Ana sayfa Bilim Gündemi Ekonomik kriz sağlığımızı nasıl etkiler?

Ekonomik kriz sağlığımızı nasıl etkiler?

361

Güncel ekonomik kriz süreci, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ailelerin gelirlerinin azalmasına yol açabilecek ve özellikle dar gelirlileri etkileyen beslenme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Kriz döneminde ortaya çıkan beslenme sorunları, diğer sağlık sorunlarının yanı sıra bazı bulaşıcı hastalıkların artmasına ve bu hastalıkların daha ağır seyretmesine neden olabilir.

Marx’a göre kapitalist üretim sistemi içinde aynı sayıda işçinin, daha fazla makine ve genellikle daha çok sabit sermaye kullanılması sayesinde, aynı sürede, gitgide artan miktarda ham ve yardımcı maddeleri ürüne çevirmesi şeklindeki üretkenlik artışı, genel kâr oranında aşamalı olarak düşmeye neden oluyor. Bu anlamda genel kâr oranındaki sürekli düşme eğilimi, emeğin toplumsal üretkenliğindeki sürekli gelişmenin, kapitalist üretim tarzına özgü bir ifadesi olarak ortaya çıkıyor. Kapitalist üretim sistemi içerisinde genel kâr oranlarının düşmesi sürecinin belirli bir aşamasında ise üretim araçlarının, üretim aracı olarak işlevlerini yerine getirememesi, bu işlevin kısa ya da uzun bir dönem için kesintiye uğraması söz konusu oluyor. İlk olarak sermayenin değerinin yalnızca gelecekteki artı-değerden pay talebi biçimindeki kısmı, çeşitli şekillerdeki üretimden bono biçiminde kâr talebi hemen değer kaybına uğruyor. Altın ve gümüşün bir kısmı atıl kalıyor, yani sermaye olarak işlev yapmaz hale geliyor. Benzer şekilde piyasadaki metaların bir kısmı da, dolaşım ve yeniden-üretim süreçlerini, ancak, fiyatlarında büyük düşme olması yoluyla, dolayısıyla, temsil ettikleri sermayede değer kaybıyla tamamlayabilir duruma geliyor.

Kapitalist üretim sisteminin bu tanımlanan kriz evrelerinde sabit sermaye öğeleri de, gene aynı şekilde, şu ya da bu ölçüde değer kaybına uğruyorlar. Bu durgunluk döneminde, paranın, gelişmesi sermayedeki gelişmeye bağlı bulunan ve önceden belirlenen fiyat ilişkilerine dayanan ödeme aracı işlevi de felce uğramış oluyor. Belirli tarihlerde vadeleri dolan ödemeler zinciri, yüzlerce yerinden kopuyor. Karışıklık, sermaye ile birlikte gelişen kredi sistemindeki çökmeyle daha da büyüyor ve şiddetli bunalımlara, ani ve zoraki değer kayıplarına, yeniden üretim sürecinde fiili durgunluklara ve kesintilere ve böylece de yeniden-üretimde gerçek bir düşmeye yol açıyor. (1)

Yukarıda genel olarak belirtmeye çalıştığımız kapitalizmin kriz sürecinin bu özellikleri, Marx tarafından ilk olarak ortaya konulduğu dönemden bu yana belirli aralıklarla ve bir döngü şeklinde ortaya çıkmaya devam etmektedir. Bu yazımızda kapitalizme özgü ve onun ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilen ekonomik kriz sürecinin, insan ve toplum sağlığına nasıl etkide bulunduğu ve ne tür yıkımlara neden olabileceği konusunu tartışmaya çalışacağız.

