Ana sayfa Bilim Gündemi TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman: Sağlık otoriteleri bilgi paylaşımı konusunda şeffaf...

TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman: Sağlık otoriteleri bilgi paylaşımı konusunda şeffaf olmalı

604
PAYLAŞ

COVID-19 hastalığının Türkiye’de görülmesinin ardından, enfeksiyondan korunmak için neler yapılması gerektiği gündeme geldi. Kişisel tedbirlerimizin yanı sıra sağlık otoriteleri ve ülke yönetimi tarafından alınması gereken tedbirler de var. Tüm bu tedbirleri ve güncel tartışmaları Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ile konuştuk.

Toplantı iptalleri ve okulların tatil edilip edilmemesine dair tartışmalar sürüyor. Prof. Dr. Sinan Adıyaman konuya ilişkin olarak “Okulların tatil edilip edilmemesi bir pandemi durumunda değerlendirilmesi gereken bir husustur. Mesela İtalya’daki gibi bir durum söz konusu olduğunda düşünülmesi ve değerlendirilmesi gereken bir durum. Türkiye’de henüz salgın ve pandemi gibi bir durum söz konusu değil” dedi.

“Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri vaka durumlarına göre dört kategoriye ayırıyor”

TTB Merkez Konseyi Başkanı Sinan Adıyaman, “Türkiye’de bir vakanın görülmüş olması salgın olduğu anlamına gelmez. Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri dört kategoriye ayırıyor. Birinci kategori şu ana kadar vakanın görülmediği ülkeler. İkinci kategori tek veya iki vakanın görüldüğü ülkelerden oluşuyor. Üçüncü kategori kümelerin görüldüğü ülkeler ve dördüncü kategori de artık hastalığın yayılmış olduğu ülkeler. Türkiye düne kadar birinci kategorideydi, yani vakaların görülmediği kategorideydi. Sağlık Bakanlığı tarafından gelen açıklamanın ardından ikinci kategoriye geçti. Olgu sayılarında ne sıklıkla artış yaşanacağını yaşayarak, bir noktada da yaşamamayı umarak göreceğiz. İşte bu noktada da okulların tatil edilmesi, toplantıların iptal edilmesi gibi tedbirleri otoritenin alması gerekiyor” açıklamalarında bulundu.

Koronavirüs üzerinden yazılan felaket senaryolarına değinen Sinan Adıyaman, “Bu hastalık gelecekti, biz bunu biliyoruz. Dünya nüfusunun yarısını etkilemesi beklenen bir hastalıktan bahsediyoruz ancak bunu bir felaket olarak görmemek gerekiyor. Şu ana kadar görülmemesi şaşırtıcıydı. Biz şunu belirttik, koronavirüs Türkiye’de vardı ama şimdiye kadar teşhis edilememişti. Çünkü pek çok hasta bu hastalığı soğuk algınlığı, grip gibi geçiriyor. Dolayısıyla hastalığın ağır semptomlarının görülmediği hastalara test yapılmıyor. Bizim panik yapmadan tedbir almamız gerekiyor. Bu noktada önemli olan kesim risk grubu içerisinde yer alanlar. Risk grubu 65 yaş üstü, kalp-akciğer-böbrek yetmezliği olan, ileri derecede diyabeti olan hastalardan oluşuyor. Ölümler hep bu özellikleri taşıyan hastalarda gerçekleşti. Tüm dünyada 9 yaş altında ölüm vakası yoktur. Yapılması gereken tedbirlerin artırılması” diyerek önlemlerin önemini vurguladı.

Adıyaman açıklamasının devamında, “Tedbirler konusunda Çin başarılı bir durumda. Virüsün çıktığı ilk eyalet izolasyona alındı. Ardından gelişen süreçte de başarılı uygulamalara imza atıldı. Dünya Sağlık Örgütü de Çin’i tedbirler açısından başarılı bulduğunu açıkladı. Çin’den gelen enfeksiyon vakası sayısında azalmalar gözleniyor. Vakaların geldiği ilk eyaletin dışındaki eyaletlerden vaka bildirimleri gelmemeye başladı. İyi bir tedbirle hastalığın rahat atlatıldığı görülmüş oldu” ifadelerine yer verdi.

Şeffaflığın önemi

Sağlık otoritelerinin açıklamalarında şeffaf olması gerektiğinin altını çizen Adıyaman, “Risk gruplarının korunması gerektiğini söyledik. Şüpheli bir vaka ile aynı ortamda bulunmuş olan insanların bilgilerine ulaşılması ve bu kişilerin mutlaka takip altına alınması gerekiyor. Hastalık bulguları ortaya çıkmadan önce temas ettiği kişiler mutlaka takip altına alınmalıdır. Türkiye’de bulunan ilk vaka için de bunların yapıldığını düşünüyoruz. Ancak bu noktada paniğin önlenmesi için şeffaflık gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü dünyada olguları il il, eyalet eyalet izliyor. Tüm dünya ile vakaların görüldüğü yerlerin bilgisini paylaşıyor. Ülkeler bu duruma göre o bölgeye gidip gitmeme kararı alıyorlar. Bir ara mesela İtalya’nın kuzeyine gitmeyin deniliyordu. Bu bölgeye yolculuk yapılmaması isteniyordu. Türkiye bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmadı. Bu durumun hastanın bilgilerinin paylaşılması hiçbir alakası yok. Sadece koronavirüs enfeksiyonu görülen kişinin yaşadığı bölge paylaşılmalı ki, tüm dünyadaki ve Türkiye’deki insanlar bu bölgeyle ilgili tedbirleri alabilsinler. Bu nedenle hastanın yaşadığı bölgenin bilgisi paylaşılmalıdır” dedi.

