Ana sayfa 190. Sayı Tarih: Bir gerilim hattı…

Tarih: Bir gerilim hattı…

110
PAYLAŞ

Hasan Selçuk Turan

İngiliz tarihçi John Tosh’un kitabı The Pursuit of History, Türkçedeki adıyla Tarihin Peşinde, hayranlık uyandıran bir içeriğe sahip. Özden Arıkan çevirisiyle Kronik Kitap tarafından bir kez daha okurla buluşturulan eser “Modern Tarih Çalışmasında Hedefler, Yöntemler ve Yeni Doğrultular” alt başlığını taşıyor. Yazarın Birleşik Krallığın önemli eğitim kurumu Roehampton Üniversitesi’nde profesör olduğunu hatırlatarak konuya başlayalım.

74 yaşındaki tecrübeli tarihçi John Tosh bu kitabında birçok uyarıda bulunuyor ve yol gösteriyor… Hemen önsözün ilk iki cümlesinde “geçmişte meydana gelmiş olaylar” ve “geçmişin tarihçilerin çalışmalarında yeniden kurulup aktarılması” şeklinde tarihin gündelik konuşma dilindeki anlam farklılıklarına dikkat çekiliyor. Tarihin geleneksel ve modern olmak üzere bir ayrımıyla kitaba giriş yapılıyor ve birazdan John Tosh, “Tarihçilik zanaatının gerçek ustası, ömür boyu her türlü kaynağa açık biçimde çalışarak hangi soruları sormanın anlamlı olacağı yolundaki sezgisini keskinleştirmiş olan kişidir.” diyerek altını çiziyor; “Bunun tam anlamıyla gerçekleştirilmesi ne kadar imkânsız olsa da bütün kaynaklara hakim olma idealinden vazgeçmemek gerekir”.

Kitapta “kaynak (source)” terimini de bir mecaz üzerinden irdeleyen yazar, ‘bir kaynağın ancak tek bir ırmağı besleyebileceğini’, buna karşın tarih disiplini için belge, kronik, kayıt şeklinde açıklanabilen materyalleri “iz (trace), “yol (track)” gibi kelimelerin daha iyi ifade edebileceğine işaret ediyor ve konuyla ilgili daha önce de benzer öneriler yapıldığını belirtiyor. Bununla birlikte birincil/ikincil kaynak konusuna; ikincil kaynaklara eleştirel yaklaşım, birincil kaynaklara bağlılık fakat bu birincil kaynakların da otorite altında yanlı ve maksatlı olarak yazılmış olabileceğine dair ayrıca bir süzgeçten geçirilmesi şeklinde önemli bir aydınlatma getiriyor. Üzerine düşünmeye değer konulardan tarih ile doğa bilimlerinin temel metodoloji yönünden birbirleriyle olan ince ama önemli farkları, burada karşımıza çıkıyor: “Tarih özü itibarıyla melez bir disiplindir, bilimin teknik ve analitik prosedürlerinin, sanatta aranan düşgücü ve üslup yetkinliğiyle birleştirilmesi gerekir.”

Ranke’yle (öl. 1886) başlayan modern tarih ile Herodot’la başlayan geleneksel tarih arasında nasıl bir eşik vardır? 21. yüzyıl tarihçisi nasıl çalışmalıdır ve 21. yüzyılda tarih nedir? O halde tarihçinin işi nedir? Farklı zamanların tarihçileri nelere yoğunlaşmıştır? Ekonomi, toplum ve zihniyet gibi tarihin yeni konuları nasıl ele alınmalıdır? Tarihle tarihçi arasındaki nesne-özne ilişkisi nasıldır?.. kitabın öne çıkan soruları. W. H. Walsh, E. H. Carr, Marc Bloch, John Cannon, Marwick, Kitson Clark, G. R. Elton, Collingwood, Peter Burke, Hobsbawm, Gibbon kitapta tartışılıp taçlandırılan başlıca tarihçiler.

Kitabın değerlendirmeye tabi tuttuğu bir konu da Marksist tarih anlayışı. Oteçestvennive Zapiski dergisi yayın kuruluna mektupla tartışmaya ışık tutan yazar, Marx’ın bütün toplumların kesin biçimde her bir evresini yaşaması gereken tek bir evrim çizgisi ortaya koymadığını vurguluyor; “Batı Avrupa’da kapitalizmin doğuşuna ilişkin tarihsel şemamı, hangi tarihsel koşullar içinde bulunursa bulunsun her halkın izlemesi mukadder olan genel bir tarih-felsefe teorisine dönüştürdüler”. Böylece bizzat Marx’tan yapılan bu alıntıyla, “Tarih, kayıtsız şartsız ekonomik kuvvetlerin kontrolündedir; bütün toplumlar, aynı evrelerden geçerek sosyalizme gider ve kapitalizm de şu anda insanlığın büyük bir bölümünün yaşadığı evredir (…) Bütün çağlarda insan davranışlarının ana saiki maddi çıkarlar olmuştur. Sınıflar, bu çıkarların kolektif ifadesini temsil ederler ve bu nedenle de bütün bir tarih, sınıf çatışmasının tarihi olmaktan öte anlam taşımaz.” şeklindeki klişeleşmiş yorum da yanıtlanmış oluyor.

Kitapta buna benzer birçok konuda göz ardı edilen noktalara dair her yerde karşılaşamayacağımız cinsten bakışlar geliştiriliyor. “Kazalar ve gaflarla dolu bir kitaptır tarih” sözüyle J. P. Taylor’ı anan tarihçi, kendi tarih anlayışına dair önerisini ise Thompson’la özdeşleştiriyor; “sentezci ve ampirik usuller arasındaki hassas denge, model ile gerçeklik arasındaki gerilim sayesinde ilerler”.

Tarihin Peşinde, John Tosh, Çev. Özden Arıkan, Kronik Kitap, 2019, 304 s.