Ana sayfa Bilim Gündemi Dünyadaki en büyük kitlesel yokoluş sırasında önce kara hayvanları mı yok oldu?

Dünyadaki en büyük kitlesel yokoluş sırasında önce kara hayvanları mı yok oldu?

169
PAYLAŞ

Zeynep Gizem Emir

Paleontologlar Permiyen dönemin sonunda gerçekleşen kitlesel yokoluşun önce ve sonrasına ait kara fosillerinin hangi tarihten kaldığını inceleyerek Pangea’nın parçalanmasından sonra güneyde kalan Gondwana parçasında gerçekleşen karasal yokoluşun daha iyi belgelenen denizel yokoluşla eş zamanlı olarak gerçekleştiğini varsayıyorlardı; ancak yeni bir çalışma, Gondwana fosilleri için net tarihler sunuyor ve 252 milyon yıl önce deniz canlılarının hızlı bir şekilde yok olmasından da gerilere, belki de 400.000 yıllık bir yok olma dönemine işaret ediyor.

Güney Amerika ve Avustralya’da yeniden incelen fosil yatakları üzerinde yaş tayini yapan biliminsanları, 252 milyon yıl önceki Permiyen dönemin sonunda gerçekleşen kitlesel yokoluşun kara ve denizde farklı zamanlarda etkili olduğunu ortaya çıkardı. Bu kitlesel yokoluş, yaşayan canlıların en büyük yokoluşlarından birine tekabül ediyor.

Çalışma, ekosistem değişikliklerinin karada olduğundan yüz binlerce yıl önce denizde başladığını ve sonunda karada yaşayan canlıların yüzde 70’inin ölümüne neden olduğunu ortaya koyuyor. Okyanusta yaşayan canlı türlerinin yaklaşık yüzde 95’inin yok olmasıyla sonuçlanan deniz canlılarının soyunun tükenmesi durumu on binlerce yıl içinde gerçekleşmiş olabilir.

Çoğu biliminsanı, şu anda Sibirya dediğimiz yerde bir milyon yıllık süre boyunca meydana gelen bir dizi volkanik patlamanın Permiyen dönemin sonunda gerçekleşen kitlesel yokoluşun nedeni olduğunu düşünür. Kaliforniya Üniversitesi’nde çalışan paleobotanik bilimci Doç. Dr. Cindy Looy, “Çoğu insan, karadaki yokoluşun denizdeki ile eş zamanlı olarak her iki yarımkürede birlikte gerçekleştiğini düşünüyordu” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Kuzey ve Güney yarımkürelerde büyük değişikliklerin eş zamanlı olmaması, türlerin yokoluşuna neden olan durum için hipotezler üretme üzerine büyük bir etkiye sahip.”

Okyanustaki canlı türlerinin yok olması karadaki yokoluşla başlı başına aynı nedene veya mekanizmaya sahip olmak zorunda değildir.

Looy’un laboratuvarında çalışanlar, Dünya’nın koruyucu ozon tabakasının çökmesinin bitki türlerini ışınlara maruz bırakarak onları yok edip etmediğini belirlemek için canlı bitkiler üzerinde deneyler yaptı. İklim değişimi, atmosferdeki karbondioksit artışı ve okyanus asitleşmesinde artış gibi diğer küresel değişiklikler de Permiyen döneminin sonu, Triyas’ın başlangıcına doğru meydana geldi ve yüksek ihtimalle bu yokoluşa katkıda bulundu.

Karada son omurgalı Permiyen neslinin tükenişi en iyi şekilde bugün Antarktika, Afrika, Güney Amerika ve Avustralya olarak bildiğimiz kıtalara ayrılan ve Pangea olarak bilinen süper kıtanın güney yarısına denk gelen Godwana bölgesinde kaydedildi. Güney Afrika’daki Karoo Havzası’nda büyük otoburların veya bitki yiyenlerin popülasyonları, Daptocephalus topluluğundan Lystrosaurus topluluğuna kaydı ve bu toplulukların soyu ise artık tükenmiş durumda.

Okyanusta soyu tükenen canlı türleri en iyi Kuzey Yarımküre’de, özellikle de Çin’den elde edilen fosiller tarafından belgelenmektedir. Permiyen dönem sonu yokoluş belki de en iyi trilobitlerin yok olmasıyla ilişkilidir. Looy’un da dahil olduğu biliminsanlarından oluşan uluslararası bir ekip, karasal yokoluşa ait daha net bir tarihe ulaşabilmek için Karoo Havzası’ndaki iyi korunmuş volkanik kül yatağında zirkon kristallerinin uranyum kurşun tarihlemesini gerçekleştirdi. Ayrıca kampüsün Paleontoloji Müzesi’nde açık tohumlu bitki ve paleobotanikten sorumlu müdür olan Looy ve Jepson Herbaria eski toprak katmanlarının birkaç metre üzerindeki tortuların Glossopteris poleninden yoksun olduğu doğruladı. Bu da geç Permiyen döneminde Gondwana florasına egemen olan eğrelti otları benzeri canlıların soylarının bahsedilen zamanlarda tükenmiş olduğu anlamına geliyor.

252,24 milyon yaşındaki zirkonlar, bir diğer adıyla volkanlar içinde yükselen magmada oluşan ve patlamalar sırasında atmosfere yayılan mikroskopik silikat kristalleri, Çin’de teyit edilen Permiyen-Triyas (P-T) sınırı için elde edilen tarihten 300.000 yıl daha eski. Bu, Güney Afrika’da P-T sınırını oluşturduğu varsayılan tortu tabakasının aslında en az 300.000 yıldan da eski olduğu göstermektedir.

Benzer şekilde, Ocak ayında Christopher Fielding ve Lincoln’daki Nebraska Üniversitesi’ndeki meslektaşları tarafından yayınlanan çalışmaya göre, Avustralya’da ilk bitki soyunun tükenişini belgeleyen katmanların hemen üzerindeki bir kül yatağından alınan örnekler, benzer şekilde beklenenden neredeyse 400.000 yıl daha eskiydi.

Looy, “Karoo Havzası için Permiyen dönemin sonundaki yokoluşların tipik örneğini gösterir; ancak yakın zamana kadar buradaki yokoluşların tarihi belli değildi” dedi. “Yeni zirkon kayıtları, Lystrosaurus bölgesinin tabanının Avustralya’daki örneğe benzer şekilde birkaç yüz bin yıllık olduğunu ve deniz canlılarının yokoluşundan da eskilere dayandığını gösteriyor. Bu ise Gondwana’da bulunan bitki ve hayvan türlerindeki azalışın Kuzey Yarımküre’deki deniz canlılarının kitlesel yokoluşuyla paralel olmadığı anlamına gelir: “Birkaç yıldır, denizdeki kitlesel yokoluşun aksine, karadaki yaşamın bozulmasının Triyas Dönemi’ne kadar sürdüğünü biliyoruz; ancak karadaki yokoluşun denizdekinden önce başlaması beklenmedik bir gerçekti.”

Looy ve meslektaşları çalışmalarında Changhsingian (Permiyen döneminin sonları) ve muhtemelen erken Triyas dönemi sırasında karasal ekosistemlerin daha kademeli, karmaşık ve incelikli geçişine daha fazla önem verilmesi gerektiği sonucuna vardı. Looy ve meslektaşları araştırma bulgularını 19 Mart’ta Nature Communications dergisinde yayınladı.

Kaynak: SCIENCE DAILY