Ana sayfa Bilim Gündemi İngiltere gözlemleri: Muhafazakâr hükümet işi “doğal seçilime” bırakıyor!

İngiltere gözlemleri: Muhafazakâr hükümet işi “doğal seçilime” bırakıyor!

639
PAYLAŞ

Tuner Tekin

Covid-19 salgını İngiltere’de de hızla yayılıyor. Soğukkanlılıklarıyla meşhur İngilizlerin salgına ilişkin baştaki kayıtsızlıkları giderek yerine endişeye ve bir oranda paniğe bırakmışa benziyor. Sokaklara çıkan insan sayısı ciddi biçimde azalmış durumda, süpermarketler hijyen ürünleri yetiştirmekte zorlanıyorlar.

Ancak Boris Johnson’un başbakanlığını yaptığı muhafazakâr Britanya hükümeti ise fazlasıyla soğukkanlı. Hatta kayıtsızlıkla suçlanıyor. Johnson’un Covid-19 salgınına dair hükümet politikasını açıkladığı konuşmasında sarf ettiği “Britanyalılara karşı dürüst olmalıyım: Daha birçok aile, sevdiklerini zamanından önce kaybedecek” cümlesi haklı olarak olası ölümleri umursamayan acımasız ve küstah bir tavır olarak yorumlandı.

Johnson hükümetinin salgına karşı politikası diğer ülkelerden çok farklı. Ülkede günlük hayatı kısıtlayan tedbirler oldukça sınırlı, daha çok kişilerin iradesine bırakılmış durumda. Ağır vakalar dışında virüs tanı testi yapılmıyor.

Hükümet salgını durdurmaya değil, kontrollü biçimde gelişmesine izin vermeye odaklanmanın daha doğru olacağına hükmetmiş durumda. “Sürü bağışıklığı yaratma” denilen bu politika risk grubu düşük olanların virüse yakalanmasının önüne geçilmemesini, tersine bunun yavaş yavaş gerçekleştirilmesini temel alıyor. Yaşlı ve hasta kişilerin izole edildiği bir ortamda virüs bu düşük riskli gruptakilerin yüzde 60’ına bulaştığında toplumsal bağışıklığın oluşacağı öngörülüyor. 35 milyon kişi olacağı öngörülen bu insanların kaçının virüs kaynaklı hastalıktan hayatını kaybedeceği bilinmiyor tabi. Sonuç olarak salgına karşı bu politikanın tercümesi: “Bırakalım yayılsın, ölen ölür kalan sağlar bizimdir”.

Telegraph gazetesi köşe yazarlarından Jeremy Warner İngiliz sermayesi ve onun temsilcisi muhafazakâr parti hükümetinin bu kayıtsız tavrının gerisindeki şeytanlığı şu sözlerle açık ediyordu: “COVID-19’un bakıma muhtaç yaşlıları orantısız bir şekilde ayıklayarak, uzun vadede biraz faydalı olduğu bile kanıtlanabilir.”

İngiltere’nin en saygın gazetelerinden The Guardian kısa süre önce bir belge yayınladı. Gazetenin ulaştığı belge İngiliz Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kamu Sağlığı Birimi’nin (PHE) “acil durum hazırlığı” bölümü tarafından hazırlanmış ve İngiltere’deki hastanelerin başhekimlerine verilmiş.

Gizli tutulan belgeye göre Britanya’da nüfusun 5’te 4’üne (yüzde 80) virüs bulaşması bekleniyor. Salgın 2021 bahar aylarına kadar sürebilir ve 7,9 milyon kişi hastaneye yatırılabilir. Bu kişilere müdahale etmesi gerekecek sağlık çalışanlarından 1 milyon, ayrıca sosyal hizmetlerde görev alan 1,5 milyon kişinin de, toplamda bir aylık süreyle virüs sebebiyle çalışamayabileceği öngörülüyor.

Söz konusu belgede yer verilen rakamlarla Dünya Sağlık Örgütü’nün salgının öldürücülüğüne dair açıkladığı ortalama yüzde 3,4 oranı bir araya getirildiğinde İngiltere’de 1,5 milyon insanın ölmesinin imkan dahilinde olduğu görülüyor. Ölüm oranı Britanya’da yüzde bir olarak gerçekleşse bile 500 bin kişi hayatını kaybedecek demektir.

İngiliz Hükümetinin yukarıda aktarmaya çalıştığımız kayıtsızlık politikasının, bu olasılıkların daha fazla gündem olması ve salgının hızla yayılıp ölümlerin arttığı koşullarda halkta oluşacak öfke karşısında ne kadar tutunabileceği ise meçhul.