Ana sayfa Bilim Gündemi Fosil çalışmaları, astronomi keşifleri ve diğerleri: 2019’un haberleri

Fosil çalışmaları, astronomi keşifleri ve diğerleri: 2019’un haberleri

817
PAYLAŞ

2019 yılını geride bırakıp 2020 yılına girerken yıl içinde bilim gündeminde yer alan haberleri derledik. Yeni yılınız Bilim ve Gelecek ile geçsin!

1) Galaksimiz Samanyolu’nun ağırlığını öğrenmek ister misiniz?

Samanyolu’nu teraziye koyup tartamayız elbette; fakat gökbilimciler NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu ile Avrupa Uzay Ajansı’nın Gaia uydusunu kullanarak galaksimizin kütlesini en doğru şekilde ölçmenin yolunu buldu. Son hesaplamalara göre Samanyolu’nun ağırlığı yaklaşık 1,5 trilyon Güneş kütlesi kadar (1 birim Güneş kütlesi Güneş’in ağırlığına denk). Bu kütlenin çok küçük bir yüzdesi Samanyolu’nda sayıları 200 milyarı bulan yıldıza ve galaksinin merkezinde bulunan 4 milyon Güneş kütlelik kara deliğe ait. Kalan kısmın yaklaşık %90’ı adeta evrenin iskeleti rolünü oynayan ve yıldızları galaksideki sabit konumunda tutan, görünmez ve gizemli, karanlık madde denen yapının içine hapsolmuş durumda.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/03/11/galaksimiz-samanyolunun-agirligini-ogrenmek-ister-misiniz/


2) Modern insan yavrusuna Çin’den yeni kardeş: Xujiayao 1

Günümüzden 100.000 ila 224.000 yıl önce Doğu Asya’nın kimi bölgelerinde Homo erectus’lar, Homo antecessor’lar, Homo heidelbergensis’ler, Denisovalar, Neandertallar, arkaik Homo’lar ve olmazsa olmaz, modern Homo sapiens’ler, yani bizler, aynı coğrafyayı ve aynı zamanı paylaşmışız. Bunun en güçlü kanıtlarından birini Kuzey Çin’deki Nihewan Havzası’ndan çıkan çeşit türlü insansıya ait fosiller oluşturuyor. 1970’lerde gerçekleştirilen üç büyük kazıdan çıkan 20 insansı fosili odur budur araştırmaların, giderek gelişen görüntüleme teknikleriyle tekrarlanan analizlerin konusu olmaya devam ediyor. Bu fosillerden biri, adını havzanın özel bir noktasından alan Xujiayao 1, keşfedildikten 43 yıl sonra, 16 Ocak 2019’da Science Advances dergisinde yayımlanan bir çalışmaya konu oldu.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/01/23/modern-insan-yavrusuna-cinden-yeni-kardes-xujiayao-1/


3) Tarihin ilk kara delik fotoğrafı yayınlandı

BD Ulusal Bilim Vakfı, 2012’de bir kara deliğin çevresini gözlemlemek için kurulan Event Horizon Teleskobu’ndan (EHT) elde edilen “çığır açıcı sonucu”, basın toplantısıyla tüm dünyaya gösterdi. “Dev kara delik”, kırmızı bir yuvarlak şeklinde fotoğrafa yansıdı.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/04/10/tarihin-ilk-kara-delik-fotografi-yayinlandi/


4) Buyurun dinozorlar sofrasına: İngiltere’den 85 ayak izi büyüklüğünde bir hazine

Hollywood’un çok sevdiği Yorkshire’lı Jurassic Park’a sonunda İngiltere’den rakip çıktı. Ülkenin güneyindeki Sussex bölgesine bağlı Hastings’de, 6 km uzunluğundaki bir kıyı falezi boyunca, dinozorlara ait 85 adet ayak izi bulundu. Günümüzden 145 ila 100 milyon yıl öncesine karşılık gelen ve Erken Kretase olarak bilinen jeolojik devre ait izler iknoloji (izbilim) dünyası açısından çok değerli. Zira bu koleksiyon, İngiltere sınırları içinde şimdiye kadar bulunmuş en çeşitli ve ayrıntılı izleri teşkil ediyor. Boyları 2 cm’den 60 cm’ye kadar değişen ayak izleri, Hastings-Fairlight falezlerinde son yıllarda gerçekleşen yoğun erozyon faaliyetlerinin sonucunda ortaya çıkmış. Cambridge Üniversitesi’nden Neil Davies ve Anthony Sillito’nun 2014-2018 arasında gerçekleştirdikleri araştırmaların meyvesi olan izler o kadar ayrıntılı ki pek çok örnekte dinozorların derilerine, pullarına ve pençelerine ait ince ayrıntıları da görmek mümkün.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/01/10/buyurun-dinozorlar-sofrasina-ingiltereden-85-ayak-izi-buyuklugunde-bir-hazine/


5) Bilinen dünyanın ötesinde: New Horizons güneş sisteminin sınırlarında

“Bilinen dünyanın ötesinde”… Latincede “Ultima Thula” diye söyleniyor. Bu ifade güneş sisteminin en dışındaki üçüncü katmanda, Plüton’un 1 milyar km ötesinde, 35 km çapında bir asteroidin ismi aynı zamanda. Ve yine aynı zamanda, NASA’nın 800 milyon dolarlık orta ölçekli addedilen bir bütçeyle başlattığı New Frontiers programı kapsamında, 2006’da fırlatılan New Horizons [Yeni Ufuklar] uzay aracının son hedefi.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/01/08/bilinen-dunyanin-otesinde-new-horizons-gunes-sisteminin-sinirlarinda/


6) İnsan beyni yeryüzünün manyetik alanından etkileniyor!

