Ana Sayfa Bilim Gündemi Biliminsanları Max Planck Topluluğu’nun kadın yöneticilere tavrını sorguluyor

Biliminsanları Max Planck Topluluğu’nun kadın yöneticilere tavrını sorguluyor

77
Jena’daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimleri Enstitüsü. Fotoğraf: Wladimir Bulgar/Alamy.

Dünyanın dört bir yanından, 145 önde gelen bilimkadınından oluşan bir grup, Max Planck Topluluğu’na açık mektup yollayarak, “Max Planck Enstitülerinin kadın yöneticilerini içeren, kamuoyuna yansıyan işten çıkarmalar, rütbe indirimleri ve çatışmalar” üzerine kaygılarını dile getirdi.
Max Planck Topluluğu, 86 enstitü ve araştırma tesisinden oluşan, Almanya’nın en güçlü temel araştırma kuruluşudur. Geçtiğimiz üç yıl içinde, bu enstitülerdeki direktör denilen en kıdemli araştırmacıların en az dördü zorbalıkla suçlandı; bunların üç tanesi kadındı.
Mektupta, “Kadın yöneticiler daha sert yargılanıyorlar ve yöneticilik suistimali suçlamaları kadın yöneticilere erkeklere oranla daha çok yapılıyor” deniyor. Topluluğu, yaptırımlarla veya rütbe indirimleriyle karşı karşıya kalan ya da emekliliğinden önce görevinden ayrılanlar arasında kadınların aşırı sayıda temsil edilip edilmediğini belirlemek için personel istatistiklerini kontrol etmeye çağırıyor. Max Planck Enstitüsü’nün sözcüsüyse suçlamaları reddediyor ve araştırma suiistimallerine ilişkin soruşturmaların “genellikle bağımsız, nesnel ve tarafsız insanlar tarafından yönetildiğini” belirtiyor.

Rütbesi düşürülen bir kadın yönetici
Mektup, Max Planck Topluluğu’nun senato üyelerine, 18 Kasım’da, Jena’daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimleri Enstitüsü’nün beş yıldır yöneticisi olan arkeolog Nicole Boivin’in rütbesinin düşürülmesi davasını gözden geçirmek nedeniyle yapılacak senato toplantısından bir gün önce yollandı. Mektup girişiminin öncülerinden biri olan, Zürih’teki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden (ETH) fizikçi Ursula Keller, “Bu davada mektubumuz hakkında bilgi istendi, ama biz biliyoruz ki bu sorun Max Planck’tan çok daha yaygın ve biz konunun toplumda tartışılmasını istiyoruz” diyor.
Avrupa’daki diğer büyük araştırma kurumlarında, üst düzey akademik pozisyonlardaki kadınları içeren benzer vakalar, 2018’den beri basına yansıyordu. Mektup, topluluğun Alman kısaltmasını kullanarak, “kıdemli kadınları içeren bu konular MGP’nin hayli ötesine de genişliyor” diyor.
Mektup “kimi vakalardan gelen atıkların mezara dönüşebileceğini” iddia ediyor ve bilimde yüksek seviyedeki kadınların kamuya yüksek oranda yansıyan başarısızlıklarının, bilim ve mühendislikte kariyer düşünen genç kadınları soğutan bir etki yaratabileceğini söylüyor.
Boivin, genç biliminsanlarına zorbalık yapmakla ve meslektaşlarının bilimsel fikirlerini sahiplenmekle suçlanmıştı. Ekim 2018’de başlayan uzatmalı iç soruşturma, bu sonbaharda hızlandı. 22 Ekim’de, Boivin, ön bilgilendirme yapılmadan görevden alındı. Kendisi, daha küçük bir araştırma grubunda sorumlu olmaya devam ediyor.

Karara meydan okuma
Boivin tüm suçlamaları reddediyor ve Max Planck kararını mahkemeye taşıyarak meydan okuyor. Dava sonuçlanıncaya kadar Boivin’in enstitünün yöneticisi olarak devam etmesine izin verecek hükme ilişkin resmi kararın 3 Aralık’ta çıkması bekleniyor.
Davanın tartışmalı olduğu kanıtlandı. Max Planck Topluluğu’ndan birçok biliminsanı süreçle ilgili kaygılarını yazarak topluma ifade etti. Bunlar arasında, Boivin’in enstitüsünden doktora sonrası ve doktora öğrencilerinden grupların yazdığı, soruşturmanın adaletine meydan okuyan ve Boivin’e destek veren iki mektup da bulunuyor.
Tübingen Max Planck Gelişim Biyolojisi Enstitüsü’nün yöneticisi olan, Nobel Ödüllü Christiane Nüsslein-Volhard da, senatoyu kararını gözden geçirmeye çağıran bir mektup yazdı. Mektubunda, “Derneğin 304 yöneticisinden sadece 54’ü kadın ve böylesi vakalar daha çok bilimkadınının aramıza katılmaya cesaret etmesini zorlaştıracak” diyor. “Kadın yöneticilerin yöneticilik davranışlarının erkeklerden farklı (ve daha sert) standartlarla ölçüldüğü, yönetici konumundaki kadınlara karşı kabul edilmemiş önyargıların hâlâ derinlerde yattığı sonucuna varmak gerekir” diye ekliyor.
KAYNAK: NATURE, Alison Abbot

 

Önceki İçerikGökadamızda 70 yeni başıboş gezegen keşfedildi
Sonraki İçerikSıfırların Şen Sesi: Ailemde Kahraman Yok!
İÜ Eczacılık Fakültesi mezunu. Eczacı ve popüler bilim yayıncısı. Başta Bilim ve Ütopya ile Bilim ve Gelecek olmak üzere, #tarih, Roman Kahramanları, Papirüs, Aydınlık, Cumhuriyet Kitap Eki, Radikal Kitap Eki gibi dergilerde çok sayıda yazısı, söyleşisi ve çevirileri yayımlandı. "Savaş Emek Kitabı - Gel Ey Seher" adlı biyografik bir nehir söyleşi kitabı ve "Hayal Hızı Çetesi İnsanın Atasını Arıyor" adlı bir çocuk kitabı bulunuyor.