Günümüzün ekonomik kriz dönemlerinde ortaya çıkan sermaye kaçışı, finansal işlemlerin azalması ve devalüasyon gibi gelişmeler sonucunda iflaslar artmakta, kamu hizmetlerinin finansmanı zorlaşmakta ve kamu borçları ile özel sektör borçları artmaktadır. Artan iflaslar ve ekonomik daralma işsizliğin artmasına, çalışan kesimin ücretlerinin reel olarak düşmesine ve hanelerin alım gücünün azalmasına neden olmaktadır. Hanelerin alım gücünün azalmasının yanında gıda fiyatlarında enflasyona bağlı yaşanan artışlar nedeniyle, özellikle dar gelirli kesimi etkileyen beslenme bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Hanelerin alım güçlerinin azalmasının yanı sıra kamu harcamalarının azaltılması nedeniyle, kamusal sağlık hizmetleri ve sosyal koruma mekanizmaları da olumsuz etkilenebilmektedir. Beslenme bozukluklarına bağlı sağlık sorunları artışının, kamu sağlık hizmetlerinde ortaya çıkan yetersizliklerle birleşmesi, toplumun genel sağlık durumunun kötüleşmesi ve hastalıkların salgın şeklinde ortaya çıkması sonucunu vermektedir. (Şekil 1)

Şekil 1: Ekonomik krizin sağlığa etkisi (Waters ve ark., 2 numaralı kaynak).

Ekonomik krizin toplum sağlığı üzerindeki bu olumsuz etkileri çeşitli dönemlerde gözlenebilmişti. Uzak Asya’da 1990’lı yılların sonlarında yaşanan ekonomik kriz sırasında hane halkı gelirlerinde azalma ile besin ve besin desteklerinin fiyatlarında meydana gelen artış, bazı beslenme sorunlarının ortaya çıkmasına neden oldu. Kriz döneminde besin fiyatları Tayland’da önemli ölçüde arttı. Laos’da 1996-1999 yılları arasında besin fiyatlarında 5 ila 10 kat artış görüldü. Filipinler’de ise en keskin yükselme 1998 ve 1999 yıllarında yaşandı. Bu artışlar sonrasında özellikle çocukları etkileyen mikro-besin öğelerinin alımında azalma, kalori alımının azalması ve anne sütü ile beslenen bebeklerin oranının azalması gibi sorunlar ortaya çıktı. Bebeklerin anne sütü ile beslenmesindeki azalmanın olası nedenlerini ise annelerin diyetlerinin daha az besleyici özellikte olması ya da annelerin kriz döneminde daha fazla çalışmak zorunda kalması oluşturdu. Bu dönemde Tayland’da gebelerde kansızlığın daha sık görüldüğü bildirildi. Endonezya’da çocuklarda ve üreme çağındaki kadınlarda özellikle A vitamini olmak üzere mikro-besin öğeleri eksikliklerinin ve yoksul kadınlarda da aşırı zayıflığın daha sık görülmesi söz konusu oldu. Endonezya’da 1997-1998 yıllarında ciddi hastalık sıklığında kırsal bölgelerde %14,4, kentsel bölgelerde ise %21,4 oranında artış olduğu ve bazı toplum kesimlerinde çocukların beslenme durumunun oldukça kötüleştiği bildirildi. (2)

Ekonomik kriz döneminde, bu bölgede olumsuz etkilenen bir başka alanı ise yürütülmekte olan toplum sağlığı programları oluşturdu. Kriz döneminde Filipinler’de cinsel yolla bulaşan hastalıklar / HIV-AIDS, ilaç tedariki ve ana-çocuk sağlığı programları gibi toplum sağlığı programlarının bütçelerinde kesintiler ya da gecikmeler yaşandı. Tayland’da 1997-1998 yıllarında üreme sağlığı programlarında önemli kesintiler yapıldı; 1998 yılında HIV/AIDS programının bütçesi %24,7 oranında azaltıldı. Endonezya’da 1999 yılında HIV/AIDS bütçesi %50 oranında azaldı. Vietnam’da 1998 yılında yerel hükümetlerin kişi başına sağlık bütçelerinde %10 düşme meydana geldi. 1998 yılında Laos’da aşılama oranlarında hafif bir düşüş meydana geldi. (3)

