelecek’e bahar geldi!

152
PAYLAŞ

Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyet devrimimizin ilk kıvılcımının çakıldığı 19 Mayıs 1919’un 100. yıldönümünü kutlayacağız bu ay. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği büyük bayram günü. Toplumumuzun yakın tarihinin pek çok önemli günü var: 23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim vb… Yıllar sonra öyle dönemler yaşanır ki, bu tarihi günlerden bazıları öne çıkar ve önemleri daha yoğun hissedilir. İçinde yaşanılan koşulların yarattığı yakıcı ihtiyaçlar belirler bunu. İşte 19 Mayıs, önemi ve anlamı ile diğerlerine göre daha öne çıkıyor bugün. Çünkü 19 Mayıs dibe vurmuş bir toplumun yeniden çıkışının simgesidir. Çaresizliğin çaresinin uç verdiği, tohumunun toprağa düştüğü gündür 19 Mayıs. Toplumumuz bugün de benzer bir dönem yaşıyor, sıkıntılı süreçlerden geçiyor. Bu darboğaza bir çare arıyor ve yeni bir çıkışın sancılarını çekiyor. 19 Mayıs, bu açıdan günümüzde çok daha anlamlı. Umutla, kararlılıkla kutluyoruz bu büyük günün 100. yıldönümünü. Tarihi yaparak yazanları, bu büyük çıkışa önderlik edenleri, Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşını saygıyla anarak…

Mayıs ayı güzel bir ay. Daha ilk gününden başlıyor güzelliği: 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı… Sözünü ettiğimiz yeni bir çıkışın toplumsal zeminini oluşturan sınıfın bayramı. Bilim ve Gelecek emekçileri olarak işçi sınıfımızın ve tüm emekçilerin bayramını kutluyoruz.

***

Elinizdeki sayının kapak dosyasına özellikle dikkatinizi çekmek istiyoruz. Materyalizmi, metafizik yaklaşımları konu aldığımız dosyalarımız genellikle dinsel düşüncenin çeşitli yansımalarıyla tartışır. Bu ülkemizin içinde yaşadığı sürecin bir gerekliliğidir. Eski ile tartışmaktan yeniye fazla odaklanamıyoruz ne yazık ki. Fakat Bilim ve Gelecek gibi bir bilim dergisinden asıl beklenen, bilimdeki yeni gelişmeleri felsefi boyutlarıyla tartışması, yorumlaması; bilimsel düşünce ve yöntemin, başka bir deyişle diyalektik ve tarihsel materyalizmin bu gelişmelerden nasıl beslendiğini, nasıl değişip kendini yenilediğini ortaya çıkarmasıdır. İşte Kerem Cankoçak’ın kapak yaptığımız makalesi bu önemli işlevi yerine getiriyor. Temel bilimlerde son dönemlerde yaşanan devrimsel gelişmeleri materyalist bir perspektifle yorumluyor. Toplumcu perspektifle siyasal mücadele verenlerin, kuramsal altyapılarını sağlamlaştırabilmek için mutlaka okuması ve tartışması gereken bir dosyadır “Fiziğin ötesi var mı?”.

Kerem Cankoçak’ın bütün bu konuları çok daha geniş bir biçimde ele aldığı “50 Soruda Madde” adlı kitabı da Mayıs ayı içinde okurlarıyla buluşacak. Hazırlıklar son aşamada.

Bu sayının bir diğer dikkat çekici dosyası: Safsatalar. Bu da çok önemli bir konu, çünkü “safsata denizi” içinde yüzüyoruz. “Aklın Kırk Haramisi: Safsatalar” adlı kitabı yeni çıkan Tevfik Uyar ile yaptığımız söyleşi, Irmak Gültekin’in “Safsatalar ve insan psikolojisi” başlıklı yazısı ve Dr. Aliş Sağıroğlu’nun “Bir sanat olarak felsefe ve olmayana ergi safsatası” başlıklı makalesinden oluşan dosyayı ilgiyle ve çokça tartışarak okuyacağınızı umuyoruz.

***

Bizi sevince boğan iki (aslında üç) müthiş haber aldık son 1,5 ay içinde. Uzun süre Ankara Temsilciliğimizi yapan Uğur Erözkan ile eşi Nurdeğer’in ikiz bebekleri oldu. İkisi de erkek: Ufuk ve Doruk.
Bu olayın mutluluğunu yaşarken bir güzel haber de internet sitemizin editörlüğünü ve yazarlığını yapan Nıvart arkadaşımızdan ve eşi Faruk’tan geldi: Onların da bir kızı oldu: Sofya. Bilim ve Gelecek’e bahar geldi! Umut geldi! Neşe geldi!

Arkadaşlarımızı kutluyor, Ufuk, Doruk ve Sofya’ya hoş geldin diyoruz. 1 Mayıs gibi, 19 Mayıs gibi, bahar gibi olsun bu güzelim çocuklar…

Dostlukla kalın…