Kişisel önlemler: “Lüzumsuz maske ve eldiven kullanımını önermiyoruz”

Kişisel olarak alabileceğimiz tedbirlerden bahseden Sinan Adıyaman, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Kişisel olarak almamız gereken tedbirler belli. Bu nokta el hijyeni öne çıkıyor. En az 20 saniye boyunca sabunlu su ile elleri yıkamak önemlidir. Hastalığın olabileceği yerlerde bulunduysak ellerimizi, ağzımıza, burnumuza ve gözümüze götürmemek gerekiyor. İnsanlarda bir panik hali var. Hastalar ve sağlık çalışanları için korunma yöntemlerini şema halinde anlattık, web sayfamızdan da ulaşılabilir. Hastalık belirtileri taşıyorsanız kalabalık içerisine karışmamakta fayda var. Son 14 gün içerisinde Avrupa’ya, Çin’e, İran’a gitmiş insanlarla temas ediyorsanız ve hastalık belirtileri taşıyorsanız en yakın sağlık kurumuna başvurmanız gerekiyor.”

“Bunun dışında bu mikroplar havadan uçup da gelmiyorlar. Hasta bir kişiyle bir metreden yakın temas ediyor olmanız gerekiyor. Virüs damlacıklar yoluyla yayılıyor. Hasta bir kişinin öksürmesi veya hapşırması yoluyla yayılabiliyorlar. Bunun dışında ayrıca bir kişisel tedbire gerek yok. Sağlıklı insanlar için maske ve eldiven kullanımı gerçekten anlamsız. Aksine zararlı bile olabilir. Maskeler şimdilerde çok çok ince yapılıyor. Islandıkları zaman virüslerin çoğalabilmeleri ve daha etkili olabilmeleri için zemin hazırlamış oluyorlar. Lüzumsuz maske ve eldiven kullanımını önermiyoruz. Ancak öksürüğünüz varsa ve bir yere gitmeniz gerekiyorsa, sağlıklı insanları korumak için maske kullanabilirsiniz.”

“İtalya’da çok hızlı bir biçimde yayıldı virüs, İtalya neredeyse komple karantina altına alındı. Çünkü İtalya’da ölümler çok fazla oldu. Ancak ölümlerin çok fazla olmasının sebebi 90 yaş üzerinde çok hastanın olması. Ölenlerin büyük çoğunluğu 75-85 yaş üzerinde olan hastalar. Bu nedenle çok da paniklememek lazım.”

“Yerli test kiti” ve testlerin yapıldığı yerler

Türkiye’de teşhis aşamasında kullanılan “yerli test kiti” hakkında açıklamalarda bulunan Sinan Adıyaman “Yer kit denilen teşhis aracının malzemeleri yurtdışından geliyormuş, Türkiye’de bu hammaddeler birleştiriliyormuş. Bu noktada işe yaramayan bir kitin kullanıldığını düşünmüyorum. Bunlar aslında gerçeği yansıtmayan tartışmalar. Türkiye’de neden vaka görülmüyor sorusu önemliydi. Bir vaka çıktı ve ilerleyen günlerde vaka bildirimleri gelmeye devam edecek” dedi ve ekledi:

“Bu noktada Sağlık Bakanlığı’nın şeffaf olması ve bu şeffaflığı koruması gerekiyor. Bunun yanı sıra üniversitelerin de araştırmalar kapsamında çalışmalara dahil edilmesi gerekiyor. Teşhis için testler ilk başta sadece Ankara’da yapılıyordu. Biz bunu çok eleştirdik. Artık İstanbul ve Erzurum’da da test yapılmaya başlandı. Adana, Antalya, İzmir ve belki Samsun’da da testler yapılmaya başlanacakmış. Turistlerin ziyaret ettiği bölgeler buralar, bu şehirlerde de testlerin yapılması gereklidir.”

Şüpheli bir durumda ne yapılmalı?

Şüpheli bir durumda yurttaşların ne yapması gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Şüpheli bir durumda derhal hastaneye başvurulmalı. Türkiye’nin pek çok yerinde bu konuyla ilgilenen hastaneler var. Koronavirüs enfeksiyonları nedeniyle hastanelerin ayrılması gerekmiyor. Karantina odaları ve belirli servisler var bu konuyla ilgili. Koronavirüsü taşıyan bir hasta, bir hastanenin izolasyon veya karantina bölgesine alındıktan sonra, bu hastane enfeksiyondan kırılıp geçilecek diye bir şey yok. Tedbirlerinizi alırsanız, uygun bilimsel yöntemleri kullanırsanız enfeksiyonların toplum içinde yayılmasının da önüne geçebilirsiniz” açıklamalarında bulundu.