Güneydoğu Asya’da sağlık sorunlarının ağırlaşmasının nedenlerinden biri de neo-liberal küreselleşmenin yol açtığı tıbbi teknoloji bağımlılığı sorunuydu. Laos’da 1997 yılının sonuna kadar ilaçların maliyetlerinde %40 oranında artış görüldü. (3) Tıbbi ürünlerin %60-80’inin ithalatla sağlandığı Endonezya’da 6 aylık dönemde (Ekim 1997 – Mart1998) antibiyotiklerin fiyatı iki katına çıktı. Bu maliyet artışı sağlık hizmetlerine ulaşımın da olumsuz etkilenmesine neden oldu. Doğu Asya’da 1997-1998 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sonrasında hastalık bildirimlerinde artış yaşanmasına karşın, modern sağlık hizmetlerinin kullanımında %25’lik azalma meydana geldi. (2) G. Kore’de 1995-1998 yıllarında ekonomik krizin sağlık üzerine etkisini değerlendirme amacıyla yürütülen bir çalışmada, kriz döneminde kronik hastalıklara bağlı hastalanmanın %27,1, akut hastalıkların da %9,5 oranında artmasına karşın, aynı dönemde ayaktan sağlık hizmetlerinden faydalanmanın %15,1, yataklı sağlık hizmetlerinden faydalanmanın ise %5,2 oranında azaldığı belirtildi. (4)

Yakın geçmişte Uzak Asya’nın dışındaki bölgelerde de, yaşanan ekonomik krizlerin toplumun sağlık durumunu olumsuz etkilediği ve ölümlülükte artış meydana geldiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Macaristan’da 1990’lı yılların başlarında iş piyasasında istihdam oranlarının düştüğü ve işsizliğin hızlı bir şekilde arttığı dönemde ölüm hızının da en yüksek düzeyine ulaştığı gösterildi ve işsizliğin beklenen yaşam süresini kısalttığı sonucuna ulaşıldı.

Macaristan’da işsizlik oranının %12,1 ile en yüksek düzeye ulaştığı 1993 yılında, ölüm hızının %14,6 ile en yüksek düzeye çıktığı ve beklenen yaşam süresinin 69,2 yaş ile en düşük düzeye gerilediği görüldü. Bu ülkede 1990’lı yıllardan sonra kapitalizmin gelişmesi ile birlikte ülke içindeki eşitsizliklerin de arttığı ve ekonomik sorunların, özellikle ülkenin doğusunda ve kırsal bölgelerde daha yoğun olarak ortaya çıktığı belirtilmektedir. (5)

Benzer sonuçlara Orta ve Güney Amerika’da yürütülen çalışmalarda da ulaşılmıştır. Meksika’da 1980’li ve 1990’lı yıllarda yaşanan geniş kapsamlı dört ekonomik kriz sırasında toplumdaki ölümlülükte artış yaşandığı, 1995-1996 yıllarında kriz öncesine göre ölüm hızının %5-7 oranında arttığı bildirildi. Ölümlülüğün artmasının hane gelirlerinin düşmesinden ve sağlık sistemindeki tıkanıklıklardan kaynaklandığı sonucuna ulaşıldı. 1980 ve 1990’lı yıllarda Amerika kıtasında Meksika dışındaki ülkelerde de finansal krizler yaşanmıştı. Bu ülkelerde yaşanan ekonomik krizler, özellikle gençler, yaşlılar ve yoksullar gibi duyarlı gruplar üzerinde olmak üzere sağlık alanında çeşitli olumsuz etkilere yol açtı. Duyarlı grupların daha büyük oranda olması nedeniyle geç kapitalistleşen bölgelerde ekonomik krizlerin toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin daha fazla olabildiği belirtilmektedir. (6)

