Ana sayfa Sorularla Bilim Dil felsefesi ile analitik felsefe arasında ne fark var?

Dil felsefesi ile analitik felsefe arasında ne fark var?

845
PAYLAŞ

Dil felsefesi ve Analitik felsefesinin genellikle birbirine karıştırıldığı görülür. Hemen belirtelim ki dil felsefesi sorunların bütününü kapsayan bir problem alanı ve (felsefede konuları bilimlerde söz konusu olduğu gibi ayrı ayrı altdisiplinler halinde ele almak çok kolay olmamakla birlikte) bir felsefe dalıdır. Analitik felsefe ise 20. yüzyılın başında doğmuş, büyük oranda Anglosakson filozoflarca geliştirilmiş bir düşünce akımı ve felsefe yapma tarzıdır. Yoksa felsefenin müstakil bir problem alanı değildir. Analitik felsefenin başlangıcında dil, anlam ve mantık eksenindeki konuları ele alması itibariyle, dil felsefesiyle bir tutulduğuna sık sık rastlanılır. Oysa dil felsefesi, iki bin küsur yıldır filozoflarca deyim yerindeyse iğne oyası gibi ince ince işlenmiş problemlerin alanıdır. Analitik felsefenin yöntem anlayışı gereği dışarıda bıraktığı sorunlar dil felsefesinde hâlâ incelenmektedir. Şöyle ki, analitik felsefe kendine, adının da belirttiği gibi her şeyden önce bir dil ve mantık analizi yöntemini esas alır. Dolayısıyla da bu yöntemle incelenmeye elverişli olmayan sorunlara uzak durur. Aklıma ilk gelen örneği verirsem, “dilin kökeni” sorununun analitik felsefe açısından önemli bir konu olmadığını söyleyebilirim.

Dil felsefesi, iki bin küsur yıldır filozoflarca deyim yerindeyse iğne oyası gibi ince ince işlenmiş problemlerin alanıdır.

Diğer yandan, dil felsefesinin kapsamına girmeyen birçok konu da analitik felsefede tartışılmaktadır. Bugün analitik epistemolojiden, analitik ontolojiden, analitik ahlâk felsefesinden, analitik estetikten ve hatta analitik din felsefesinden rahatlıkla söz edilebilmekteyiz. Doğrudan dil felsefesinin sahasında yer almayan bilgi felsefesi problemleri, zihin felsefesi problemleri, ontolojik problemler, vb. analitik bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.

Sevelim sevmeyelim, analitik akımın geçtiğimiz yüzyılda felsefenin gündemine dâhil ettiği provokatif tartışmalar etrafında geliştirilmiş yaklaşımlar kıta Avrupası’nda da birçok filozofça muhatap alınmıştır. Bu itibarla da analitik felsefenin kurumsallaşmasını çoktan tamamlamış bir felsefe yapma tarzı olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Analitik akımın kazandığı saygınlıkta, doğuşundaki büyük iddialarından arınmış olması da önemli bir unsur kuşkusuz. Toparlarsak, dil felsefesi analitik felsefeye indirgenemeyeceği gibi tersi de mümkün değildir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

-Engel, Pascal et alii (2000), Précis de la Philosophie Analytique, Paris: PUF.

-Kolektif (2008), Analitik Felsefe, Der. ve Çev. Atakan Altınörs, İstanbul: Say Yay.

Kaynak: Atakan Altınörs, 50 Soruda Dil Felsefesi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, Ekim 2016 2. Baskı, s.19-20