Ana sayfa Bilim Gündemi Anoreksiya hastalığına genetik bakış

Anoreksiya hastalığına genetik bakış

318
PAYLAŞ

Çeviren: Güneş Atılgan

Psikiyatrik bozukluklarla ve vücudun şeker ve yağ depolarının kontrolüyle bağlantılı olan genler, yıkıcı yeme bozukluğunun genetiği üzerine yapılan en geniş araştırmalarda, Anoreksiya’ya  bağlandı.

Anoreksiya, ruhsal bozukluklarda en yüksek ölüm oranına sahip olan hastalık. Çalışmada, Anoreksiya hastası yaklaşık 17.000 Avrupalının genomlarına bakıldı. Hastaların genetik yapıları, yeme bozukluğu olmayan 55.000’den fazla kişiyle karşılaştırıldı.

Kuzey Karolina Üniversitesi’nden Cynthia Bulik’in liderliğindeki araştırmacılar, bazıları beyinde ifade edilen 100’den fazla genle bağlantısı olan hastalıkla ilişkili sekiz genetik bölge keşfettiler.

Araştırmacılar, böylesi bir bölgenin; hipokampüsün, yemekle motive etme ve ödüllendirme de dahil olmak üzere farelerin beslenme davranışlarında büyük rol oynadığını belirtiyorlar.

Geniş genetik veri tabanı, araştırmacıların, Anoreksiya’nın genetik işaretini diğer psikolojik bozuklukların veya metabolik değişikliklerinkilerle örtüşüp örtüşmediğini test etmelerine izin verdi.

Başta kız çocukları ve genç kadınlar olmak üzere yaklaşık 200 kişiden birini etkileyen Anoreksiya’nın, obsesif kompulsif bozuklukla son derece bağlantılı olduğu; depresyon, şizofreni ve anksiyete ile daha az fakat önemli bağlantıları olduğu fark edildi.

Ayrıca araştırmacılar, yıllarca süren eğitim, üniversite bitirme ve hastalıktaki ortak özellikle tutarlı olarak fiziksel aktivite düzeyleri arasında olumlu bir ilişki olduğunu keşfettiler.

Fakat aynı zamanda vücudun açlık ve kan şekeri kontrolünü içeren en önemli hormonlardan ikisiyle de bağlantısı vardı: Yemekten sonra tokluk hissini veren leptin ve şeker seviyelerini düşüren insülin.

Ölümcül hastalık
Bulgular, Anoreksiya’nın nasıl tedavi edileceğine dair yol haritasını yeniden çizebilir.

Gerçekten de, Anoreksiya için ölüm oranları şok edici. Neredeyse sadece kadınlarda görülen bu hastalık için ölüm oranı (çalışmada yaklaşık 15.000 kadın ve sadece 447 erkek bulunuyordu) 20 yılda % 20.

Temel metabolik düzensizliğin, yeme bozukluğu olan bireylerin sağlıklı bir vücut kütle indeksini (terapötik olarak yeniledikten sonra bile) korumadaki zorluğunu daha da arttırabileceği belirtiliyor.

Son olarak araştırmacılar, “Sonuçlarımız, bu ölümcül hastalığı tedavi etmek için yeni yollar aranırken, yeme bozukluğundaki hem metabolik hem de psikolojik etmenlerin dikkate alınması gerektiğini gösteriyor” diyorlar.

Kaynak:https://cosmosmagazine.com/biology/genetic-insight-into-anorexia-nervosa