Ana Sayfa 213. Sayı Farklı gerçekler

Farklı gerçekler

253

Gerçek nedir, neye göre belirlenir? Felsefenin temel sorularından biridir bu. Her felsefi sistem kurucusu, bu soruya yanıt vermeye çalışarak işe başlar. Bilim ve Gelecek’in bu sayısı bütün olarak bakıldığında farklı gerçekleri ele alıyor. Dünyada ve Türkiye’de 2022 ve ötesine farklı kesimler ve bu farklı kesimlerin gerçekleri açısından uzanmaya çalışıyor denebilir.
Kapak dosyası, Facebook ve CEO’su Mark Zuckerberg’in (küresel burjuvazinin de diyebiliriz) gerçeğini ele alıyor. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçekliğe dayalı yeni bir evren (mekân) önerisi: Metaevren. “Artık internete girmeyeceğiz, internette yaşayacağız” diyor Zuckerberg. İzlem Gözükeleş bu girişimi irdeliyor: Bir ütopya mı, yoksa distopya mı?
Cem Oran ve Özgür Can Özüdoğru’nun hazırladığı 2021’deki önemli bilimsel-teknolojik gelişmeleri derleyen dosyamızda ise gerçeğin iki yönünü de bulabilirsiniz. Bilim ve teknoloji böyle bir şey; kuracağı mı yıkacağı mı, kimin elinde ve hizmetinde olmasına bağlı.
Dergimizin bu sayısının geri kalanı ise ağırlıkla dünya ve ülkemiz emek kesimlerinin çıplak gerçeklerine ayrıldı. Gamze Yücesan-Özdemir taze yayımlanan “Dünya Eşitsizlik Raporu”nu yorumluyor. Servet ve gelir dağılımındaki, merkez ve çevre ülkeler arasındaki inanılmaz eşitsizliğin nedenleri ve emek güçleri açısından neler yapılmak gerektiği üzerine fikir geliştiriyor. Özlem Kurt Azap ve Deniz Akgün son iki yılın en çarpıcı gerçeği olan Covid-19 pandemisinin yarattığı eşitsizlikleri ve geleceğini tartışıyorlar. Polen Ekoloji Kolektifi’nden arkadaşlar ise Türkiye’nin 2021’de yaşadığı ekolojik yıkımları ve buna karşı halkın direnişini özetliyorlar. Evet, işte bir de böyle gerçekler var. Her an yaşadığımız ve yaşamımızı derinden etkileyen gerçekler. Metaevrendeki sanal gerçekler değil, işyerimizdeki ve evimizdeki çıplak gerçekler.
Hasan Aydın bu sayımızda, hem tarihsel hem de çok güncel yaşadığımız bir gerçekliği sorguluyor: İslam, bilimi teşvik eder mi? Her zamanki gibi İslam’ın temel metinlerine dayanarak bu soruya net yanıtlar üretiyor. Yanıt belli aslında: İslam düşüncesine göre en hakiki yol gösterici dindir! Bu tarihsel (ve güncel) gerçeği görmek istemeyip dinsel düşünce ile bilimsel düşünceyi uzlaştırmaya çalışanlara güzel bir yanıt veriyor.
Bilim ve Gelecek’in bu sayısında dergiye zenginlik katan yazılar da var: Oğuzhan Uyar’ın “Lucretius ve varlıkların oluşumu” başlıklı makalesi çok değerli bir çalışma. Yine Nazlı Karol’un Kambriyen patlamasının nedenlerini tartıştığı, Yüksel Atakan’ın doğa ve insan kaynaklı sera gazlarının iklime etkisini irdelediği yazıları önemli. Mehmet Sakınç ise içinde bulunduğu ekibin Türkiye’nin paleocoğrafya atlasını oluşturma öyküsünü ele alıyor.
Sonuç olarak 2022’nin bu ilk sayısının oldukça zengin ve tartışmalı bir dergi olduğunu söyleyebiliriz. İyi okumalar dileriz.

***

Bir de bizim kendi yakıcı gerçeklerimiz var. Bilim ve Gelecek’in fiyatı bu sayıdan itibaren 35 TL. Ciddi bir fiyat artırımı yapmak zorunda kaldık. Bunun nedenlerini uzun uzun yazmaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Bütün okurlarımızın, hepimizin yaşadığı çıplak ekonomik gerçeklerin sonucudur bu. Derginin yayımını devam ettirebilmek için, yaşadığımız zorlukları okurlarımızla paylaşmak zorundaydık. Umarız anlayışla karşılanırız.
Zorlu ve sıkıntılı bir yılı bitirdik ve yine zorlu olacağı şimdiden belli olan bir yıla başlıyoruz. Çelişkilerin derinleştiği, çözüm ihtiyacının dayattığı, dolayısıyla emekçiler açısından fırsatlar da barındıran bir yıl olacak 2022. Umutla başlıyoruz 2022’ye.

Dostlukla kalın…

Önceki İçerikFacebook’un metaevreni
Sonraki İçerikŞimdiye kadar bulunan en iyi korunmuş dinozor embriyosu, modern kuşları dinozorlara bağlıyor