Ekonomik kriz dönemlerinde beklenen yaşam süresindeki azalmanın önemli bir nedenini ise bebek ve çocuk ölümlerindeki artış oluşturmaktadır. Böylesi dönemlerde artan beslenme sorunlarının yanı sıra daha önce ev dışında çalışmayan aile üyelerinin işgücü piyasasına girmek zorunda kalması nedeniyle, aile içi bakım ve destek hizmetleri olumsuz etkilenebilmektedir. Bu durumda özellikle kamusal hizmetlerin yeterli düzeyde organize edilemediği ülkelerde yaşlıların ve çocukların bakımlarıyla ilgili sorunlar ortaya çıkabilmekte, sağlık sorunlarında ve ölümlülükte artış yaşanabilmektedir. (6) Kriz dönemlerinde çocukların sağlığının olumsuz etkilendiği örneklerden bir tanesini yakın geçmişte Peru’da ortaya çıkan ekonomik kriz oluşturmuştu. Peru’da ekonomik krize bağlı yokluk dönemi olan 1989 sonu ve 1990 yılında doğan bebeklerdeki ölüm hızında %2,5 oranında artış olduğu görüldü. Ayrıca bu dönemde ekonomik krizin çocukların beslenme durumunu da olumsuz etkilediği ve 1992 yılında krizden etkilenen 6 yaş altı çocukların, 1996-2000 yılındaki yaşıtlarına göre daha kısa boylu oldukları bildirildi. (7)

Ülke içindeki derin eşitsizlikler nedeniyle ekonomik kriz dönemlerinde erken kapitalistleşmiş Batılı ülkelerde de önemli toplum sağlığı sorunları ortaya çıkabilmektedir. Avustralya’da yürütülen bir araştırmada 1976-1978 yıllarındaki ağır ekonomik resesyon döneminde iskemik kalp hastalıklarının arttığı bulunmuştur. (8) Bu çalışmada küresel ekonomik kriz sonrasında ve krizin etkisiyle açıklanabilecek şekilde, yaşlılarda depresyon ve anksiyete (kaygı bozukluğu) bulgularının da daha fazla ortaya çıktığı görüldü. (9) Ekonomik kriz dönemlerinde gelişmiş kapitalist ülkelerde yaşanan bedensel-ruhsal sorunların bir açıklamasını da ekonomik-sosyal statü kaybı ve sağlık hizmetlerine ulaşımda ortaya çıkan güçlükler oluşturmaktadır. 2007 krizinden sonra ABD’lilerin %55’i kriz sonrası mal varlığında bir azalma olduğunu belirtirken, %20’si ise mal varlığındaki azalmanın %30 ya da üzerinde olduğunu belirtmiştir. Bu dönemde İngiltere, Kanada, Fransa ve Almanya’da mal varlığında azalma olduğunu bildirenlerin oranı %45 ile %34 arasında değişmekteydi. Özellikle sağlık harcamalarına yönelik cepten ödemelerin yüksek olduğu ülkelerde, kriz sonrası dönemde ekonomik statü kaybı nedeniyle sağlık hizmetine ulaşımın zorlaştığı görülmektedir. 2007 krizinden sonra yapılan bir araştırmada ABD’lilerin %26,5’inin, Kanadalıların %6,5’inin, İngilizlerin %10,3’ünün ve Fransızların %12’sinin sağlık hizmetlerini daha az kullanmaya başladığı bildirilmiştir. (10)

