Ana sayfa 195. Sayı Kitapçı rafı

Kitapçı rafı

133
PAYLAŞ

Deniz Karakaş Şencan

Yeni Dünya Yeni Ağ
Cem Say, Destek Yayınları, 2020, 208 s.
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say, Yeni Dünya, Yeni Ağ adlı bu kitabında gezegeni saran yeni bilgi ağını, bazen “Bilgi Devrimi” veya “Bilgi Çağı” olarak adlandırılan bu sürecin bilimsel temellerini, dünyayı anlayışımızı ve yaşamımızı farklı yönlerden nasıl etkileyeceğini de sorgulayarak, keyifli ve sürükleyici bir anlatımla aktarıyor okura.

Antropolojide Tarih ve Teori
Alan Bernard, Çev. Sevgi Doğan, Alfa Yayınları, 2020, 320 s.
Alan Barnard bu kitabında antropolojide teorilerin soykütüğünü çıkarmayı amaçlıyor. Bunun için de düşünce okullarını inceleyerek ve bu teorilerin baş etmeye çalıştığı sorunlar temelinde, alandaki büyük tartışmaların tarihsel bağlamının izini sürmeye çalışıyor. Antropolojinin öncülerini, bütün biçimleriyle evrimciliği, yayılmacılığı ve kültür alanı teorilerini, işlevselciliği ve yapısal-işlevselciliği, eylem-merkezli teorileri; süreçsel ve Marksist perspektifleri, rölativizme farklı yaklaşımları, yapısalcılık ile post-yapısalcılığı ve son dönemdeki postmodern bakış açısını artılarıyla eksileriyle anlatmayı hedefliyor.

Yeryüzünün Zamanı -Bir Jeolog Gibi Düşünerek Dünyayı Kurtarabilir miyiz? Marcia Bjornerud, Çev. Raşit Gürdilek, Metis Yayınları, 2020, 216 s.
Jeolog MarciaBjornerud kitabında insanların yaşadığı dünyayı yeterince tanımadığını, yeryüzündeki jeolojik olayların zaman ölçeklerinin kavranmadığından yola çıkarak, bu eksikliği doldurmayı hedefliyor. Bjornerud’a göre, içinde insanların içinde bulunduğu çevre krizinin en önemli nedenlerinden biri, Dünya ile ilişkilerde geniş kapsamlı bir zaman bilincine sahip olunmayışı ve insanların şimdi-odaklı bir bakış açısına saplanıp kalmaları. Kitabını şu cümlelerle anlatıyor Bjornerud; “Bir tür olarak Dünya’da kendimizin ortaya çıktığı zamanın öncesine karşı çocuksu bir ilgisizlik ve inanmazlık sergiliyoruz. Kahramanları insan olmayan hikâyelere burun kıvıran pek çok kişi doğa tarihine aldırmıyor. Dolayısıyla duygularımızda ayarsız olduğumuz kadar ‘zamansızız’, zaman cahiliyiz. Deneyimsiz ama aşırı özgüvenli sürücüler gibi, doğal alanlara ve ekosistemlere, onların yerleşik trafik kurallarından habersiz gazlayıp giriyoruz, sonra da doğa yasalarına aldırış etmediğimiz için kesilen cezaları şaşkınlık ve öfkeyle karşılıyoruz.” Ama tam gaz ilerlediğimiz bu yoldan dönmek için hâlâ çok geç değil.

Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
Carl Sagan, Çev. Can Evren Topaktaş, Say Yayınları, 2020, 672 s.
Carl Sagan, sahte bilim, Yeni Çağ inançları ve köktendinci fanatizm gibi düşünme biçimlerinin ürettiği mitleri sınanabilir bilimsel varsayımlardan ayırt edemezsek, hakikat ve refah yolunda ilerlemeye nasıl devam edebileceğimizi soruyor. Sagan’a göre, bilimi kendimize kılavuz edinmezsek kendi adımıza düşünemeyiz, otoriteyi sorgulayamayız ve sonuçta devletleri yönetenlerin ellerinde oyun hamuruna döneriz; ancak yurttaşlar bilimsel bir eğitim aldıklarında ve kendi fikirlerini üretebildiklerinde, devletleri yönetenler kendileri için değil halk için çalışacaktır.

Yarım – Dünya: Gezegenimizin Hayatta Kalma Mücadelesi
Edward O. Wilson, Çev. Sami Oğuz, Koç Üniversitesi Yayınları, 2020, 236 s.
Yarım – Dünya: Gezegenimizin Hayatta Kalma Mücadelesi kitabı, insanlığın yarattığı küresel sorunların çözümüne ilişkin bazı ipuçları bazı öneriler getiriyor. Yazar, insanların ekonomik büyüme, dizginlenmemiş tüketim, sağlık ve bireysel mutluluktan başka bir amaç olmadan yaşamaları sorununu ancak insan dışındaki canlılara büyük bir bağlılıkla çözülebileceğini, insan türünün miras aldığı bu güzel dünyanın biyosferi oluşturmasının 3,8 milyar yıl aldığını asla unutulmaması gerektiğini iddia ediyor. Kendi sözleriyle bu soruna şöyle bir çözüm önerisi getiriyor: İnsanlık küresel biyolojik çeşitlilik hakkında çok daha fazla şey öğrenmedikçe ve bu çeşitliliği korumak için hızla harekete geçmedikçe, Yeryüzü’ndeki yaşamı oluşturan türlerin çoğunu kısa zamanda kaybedeceğiz. Yarım-Dünya önerisi, sorunun önemine uygun, birincil, acil bir çözüm sunuyor: Ancak gezegenin yarısını veya daha fazlasını ihtiyat olarak bir kenara ayırarak, çevrenin yaşayan kısmını kurtarabilir, kendi varlığımızı da sürdürebilmemiz için gereken dengeyi sağlayabiliriz.

İki Devlet -Diktatörlük Teorisine Bir Katkı
Ernst Fraenkel, Çev. Tanıl Bora, İletişim, 2020, 320 s.
Bir yandan, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyan, -en azından “kitabına uyduran”- norm devleti. Diğer yandan, siyasi icaplara göre verdiği keyfî kararlarla yöneten ve herhangi bir normla kendini bağlı saymayan önlem devleti. İkili devlet, bu iki sistemin yan yana var olduğu bir rejim. Kısmen, belirli bir alanın norm veya önlem devletinin hükmü altında olduğu bir tür işbölümünden söz edilebilir. Fakat çok zaman birbirlerinin ayağına dolanıyorlar, rekabet ediyorlar; yani ne zaman devletin hangi yüzünün kendini göstereceği de belli değil. Toplamda kuşkusuz belirsizliği artıran, yurttaşın geriye kalan güvencelerini de zayıflatan bir “düzen” – hele, asıl kudretin eninde sonunda önlem devletinde olduğu düşünüldüğünde…
ErnstFraenkel, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini özetle böyle bir çerçeve içinde analiz ediyor. Analizin arka planında, Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin köklü bir eleştirisi var. Fraenkel, bu bağlamda doğal hukuk kavramına eğiliyor; Anglosakson ve Alman hukuk geleneklerinin devlet ve özgürlük anlayışı bakımından tarihî bir mukayesesini de yapıyor.