Ana sayfa 209. Sayı İnsan, mikrop, doğa ilişkileri ve elbette sistem…

İnsan, mikrop, doğa ilişkileri ve elbette sistem…

64

Bu sayının kapak dosyası önemli. Şefik Şanal Alkan’ın yazısı, yakında Bilim ve Gelecek Kitaplığı’nın “50 Soruda” dizisi bünyesinde çıkacak olan “50 Soruda Bağışıklık” adlı kitabın “Mikroplarla Birlikte Yaşamak” başlıklı bölümü. Kapak dosyası olarak aktardığımız bu bölümle hem okurlarımıza kitap hakkında bir ön bilgi vermeyi hedefledik hem de son dönemde herkesi meşgul eden insan-mikrop (virüs, bakteri vb.) ilişkisi hakkında son bulguların ışığında aydınlatıcı (ve sarsıcı) bilgileri sunmak istedik. Hatta bundan da öte, metin okunduğu zaman anlaşılacaktır ki Alkan, insan-doğa ilişkisine dair de çok önemli perspektifler sunuyor. Güncel tartışmalarımıza da ışık tutan bu dosyanın ilgiyle okunacağını umuyoruz.
Benzer tartışmalar iklim krizi dosyamızda da sürüyor. Tuncay Neyişçi ile yaptığımız söyleşinin başlığı “Kriz bizim, doğa ise değişir”. Neyişçi, “egemen insandan bileşen insana doğru evriliyoruz” diyor. “Evrilmek zorundayız” biçiminde de anlayabilirsiniz. Bütün canlıların milyonlarca yıldır doğadaki ve iklimdeki değişimlerle baş etmeye çalıştığını vurgulayan Neyişçi, “İnsan da buna dâhildir ve neslinin devamını sağlamaya mecburdur. Başarısız olması durumunda sistem dışına, yani nesli tükenmiş canlılar çöplüğüne atılacaktır.” uyarısını yapıyor.
Elinizdeki sayıda özellikle dikkat çekeceğimiz iki yazı daha var. Birincisi İlayda İnan ve Emre Artan arkadaşlarımızın hazırladığı büyük kadın matematikçi Emmy Noether’in hem yaşamını hem de bilimsel katkılarını ele aldıkları makale. Noether’in modern fiziğin ve kozmolojinin temelindeki matematiğe yaptığı katkıları çoğu bilim okuru bilmez. Bunda bilim alanına da yansıyan cinsiyetçiliğin rolü yadsınamaz. Noether’i tanımakta fayda var. İkinci makale ise Ahmet Kerim Gültekin’in “Okyanusyalı John ve Dersimli Xızır” başlıklı, hem antropolojik bilgiler veren hem de güncel tartışmalara ışık tutan yazısı. Gültekin, Tanna adası yerlilerinden Dersimli kadınlara uzanarak bir insanlık tartışmasını gündeme getiriyor.
Geçtiğimiz ay yangınlardan sellere birçok doğal afetle baş etmek zorunda kaldık, birçok can da kaybettik. Covid-19 salgınıyla hâlâ uğraşıyoruz. Sadece doğal afetler değil, küresel siyasal sorunlarla da tüm sıcaklığıyla karşı karşıya toplumumuz. Mülteci sorunu, Afganistan’daki gelişmeler hepimizin gündeminde. Sözünü ettiğimiz bu yazıların hem insan-doğa hem de insan-insan ilişkisi açısından bazı perspektifler edinme açısından okunmasını diliyoruz. Çok temel insanlık (daha doğrusu sistem) sorunları, kuramsal ve uzun vadeli sorunlar olmanın ötesinde, yakıcı bir biçimde ve tüm güncelliğiyle gündemimizdedir artık.

***

Son sayılarımızda sık sık işlediğimiz bir konuyu tekrar vurgulamak istiyoruz: Aşılar, insanlığın son birkaç yüzyıldaki en büyük buluşlarından (belki de en büyük) biridir. Toplumumuzda, hatta bazı entelektüel kesimlerde bile aşı karşıtlığının etkisini gözlemlemek mümkün. Bu bilim dışı yaklaşımı -hele yeni öğrenim yılı başlarken- alt etmek zorundayız. Bireysel değil toplumsal bir konudur bu. Aşı karşıtlığı hem bilim düşmanlığı hem de toplum düşmanlığıdır; bu kadar net.

***

Acı bir haber aldık geçtiğimiz ay. Bilim ve Gelecek dergisinin ilk sayısından bugüne kadar destekçimiz ve abonemiz olan Hüseyin Gülseven’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadık. Gülseven, derginin her sayısını satır satır inceleyen ve eleştirilerini ileten bir okurumuzdu. Bilim ve Gelecek ailesinin, sevenlerinin ve dostlarının başı sağ olsun.

Dostlukla kalın…