Farklı manyetik alanlarla çevrili olduğu durumlarda insan beyin kıvrımlarında gözlenen değişimler üzerine yapılan yeni araştırma; insanların, manyetik alanı fark edebildiklerini ortaya çıkardı.

ABD ve Japonya’da çalışma yürüten biliminsanları tarafından yapılan ortak araştırma ile bu konuda çarpıcı bir sonuca ulaşıldı. Yapılan laboratuvar çalışmalarında farklı yönlerden ve Dünya ile aynı güçteki manyetik alana maruz bırakılan insanların beyin kıvrımlarında belirgin desenleşmeler gözlendi. Bu desenleşme modelleri, maruz kalınan manyetik alana cevap olarak belirli bir yönde rotalaşma ile oluşuyordu; yani beyin kıvrımlarında manyetik alanın yönüne göre bir rota değişimi gözleniyordu. Böylece, bu çalışma ile insanların manyetik alanı fark edebildikleri ve alanın etkisine tepki olarak belirli bir rota edindikleri ortaya çıkarılmış oldu.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/03/23/insan-beyni-yeryuzunun-manyetik-alanindan-etkileniyor/


7) Bilinen en büyük ve en yaşlı T. Rex keşfedildi!

Alberta Üniversitesi’nde çalışma yürüten paleontologlar, dünya üzerindeki en büyük dinozor iskeletinin (Tyrannosaurus Rex) bulunduğunu açıkladı. “Scotty” ismi verilen ve 13 metre uzunluğunda olan T. Rex’in, 66 milyon yıl önce Saskatchewan’da yaşadığı da yapılan çalışma sonucunda ortaya çıkarıldı.

Üniversitenin Biyoloji Bilimleri Bölümü’nde yapılan çalışmanın yürütücüsü olarak çalışan ve doktora sonrası araştırmacı olan Scott Persons, buluntu hakkında açıklamalarda bulunarak “Bu, Rex’lerin Rex’idir” dedi ve ekledi: “Tyrannosaurus’lar arasında boyut açısından değişkenlikler görülüyor. Bazıları daha sağlamdı, bazıları daha uzun bacaklı ve inceydi… Scotty ise bu canlılar arasında sağlamlığa örnek oluşturanlardan. Bacakları, kalçaları ve hatta omuzları dikkatlice ölçülünce, diğer T. Rex’lerden daha iri yarı olduğu gözlenebiliyor.”

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/03/26/bilinen-en-buyuk-ve-en-yasli-t-rex-kesfedildi/


8) Jüpiter’in Güneş’e yolculuğu

4.5 milyar yıl önce başladı… O zamanlar Jüpiter, Güneş Sistemi’ndeki diğer pek çok gezegen gibi henüz emekleme çağındaydı. Bugün, hidrojen ve helyumdan oluşan müthiş kalın atmosferi sayesinde Dünya’nın 1300 katı büyüklüğe ulaşmış olan bu gaz devi, genç Güneş’imizi çevreleyen gaz ve partikül bulutunun oluşturduğu kozmik toz içinde yeni yeni ve kademeli olarak oluşan diğer tüm gezegenler gibi, şimdikinden epeyce farklıydı. Bugün Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olan Jüpiter, o zamanlar boyutları Dünya’nınkini aşmayan bir çekirdekten ibaretti. Ama sadece büyüklüğü değil, Güneş’e olan mesafesi de farklıydı: Şimdiki konumunun nereden baksanız dört katı uzaklıkta bir yerlerde…

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/03/27/jupiterin-gunese-yolculugu/


9) Elektriksel beyin uyarıları yaratıcılığı arttırıyor

Georgetown araştırmacılarının yeni bir çalışmalarında elde ettikleri bulgulara göre, beynin güvenli seviyede elektriksel uyarımı, yaratıcılık kapasitesini arttırabiliyor.

Cerebral Cortex’in (“Serebral Korteks”) online sitesinde yayımlanan çalışmada, Georgetown Tıp Fakültesi’nden psikolog Prof. Adam Green ve Dr. Peter Turkelbaut ile birlikte Medstar Ulusal Rehabilitasyon araştırmacıları da görev almışlar. Ekip çalışma sırasında katılımcılara sözel bazı ipuçları vererek, beyinde yaratıcılıkla ilgili olduğu düşünülen alanları tDCS yöntemiyle, yani o bölgeye doğrudan elektriksel uyarı vermek suretiyle gözlemlemiş.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/04/25/elektriksel-beyin-uyarilari-yaraticiligi-arttiriyor/


10) Köpeklerin gözleri insanlara çekici gelmek için evrimleşmiş

Araştırmacılara göre köpekler evrim sürecinde gözlerinin etrafında insanlara çekici gelen mimikler yapmalarını sağlayan kaslar geliştirmiş. Yüzlerindeki küçük bir kas, köpek gözlerinin insanlarda bakıcı ve koruyucu bir yaklaşımı tetikleyen “bebeğimsi” bir mimik yapmalarını sağlıyor.

Araştırmaya göre bunun gibi “yavru köpek gözleri” evcilleştirilmiş köpekler ile insanların kaynaşmasına yardımcı oldu.
Bir köpeğin size bir şeyler söylüyormuş veya ilgi istiyormuş gibi bakışları varsa bu evrimin duygularınızı manipüle etme yolu olabilir.

Devamını okumak için: https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/06/21/kopeklerin-gozleri-insanlara-cekici-gelmek-icin-evrimlesmis/