Ana sayfa Bilim Gündemi Duyularımızın işleyişi (III): Burun ve koku alma

Duyularımızın işleyişi (III): Burun ve koku alma

2372
PAYLAŞ

Gülseli Kırgıl

Çevremizi duyularımız yoluyla algılıyoruz. Bu nedenle duyularımızı oluşturan veya bir duyunun oluşumuna yardımcı olan organların çok önemli işlevleri var. Bu organlar temel işlevlerini yerine getirerek görmemizi, işitmemizi, koku almamızı, tat almamızı ve nesneleri hissetmemizi sağlıyor. Peki, bu yapılar nasıl işliyor, hangi mekanizmalar yoluyla işlevlerini yerine getirebiliyor? Görme ve duyma olaylarına odaklandığımız iki yazının ardından burun ve koku alma olayının nasıl gerçekleştiğine bakalım.

Duyu organlarımızdan olan burnun temel işlevi, kokuların algılanması ve kokuya dair bilgilerin beyne iletilmesidir. Bunun yanı sıra burun tarafından toplanılan bilgiler, beyinde “lezzet” kavramının oluşmasına yardımcı olur. Burun tıkanıklıkları yaşandığı sırada tükettiğimiz besinlerden tat alamadığımızı söylememizin temel sebeplerinden biri de budur. Zira “lezzet” hissinin oluşumu, tatma ile değil koklama ile başlar. Koku organı olan burun, işitme olayının gerçekleşmesinde de görev alır. Yani burun, solunumu sağlamanın yanı sıra pek çok olayın oluşumunda görevlidir. Üzeri deri kaplı kıkırdaklardan oluşan bir organ olan burun, genetiğe bağlı olarak çeşitli şekil ve boyutlarda olabilir. Burun şeklini yaralanmalar ve ilerleyen dönemde gelişen belirli hastalıklar da etkileyebilir.

Burun yapısı solunumun sağlandığı burun deliklerinden ve burun içerisinde yer alan bezlerden oluşur. Kıkırdak duvarı (septum) yoluyla burun içerisinde iki yolun açılacağı bölmelenme gerçekleştirilir. Böylelikle yüz içerisinde sinüs boşlukları denilen karmaşık bir kanal sistemi ile hava cepleri oluşmuş olur. Sinüs boşlukları; kafatasının arkasına, ağız boşluğunun hemen yukarısına, elmacık kemiklerine, göz ve kaş bölgelerine kadar uzanır. Bu yayılım nedeniyle bu alanların tümü, solunum, koklama, tatma ve bağışıklık gibi pek çok konuda önemli görevlerle yüklüdür.

Çevrede bulunan maddelerin burun içine girişi, çeşitli koruma mekanizmaları ile önlenir.

Burnun her iki tarafında bulunan geçitler, koana ve nazofarenks adı verilen yapılara açılır. Bu yapılardan nazofarenks, ağzın hemen arkasına denk gelen boğaz bölgesine açılmaktadır ve böylelikle burun yoluyla solunan havanın akciğere ulaşmasını sağlayacak olan yol açılmış olur. Bu anlamda burun, solunum sistemi için bir geçit görevi görür. Koku almanın nasıl gerçekleştiğine geçmeden önce, burnun bir başka işlevini de belirtmek gerekir. Burun, hastalıklara karşı savunmanın başladığı organdır. Bu anlamda bağışıklık sistemi için önemli bir rol oynar. Burun içini kaplayan ince kıllar ve mukus üretimi yoluyla çevrede bulunan maddelerin, burun içine girişi önlenmiş olur. Burada bulunan kıllar ve mukus, toz ve diğer kalıntıların vücuda girişini önler.

Koku almanın mekanizmaları ve hastalıklar
Koku alma, burun tarafından toplanan bilgilerin beyne iletilmesi ile birlikte gerçekleşir. Kokunun algılanması, diğer bütün duyularda olduğu gibi beyinde gerçekleşir. Bu anlamda beynin ilgili bölmesi, beyne koku duyusu taşıyan sinir uçları yoluyla aktifleştirilir. Burun içerisinde bulunan kemoreseptörler, koku moleküllerinin tanınmasında ve bilgilerin işlenmesinde görev alır. Kemoreseptör ifadesi, bu reseptörler için algılanabilir madde olarak görülen esas moleküllerin kimyasallar olduğunu ortaya koyar. Ancak bu reseptörler tarafından algılanabilir durumda olan maddelerin çeşitli özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu özellikler, bu maddelerin uçuculuğu, suda ve lipit tabanlı moleküller içerisinde çözünebilir olma, 20 ve daha az karbon molekülüne sahip olma ve miktar olarak koku reseptörlerinin kokuyu algılayabilmeleri için gereken eşik değerinin üzerinde olmadır. Burada 20 ve daha az sayıda karbon molekülüne sahip olma faktörünün geçmesinin temel nedeni, burnumuzun daha düşük boyutlu molekülleri algılamaya meyilli olmasıdır.

Grip ve benzeri viral enfeksiyonlar, burun tıkanıklıklarına neden olabilir.

Koku alımı, karada yaşayan canlılarda oldukça gelişmiş durumdadır. Konuya ilişkin çalışmalar göstermektedir ki, sadece insan burnu bile 1 trilyondan fazla kokuyu alabilir. Bu anlamda burnumuzda meydana gelen çeşitli durumlar ve hastalıklar, oldukça büyük etkilere de neden olabilir. En sık rastlanan rahatsızlıklar ise, nefes alma güçlükleri, burun tıkanıklıkları, alerjiler ve kronik sinüs enfeksiyonlarıdır. Koku alma duyusunun kaybedilmesinin en yaygın nedeni, soğuk algınlığı ve benzeri viral enfeksiyonlardır. Tütün kullanımı, kafa travması ve tümörler de koku kaybına neden olabilmektedir. Birçok insanda sinüs tıkanıklığı ve burun tıkanıklığı problemleri gözlenebilmektedir. Sinüzit ise yaygın bir biçimde gözlenen burun rahatsızlıklarından biridir. Ek olarak, görme ve işitme kaybına benzer şekilde, yaşlanmanın doğal akışında da koku almada bir miktar azalma görülebilmektedir.


Duyu organlarının işleyişine ilişkin daha önceki yazılarımızı okumak için:
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ: GÖZ VE GÖRME OLAYI
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ (II): KULAK VE DUYMA OLAYI


Kaynak: https://www.livescience.com/52341-nose.html
https://www.mhealth.org/patient-education/89973
https://www.livescience.com/44240-human-nose-distinguishes-1-trillion-scents.html