Ana sayfa Bilim Gündemi Duyularımızın işleyişi (V): Deri ve temas etme

Duyularımızın işleyişi (V): Deri ve temas etme

1291

Çevremizi duyularımız yoluyla algılıyoruz. Bu nedenle duyularımızı oluşturan veya bir duyunun oluşumuna yardımcı olan organların çok önemli işlevleri var. Bu organlar temel işlevlerini yerine getirerek görmemizi, işitmemizi, koku almamızı, tat almamızı ve nesneleri hissetmemizi sağlıyor. Peki, bu yapılar nasıl işliyor, hangi mekanizmalar yoluyla işlevlerini yerine getirebiliyor? Dizinin son yazısında deri ve temas yoluyla hissetmeye odaklanalım.

Deri, bütün vücudumuzu saran ve iç alanımızı, dış ortamdan koruyan bir yapıya sahiptir. Ortalama 20 metrekarelik boyutu ile deri, vücudun en büyük ve en ağır organıdır. Vücudumuzda bu kadar yüksek oranda bulunan deri, farklı birçok görevi de yerine getirir. Örneğin, vücudumuzu dış etmenlerden korur. Nem, soğuk ve güneş ışınlarının organlarımızı doğrudan etkilemesinin önüne geçer. Bu noktada deri, vücudu koruyan bir bariyer gibi işler. Koruyucu bariyer işlevinin yanı sıra, vücut sıcaklığının korunması gibi pek çok önemli göreve sahiptir. Susuz kalma durumunun önlenmesine yardımcı olur, aşırı sıcak veya soğuğun olumsuz etkilerinin oluşmasını engeller. Sıcaklık, aşırı soğuk, yüksek basınç, kaşıntıya sebebiyet verecek bir böcek ve benzeri durumların vücudumuz tarafından hissedilmesini sağlar. Bütün bu görevlerle yüklenen deri, üç katmandan oluşur: Dış katman (epidermis), orta katman (dermis) ve alt katman (hipodermis). Bu tabakaların boyutları, vücudunuzda bulundukları bölgelere göre değişkenlik gösterir. Aynı şekilde bu tabakaların kalınlığı da yaşa bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Genellikle yaşlı insanların genç insanlardan daha ince derileri vardır.

Epidermis, derinin en dışında bulunan tabakadır ve saç, tırnak gibi yapıların temelini oluşturan keratin üreten hücrelerden oluşur. Bu durumun yanı sıra derinin dış katmanı olan epidermisin üç temel görevi vardır. Bu görevler, yeni hücrelerin üretilmesi, vücudun korunması ve cilde renginin verilmesidir. Görevlerin temel mekanizması ise şöyle işler: Deride yeni hücreleri üretildikçe, eski hücreler deri yüzeyine doğru itilir. Burada biriken görece eski hücreler, zamanla ölür ve sertleşir. Bu hücreler, birbirlerine yakın şekilde paketlenir ve cildin dış bölgesini kaplar.

Çevreyi sinir uçlarımızla algılamak…
Epidermis sürekli bir biçimde kendilerini yeniler. Bu durum, epidermisin alt katmanlarında yeni hücrelerin oluşması ve bu hücrelerin dört hafta içinde cilt yüzeyine taşınması yoluyla gerçekleşir. Epidermis yüzeyinde meydana gelen herhangi bir tahribat, epidermisin alt katmanlarında gerçekleşen hücre yenilenmelerinin artmasıyla karşılanmış olur. Böylelikle deride dökülmelerin yaşandığı bölgedeki hücre miktarında astronomik değişimler gözlenmez. Epidermis tabakasında meydana gelen bu sert yapı oluşumu, derinin kendini korumak için geliştirdiği bir özelliktir. Genel itibariyle epidermis, ayak tabanı ve avuç içi gibi bölgelerde daha kalın olarak gözlenen bir tabakadır. Epidermis ayrıca, derinin renginin oluşunda da etkilidir. Deriye renk veren melanin pigmentini üreten hücreler, cildin en dışında bulunan bu katmana yerleşmiştir. Cildiniz fazla miktarda güneş ışığına maruz kalırsa, fazla miktarda pigment üretimi gerçekleşir, bu nedenle ciltte koyulaşma meydana gelir. Bu hücreler, cilt renginin oluşumunun yanı sıra cildin ultraviyole ışınlardan korunumu için de çalışırlar.

Deri, üç temel katmandan oluşur: Epidermis, dermis, hipodermis.

Orta tabaka olarak bilinen dermis tabakası, epidermisin hemen altında bulunur. Bu tabaka, yoğun elastik liflerden meydana gelmiş bir ağdır. Bu ağsı tabaka, derinin güçlü ve sağlam olmasında etkilidir. Deriye esas gerginliğini verir. Deride meydana gelen aşırı gerilmelerle dermis tabakasında yırtılmalar meydana gelebilir ve “çatlak” adı verilen yapılar oluşur. Bu durum, hamilelik yaşayan kadınlar ve kısa sürede yüksek kilo alımı yaşamış insanlarda gözlenebilir. Epidermis tabakasının aksine orta tabaka olan dermis, sinir ağı, kıl kökü ve kılcal kan damarları içerir. Kılcal damarların ana işlevi, vücut sıcaklığındaki değişimlerde çeşitli mekanizmaları işleterek bu sıcaklığın dengede kalmasını sağlamaktır. Dermis ayrıca derinin en temel işlevi olan temas yoluyla hissetmeyi sağlayan hücreleri de içerir ve aynı şekilde bu dokular, ter bezleri de içerirler. Bu nedenle, hissin oluşumu ve ter üretimi bu noktadaki hücreler aracılığıyla olur. Bu hücreler yoluyla toplanan bilgi, sinir ağlarına ve oradan da beyne taşınır.

Bu noktada irdelememiz gereken son tabaka, alt tabaka olarak adlandırılan “hipodermis”tir. Hipodermis, genel itibariyle bağ doku ve yağdan oluşur. Bu katman yoluyla deri, kemik ve kas dokuya bağlanır. Alt katman, dermis katmanının kıvrımları ve o kıvrımlar arasındaki boşluklardan meydana gelir. Bu boşluklar, yağ ve sudan meydana gelen bir madde ile doludur. Bu noktada yağ, kemikleri ve eklemleri, darbelerden korur ve aynı zamanda da izolasyon görevi görür. Ayrıca yağ tabaka yoluyla vücut sıcaklığının dengede kalması da sağlanır. Bu tabakadaki yağ hücreleri, D vitamini gibi bazı maddelerin üretiminde de etkilidir.


Duyu organlarının işleyişine ilişkin daha önceki yazılarımızı okumak için:
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ: GÖZ VE GÖRME OLAYI
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ (II): KULAK VE DUYMA OLAYI
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ (III): BURUN VE KOKU ALMA
DUYU ORGANLARIMIZIN İŞLEYİŞİ (IV): DİL VE TAT ALMA


Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK279255/
https://www.medicalnewstoday.com/articles/320435.php