Ekonomik krizin toplum sağlığına olan yıkıcı etkilerinin son örneklerinden bir tanesini de Yunanistan’da yaşanmakta olan ekonomik kriz süreci oluşturmaktadır. Yunanistan’da krizle birlikte orta gelirli kişilerin sağlık giderlerinin karşılanmasında ve koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşmaları konusunda güçlükler ortaya çıkmış; HIV ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla, yaşamını kötü bir şekilde yitiren kişilerin sayısının arttığı bildirilmiştir. Bu ülkede 2010 yılında, 2009 yılı verilerine göre HIV hastalığının da %52 arttığı görülmüş, HIV enfeksiyon sıklığındaki artışın yaklaşık yarısının ise damar içi ilaç kullananlardaki artıştan kaynaklandığı bildirilmiştir. Yunanistan İlaç Kullanım ve Raporlama Merkezi verilerine göre eroin kullanım sıklığında da 2009 yılında %20 oranında artış meydana gelmiştir. Damar içi ilaç kullananlarda hijyen kurallarına uyulmaması nedeniyle ortaya çıkan yeni enfeksiyon görülmesi sıklığının ise 2011 yılının ilk 6 ayında, 2010 yılının ilk 6 ayına göre 10 kat arttığı belirtilmektedir.

Artan sağlık sorunlarına karşın Yunanistan’da gerekli olmasına rağmen doktor ya da dişçiye gitmediğini belirten kişilerin sayısının 2007 yılı ile karşılaştırıldığında, 2009 yılında %15 oranında; genel sağlık durumunu kötü ya da çok kötü olarak değerlendiren kişilerin oranının ise %14 oranında arttığı görülmektedir. İntihar sıklığı ise 2009 yılında, 2007 yılına göre %17 artış göstermiş ve ulusal intihar danışma hattına ilişkin 2010 yılı verilerine göre, danışma hattına başvuranların %25’i, mali sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ekonomik kriz sonrasında Yunanistan’da şiddetin de arttığı gözlenmiş; cinayet ve hırsızlık olgularının 2009 yılında, 2007 yılında görülenin 2 katına çıktığı bildirilmiştir. (11)

Ekonomik kriz dönemlerinde ortaya çıkan sağlık sorunları irdelenirken ele alınması gereken konulardan bir tanesini de işsizlik sorunu oluşturmaktadır. (10) 1980’li yıllarda ABD’de yapılan bir araştırmada somatizasyon (ruhsal sorunların bedensel yakınmalara dönüşmesi), depresyon ve anksiyete (kaygı bozukluğu) gibi ruhsal rahatsızlıkların işsizlerde, işi olan kişilere göre daha fazla görüldüğü saptanmıştı. Ayrıca bu çalışmada benzer sayıda hastalık tanısı konulsa bile işsizlerin, iş sahibi olanlara göre daha sık doktor muayenesine gittikleri, daha fazla ilaç kullandıkları ve daha fazla hasta olarak yattıkları görüldü. (12) İspanya’da 2006 yılında yürütülen bir araştırmada da benzeri şekilde işsizliğin ruh sağlığını olumsuz etkilediği ve bu etkinin, özellikle kol gücüyle çalışan erkeklerde, dul annelerde, evin geçimini sağlayan kadınlarda ve işsizlik ödeneğinden yararlanmayan kişilerde ortaya çıktığı bildirildi. (13) Almanya’da son dönemde yapılan bir araştırmada da, işsiz insanların çeşitli psikolojik sorunların yanı sıra bedensel hastalıklara karşı da iş sahibi insanlara oranla daha duyarlı oldukları sonucuna ulaşıldı. (14)

Nikiforuk’a göre salgın hastalıklar yol açan sosyal nedenler
Andrew Nikiforuk Mahşerin 4. Atlısı isimli kitabında, tarihte yıkıcı sonuçları olan sağlık sorunlarının, sosyal çalkantı dönemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Buna göre neolitik devrimle birlikte toprağı süren ve hayvanları evcilleştiren insanların, daha önce karşılaşmadıkları birçok yeni mikropla karşılaşmaları, veba, tifüs, sıtma gibi sağlık sorunlarının görülmeye başlanmasına yol açtı. 14. yüzyılda ortaya çıkan ve Ortaçağ’ın kapanmasına kadar süren veba salgınlarının altta yatan temel nedeni ise, Avrupalıları bir deri bir kemiğe döndüren kıtlıklardı. Aztek ve İnka uygarlıklarının ortadan kalkmasının nedenlerinden biri olarak gösterilen çiçek salgını, Yeni Dünya’nın Eski Dünya kaşifleri tarafından keşfedilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. 16. yüzyıldan sonra Avrupa’yı etkilemeye başlayan frengi felaketinin ortaya çıkmasında da, evliliğin geç yaşlara ertelenmesini gerektiren sosyal sorunların önemli bir etkisi bulunmaktaydı. Buna göre 18. ve 19. yüzyıllarda toplumu etkileyen ve beyaz veba olarak da anılan tüberküloz salgını ise, kapitalist toplumun insafsız emek sömürüsü nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bir kefaret olarak ortaya çıkmıştır. (15)

