Ana sayfa 212.Sayı Timur Semerci

Timur Semerci

23

78 kuşağı devrimci gençlik önderlerinden, o dönemde İstanbul Dev-Genç Yönetim Kurulu üyesi, İTÜ-Der Başkanı ve Marmara Dev-Genç Başkanı olan, TMMOB İMO yöneticilerinden Timur Semerci 8 yıl mücadele ettiği akciğer kanserine 21 Kasım günü yenik düştü. Onu, İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki mücadele arkadaşı Cemal Gökçe’nin yazısıyla anıyoruz. 

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Genel Kurulunu yapmıştık. Uzun bir aradan sonra görev almıştım. Genel Merkez Genel Kurulu’na hazırlık yapmak gerekiyordu. Merkez yönetim kurulunu seçecektik. “Kavrayıcı ve kapsayıcı” olmaya ihtiyaç vardı. Delegelere göndereceğimiz bir bildiri hazırlamayı düşünmüştük. Timur Semerci’yi toplantılarda görürdüm, fakat derinlikli bir tanışıklığım yoktu. Toplantıları ben yönetiyordum. Zaman zaman söz alır konuşurdu. Güzel de konuşurdu. Geniş bir vizyonu, sebep sonuç ilişkisine dayalı bir bakış açısı vardı.
Delegasyon uygun görürse Timur’la birlikte delegelere göndereceğimiz bildiriyi hazırlayabileceğimizi söyledim. İki gün masa başı çalışması yaptık. Son derece güzel ve meramımızı açıklayan bir metin ortaya çıktı. O metin, o bildiri İstanbul Şubesinin daha sonra da kullandığı ve yol haritası olarak gördüğü ve uyguladığı bir bildiri olmuştu. Bu hazırlık sırasında Timur’u da yakından tanımıştım. Bir sonraki dönem 2000-2002 döneminde yönetim kurulunda görev aldı, iki yıl birlikte çalıştık. Odamızın ve İstanbul Şubesi’nin çeşitli kademelerinde, kurul ve komisyonlarında, çeşitli toplantılarda yol arkadaşlığı yaptık. Üzerine aldığı sorumlulukları önemser titizlikle yerine getirirdi. Görev insanıydı. Özgürlüğüne düşkün, demokrasiyi ve evrenselliği önemserdi. Bağımlı olmayı, bağımlı kalmayı sevmezdi. İkna olur veya ikna ederdi. Arkadan dolanmazdı. Açık fikirliydi.
Yeni teknolojilere ilgi duyar, ihtiyaç varsa öğrenmeye ve kullanmaya çalışırdı. Üyelerle olan iletişimin hızlanmasında ve mühendislik bilgilerinin üyelerle paylaşılmasında önemli katkıları oldu. Güzel bir yol arkadaşlığı yaptık. Arkadaşlığımız ve dostluğumuz giderek güçlendi. 2006 yılı sonrası dönemde İstanbul Şube Başkanlığı görevini üstlenmesini çok istedim, fakat ikna edemedim. “Sağlığım iyi değil, senin kadar da zaman ayıramam” derdi. Mesleğimizin gelişmesine önemli katkılar yaptı. İyi bir insan, iyi bir mühendisti.
Yollarımız Altınoluk’ta da kesişti. Bir kaç kez Murat Gökdemir’le birlikte buluştuk. Yemek yedik, sohbet ettik. Murat’ı da kaybettik. Altınoluk’a gelmelerini sağlayacağımız yeni meslektaşlarımızla birlikte Altınoluk Temsilciliğimizi güçlendiririz der, gülerdik. Birkaç yıldır kışları da Altınoluk’ta kalır, kendisine iyi geldiğini söylerdi. Tedavi için İstanbul’a gidip gelirdi. Her seferinde “senin önünden geçiyoruz” diye arardı. Pandemi nedeniyle görüşmemizi erteliyorduk. En son İstanbul’a dönüşünde “tedaviye gidiyorum, dönüşte görüşürüz” demişti. Araba kullanıyorsun dedim, “hayır Ayşe kullanıyor, rahat konuş” demişti. Ne yazık ki çok sevdiği köyüne ve evine bir daha dönemedi. Dört beş aydır Altınoluk’a gelemedi.
İnsanın içini burkan kayıplar vardır! Timur’un kaybı da onlardan biridir. Uzun süredir hastalığına karşı sürdürdüğü mücadeleyi kaybetti, sonsuzluğa uğurlayacağız Timur’u..
mücadelesinde İTÜ öğrencilerinin ön sıralarında yer alan özgürlük sevdalısı bir arkadaşımızdı.
Dar grupçu anlayışlardan uzaktı. Ülkemizde yaşanılanlardan ve yaşadıklarından ciddi bir ders çıkarmıştı. “Doğru önermelerde bulunmak için öncelikle özgür olmak gerekir” derdi. “Kendilerini bir yerlere çivileyenlerin, dünyayı ve ülkemizi sağlıklı bir şekilde yorumlama şansları olmaz” diye düşünürdü. “Her yeni durumda durup yeniden düşünmek ve sonra yola devam etmek gerekir” diyen görüşe uygun bir felsefesi vardı.
Odamızda birlik ve dayanışma ortamının yaratılmasını sağlamanın yolunun bilgiye dayalı, somut önermelerle mümkün olacağına önem verirdi. Yönetimlerin kavga ve gerginlik üzerine kurulmasını istemezdi. Bu ülkenin ilkesizlik ve kavgadan çok çektiğini bilenlerden ve bunu dillendirenlerdendi. Küçük düşünmezdi, rasyonel bir bakışı vardı.
Mücadele birliğinin bilgiye ve ilkelere dayalı olmasını, barışı sağlayacak, mücadeleyi temel sorunlara yöneltecek bir yönetimin yararlı olacağı üzerinde görüşlerimiz çakışırdı.
Oluşturulacak yönetim kurullarının sorun yaratmaya değil, sorunları çözmeye odaklanması gerektiği üzerinde sohbet ederdik. Bu nedenle çoğu zaman ofislerine gider iş ortağı olan Zeki ile birlikte konuşur tartışırdık. Aramızda zaman zaman Murat Gökdemir ve Hakkı Çelebi de olurdu. Yaşamımda izi olan arkadaşlarımdan biridir Timur…
Dünün emek ve ürünleri bugünleri zenginleştirir. Dün yoksa bugün, bugün yoksa yarın olmaz. Olsa da çorak kalır. Olaylar arasındaki diyalektiği iyi kavrayan, olayları neden sonuç ilişkisi temelinde analiz eden, nesnelliğe önem veren bir arkadaşımızı, bir dostumuzu kaybettik. Üzgünüm..
ve başsağlığı dilerim.