Ana sayfa Bilim Gündemi İnsansılar alet yapabiliyor muydu?

İnsansılar alet yapabiliyor muydu?

258
PAYLAŞ

İnsansıların en eski türlerine ait fosillerle birlikte alet bulunamamıştır. Bu erken hominid’ler hayvanı yakın mesafeden öldürebilecek etkinlikte el baltası yapamamışlardı. Zekâları ve el becerileri buna müsait değildi. Kaba yapılıların şempanzelerinkine benzeyen başparmakları vardı. İki ayak üzerinde durup yürüdüklerine bakılırsa, çevrelerinde var olan taş, ağaç dalı gibi nesneleri kendilerini savunmak ya da saldırmak için kullanmış olabilirlerdi.(1) Acaba, narin yapılı insansılar, diğerlerinden farklı olarak alet yapıp kullanmış mıydı? Son araştırmalar bu soruya yanıt verebilecek niteliktedir. Narin yapılıların el parmak kemiklerinin duyarlı bir tutuşa yatkın olduğu, yapılan son anatomik incelemelerden anlaşılmıştır. Ayrıca, el başparmakları da oransal ve işlevsel açıdan en eski insansılarınkinden ziyade insanınkine yakındır. El bilek kemikleri de biz insanlarınkini hatırlatır. O halde, narin yapılı insansılar alet yapabilecek bir biyolojik potansiyele sahipti. Elleri, dikkat isteyen nazik işleri rahatlıkla gerçekleştirebilecek düzeydeydi. Nispeten gelişmiş olan beyin kabuğu da bu becerikli ellerle sıkı işbirliği içinde olmalıydı. Yeni davranış örüntüleri, buna bağlı olarak avantajlı konuma geçen yeni anatomik özellikler, aynı zamanda yeni iklim koşullarının yarattığı zorunluluklar, insansı atalarımızın alet denilen ve doğal organların dışında, ama onların güdümündeki, yeni bir kazanımları için hazırlayıcı faktörler sayılabilir. Nitekim, Doğu Afrika’da son yıllarda narin insansıların yanında çok basit ölçüde işlenmiş taş aletlere rastlandı.

Beyin iriliği açısından insan ve Australopitekus’lar arasında derin uçurum olmasına rağmen, Australopitekus’lardaki beyin organizasyonu insandakine benzer; sulcus lunata tıpkı insanda olduğu gibi, oksipital ve temporal loblar arasında yer alır. Tüm bu değerlendirmelerin ışığında, kültürün insana özgü olamayacağı, insansıların bazı türlerinde de var olduğu rahatlıkla söylenebilir. Etyopya’da Omo Vadisi’nde, ayrıca Zaire ve Malavi’de 2,5 milyon yıl öncesine ait taş aletler bulundu. Bu aletler genelde pinpon topu iriliğinde çakıltaşı, kuvars ve kuvarsitten yapılmıştı. Ne var ki narin yapılı insansılara mal edilen bu taş aletler öyle sanıldığı kadar biçimlendirilmiş ve kolayca teşhis edilebilecek mükemmellikte değildi. Bazı araştırıcılar, Doğu Afrika’da zamanımızdan 1,2 milyon yıl öncesine kadar yaşamaya devam eden kaba yapılı insansının da taş aletler yaptığından söz etmektedir. Üstelik bunları doğal faktörlerin biçimlendirdiği taş parçalarından ayırt etmek de uzmanlık işidir. Doğu Afrika’daki narin yapılı insansıların taş aletlerine karşılık Güney Afrika’daki çağdaşları hayvan kemiklerini, boynuzları ve çeneleri kullanmıştır.

3 milyon yıl öncesinden itibaren arkaik insansılar tarih sahnesinden silinmiş, yerlerini daha gelişmiş insansı ardıllarına bırakmıştır. Doğal ayıklanma süreci bu geçen yüz binlerce yıl zarfında görece daha iri beyinli, daha uzun boylu, iki ayak üzerinde daha kusursuz biçimde yürüyebilen, daha zeki, daha yetenekli ve kurnaz insansı formların oluşması doğrultusunda işlemiştir. Bu arada Afrika da giderek önemli iklim değişmelerine sahne olmuştur.(2) Aşağı yukarı 3 milyon yıl önce başlayan iklimdeki soğuma ve kuraklaşmaya paralel olarak sık ormanlık alanlar yerini açık savanlık alanlara bırakmıştır. Sonuçta bazı hayvanlar yok olmuş, bitki örtüsü fakirleşmiş, önemli su kaynakları kurumuştur.

Dipnotlar:
1) Jelinek, J., 1975; Encyclopedie İllustree de l‘homme Prehistorique, Grund, Paris.
2) Stevens, W., 1993; “Dust in sea mud may link human evolution to climate”, New York Times, Aralık Sayısı.

Kaynak: Metin Özbek, İnsanın Tarih Öncesi Evrimi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, Eylül 2019, 5. Baskı, s.72-75