Günümüzün en önemli sosyal sorununu ise kapitalizmin insan ve çevresi üzerinde gerçekleştirdiği yıkıcı etkiler ile bu etkilerin kriz dönemlerinde ertelenemez bir şekilde ortaya çıkması oluşturmaktadır. Güncel ekonomik kriz süreci, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ailelerin gelirlerinin azalmasına yol açabilecek ve özellikle dar gelirlileri etkileyen beslenme sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Kriz döneminde ortaya çıkan beslenme sorunları, diğer sağlık sorunlarının yanı sıra bazı bulaşıcı hastalıkların artmasına ve bu hastalıkların daha ağır seyretmesine neden olabilir. Bu dönemde mali ve organizasyonel sorunlar nedeniyle aşılama oranlarında azalmalar görülebileceği gibi, beslenme sorunlarının bir sonucu olarak direnci düşen vücutların oluşturacağı duyarlı havuz nedeniyle, bulaşıcı hastalık salgınlarının ortaya çıkması da söz konusu olabilir.

Ekonomik ve sosyal kriz sırasında işsizliğin artması nedeniyle bazı psikolojik sorunlarda, şiddet ve intihar olgularında artış yaşanabilir. Madde bağımlığı yaygınlaşabilir ve buna bağlı hastalıklarda artış görülebilir. Artan işsizliğin yanı sıra gelir telafisi amacıyla çocukların, yaşlıların ve kadınların, informal sektörlerde olumsuz koşullarda işgücüne dahil olması nedeniyle bu grupların sağlığı olumsuz etkilenebilir. Sürekli bakım gerektiren çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve özürlülerin sağlık ve bakım hizmetlerinden yararlanması zorlaşabilir. Ağırlaşan çalışma koşulları ve işsiz kalma riskine bağlı stresin artması nedeniyle işle ilişkili hastalıklarda artış görülebilir.

Kriz döneminde istihdamın azalması sonucunda daha önce sosyal güvence kapsamında çalışan kişilerin güvence dışına çıkması nedeniyle sağlık sorunlarının tanı ve tedavisinde gecikmeler yaşanabilir. Sağlık hizmetlerine ayrılan kamu kaynaklarındaki daralmanın yanı sıra bu alana aktarılabilecek cepten harcamaların da kısıtlanması nedeniyle, hizmetlere ulaşım zorlaşabilir. Özellikle pahalı ve ithal teknolojiye ulaşma konusunda yaşanabilecek zorluklar nedeniyle tıbbi ürünlerin temininde ve toplumun hizmetine sunulmasında aksamalar meydana gelebilir. Sağlık sistemi artan yükü karşılamakta zorlanabilir; hizmetlerin yürütülmesi sırasında alt yapı, personel ve lojistik sorunlarıyla karşılaşılabilir. Sağlık sistemlerine egemen olan piyasacı üretim ilişkileri nedeniyle toplumun gereksinim duyan kesimlerine ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetinin ulaştırılması güvence altına alınamayabilir. Bu aşamada gerek ülkemizde, gerekse dünyanın pek çok ülkesindeki sağlık hizmetlerinin çeşitli yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu göz ardı etmemek gerekir. Kriz öncesi dönemden gelen yapısal sorunlarıyla boğuşmakta olan sağlık sistemlerinin, ekonomik krizin ortaya çıkardığı toplum sağlığı sorunlarıyla baş etmesi nasıl olanaklı olacaktır?

