Ana sayfa Bilim Gündemi Kopernik kuramına dinsel çevreler neden şiddetli tepki gösterdiler?

Kopernik kuramına dinsel çevreler neden şiddetli tepki gösterdiler?

1365
PAYLAŞ

Derleyen: Volkan Tozan

Bilimsel devrimlerin almış olduğu meşakatli yol içerisinde en önemli olanı hurafeler ile bezeli iktidar ve onun yaratmış olduğu atmosferin sarsıntılı sancılarıdır. “Kabul edilemez”, “İstemezük” gibi tepkilerin karşısında doğru olanı yakalayabilme çabasını bıkmadan, usanmadan dile getirebilmektir. Toplumlar tarihinde tekrarını binlerce kez yaşadığımız bu olgunun kuşkusuz bir nedeni var. Bu nedenler ise Bilim ve Gelecek dergisi külliyatının içerisinde defalarca gündeme gelmiş ve incelenmiştir.

Bu karşı çıkışların bir diğer örneği ise Kopernik kuramına dinsel çevrelerin göstermiş olduğu şiddetli tepkidir. Peki bu çevreler Kopernik Kuramına neden bu kadar karşı çıktılar?

Konuyu artık aramızda olmayan değerli hocamız Metin Hotinli’nin hazırlamış olduğu Bilim ve Gelecek Kitaplığı tarafından geçtiğimiz günlerde 3. Baskısı yapılarak yayımlanan “50 Soruda Büyük Patlama Kuramı” kitabından yaptığımız bir alıntıyla cevaplıyoruz.

Kopernik kuramının başlatmış olduğu sürecin neden bir din-bilim çatışmasına yol açmış olduğunu ünlü İngiliz filozof Herbert Spencer’in (1820-1903) şu sözleri ile açıklayabiliriz: “Bilim ile dinin karşı karşıya olmaları zorunludur; çünkü bir yandan din, yalnız bilimin çözebileceği sorunlara karışmakta, bilim de dinin kendi tekelinde saydığı alana el atmaktadır.”

Hıristiyanlığın “Kutsal Kitabı”nda (Tevrat, İnciller) göğün yedi kat olduğundan söz edilmez, çünkü bu kitaptaki kozmolojiyle ilgili bölümler, Eudoksus ve Aristoteles tarafından geliştirilmiş olan bu kuramdan önce yazılmıştır. Ancak Tevrat’ın bazı kısımlarındaki ifadeler, Yer’in evrenin merkezinde ve hareketsiz durduğu şeklinde yorumlanmıştır.

Yedi katlı Aristoteles evren modeli, dokuzuncu kat üzerindeki “hareket etmeyen ilk hareket ettirici” (Primum Mobile) dinlerin Tanrısı ile özdeşleştirilerek, “devşirme” yollu Hıristiyanlığa girmiştir.

Aslında Aristoteles modeli, Hıristiyan öğretisine tam olarak uygun değildi, çünkü evvelce de görmüş olduğumuz gibi, bu bilgin evrenin başlangıcı ve sonu olmadığını ileri sürüyordu. Devşirilirken, bu aykırılıklar göz ardı edilmiştir.

Doğa olaylarını açıklayan bir bilimsel kuramın, bilimde geçerliliğini koruduğu sürece, dinsel çevrelerce de benimsenmiş olmasında bir sakınca yoktur. Ancak, din çerçevesi içerisine girince, donup kalıplaşır, dokunulmazlık kazanır. İleride bu kuramın yanlış olduğu bilim çevrelerince anlaşılır ve terk edilmesi gerekirse, o zaman bir “din-bilim çatışması” kaçınılmaz olur. Bundan dolayı Kopernik kuramı, bilimsel açıdan yanlış olduğu anlaşılan bir kuramın yerine gerçeğe daha yakın olduğu varsayılan yeni bir kuramın getirilmesi olayı iken, bir din-bilim çatışmasına dönüşerek, Batı âleminde bir hayli sarsıntıya neden oldu.

Kaynak: Metin Hotinli, 50 Soruda Büyük Patlama Kuramı, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, Eylül 2019, 3. Baskı, s. 26-27