Ortaçağ’da kıtlık ve sefalet koşullarında veba salgınıyla mücadele için rahiplerin bilgi ve deneyimine başvurulmuş, ancak Ortaçağ sona erene kadar vebadan kurtulmak olanaklı olmamıştı. Günümüzde ise, var olan ekonomik krizin nedeni olan şirketler ve bu şirketlerin kârlarını artırmaktan başka sosyal sorumluluğu bulunmayan CEO’ların kılavuzluğuyla, kriz dönemindeki toplum sağlığı sorunlarına çözüm aranması bekleniyor. Güncel ekonomik-sosyal krizin toplum düzeyinde ne tür somut yıkıcı sağlık sorunlarına neden olacağı tam olarak bilinemese de, kapitalizme bir çözüm getirilinceye dek, toplumun sağlığı bozulacak gibi görünüyor.

KAYNAKLAR:

1) Karl Marx. Kapital 3. Cilt. Üçüncü Kısım Kar Oranının Düşme Eğilimi Yasası. Eriş Yayınları, 2004.

2) Waters H, Saadah F, Pradhan M. The impact of the 1997–98 East Asian economic crisis on health and health care in Indonesia. Health Policy and Planning; 18(2): 172–181.

3) Impact of the Asian financial crisis on health, 2000. http://www.ausaid.gov.au/publications/pdf/health_exec_sum.pdf.

4) Kim H, Chung WJ, Song YJ, Kang DR, Yi JJ, Nam CM. Changes in morbidity and medical care utilization after the recent economic crisis in the Republic of Korea. Bulletin of the World Health Organization, 81 (8), 2003. http://www.who.int/bulletin/volumes/81/8/Kim0803.pdf.

5) Uzzoli A. “The Role of Unemployment in the Run of Life Chances in Hungary,” International Journal of Population Research, vol. 2011, 9 pages, 2011.

6) Cutler DM, Knaul F, Lozano R, Méndez O, Zurita B. Financial Crisis, Health Outcomes and Aging: Mexico in the 1980s and 1990s NBER Working Paper No. 7746.

7) Paxson C . Child Health and the 1988-1992 Economic Crisis in Peru. http://www-wds.worldbank.org/servlet/WDSContentServer/WDSP/IB/2004/05/03/000009486_20040503173029/Rendered/PDF/wps3260child.pdf.

8) Bunn AR.Ischaemic heart disease mortality and the business cycle in Australia. Am J Public Health. Aug;69(8):772-81, 1979.

9) Cox KS, Butterworth P, Anstey KJ. The global financial crisis and psychological health in a sample of Australian older adults: A longitudinal study. Social Science & Medicine Volume 73, Issue 7, Pages 1105-1112, October 2011.

10) The Economic Crisis and Medical Care Usage http://www.hbs.edu/research/pdf/10-079.pdf.

11) Kentikelenis A, Karanikolos M, Papanicolas I, Basu S, McKee M, Stuckler D. Health effects of financial crisis: omens of a Greek tragedy. The Lancet, Volume 378, Issue 9801, Pages 1457-1458, 22 October 2011.

12) M W Linn, R Sandifer, and S SteinEffects of unemployment on mental and physical health.Am J Public Health. 75(5): 502–506, May 1985.

13) Barrachina VP, Malmusi D, Martínez JM, Benach J. Monitoring Social Determinants of Health Inequalities: The Impact of Unemployment among Vulnerable Groups. International Journal of Health Services Issue: Volume 41, Number 3 / 2011.

14) Almanya’da işsizlik hastalık yapıyor. http://www.igmg.de/tr/haberler/yazi/almanyada-issizlik-hastalik-yapiyor.html.

15) Nikiforuk A. Mahşerin 4. Atlısı. İletişim Yayınları, 2007.