Ana Sayfa 214. Sayı ‘Halkın afyonunu’ üreten ve satan kimdir?

‘Halkın afyonunu’ üreten ve satan kimdir?

141

Marx’ın ünlü deyişiyle “din, halkın afyonudur”. Peki, bu afyonu üreten, dağıtan ve satan kimdir? Din, hangi sınıfların ihtiyacından kaynaklanır? Kimin ürünüdür, kimin çıkarınadır, kimi avutur? Sınıflar üstü bir din var mıdır? Bilim ve Gelecek’in elinizdeki sayısının kapak dosyası bu sorulara yanıt arıyor. Elbette bu konuların uzmanı Alâeddin Şenel. Şenel, dinin kökenine inerek ve günümüze kadar getirerek, dinin kimin güdümünde olduğunu, kimlerden yana bir araç olarak kullanıldığını ve kimleri avuttuğunu araştırıyor. Dosyamızın ikinci yazısı Hasan Aydın’ın kaleminden. Aydın, İslam’ın etkisini günümüze kadar sürdüren ideoloğu Gazzâlî’nin teolojisini ve siyaset kuramını ele alıyor. İslam dininin nasıl bir egemen aracı olduğunu ortaya çıkarıyor. Aynı dosya içinde Ender Helvacıoğlu, Avrupa toplumlarının modernite sürecinin farklı aşamalarında yaşamış üç büyük düşünürün (Machiavelli, Meslier ve Marx) din olgusuna yaklaşımlarını özetliyor. Farklı açılardan bakmalarına karşın ortaklaştıkları nokta, dinin, egemenlerin ezilen halk üzerinde ideolojik hegemonya kurmak için kullandıkları en etkili araçlardan biri olduğu. Son olarak Haldun Çubukçu, Marx’ın “din, halkın afyonudur” sözünü çarpıtıp “din, halkın ilacıdır” biçiminde yorumlayanlarla polemik yapıyor.
Bilim ve Gelecek’in klasik konularından biri olarak düşünülebilir bu dosya. Öyledir, ama bugün özellikle önemlidir. Dinsel düşüncenin sadece bilimsel düşünce ile karşıtlığını ortaya koymak yetmez. Dinsel ideolojilerin sınıfsal karakterinin tarihsel ve güncel olarak ortaya serilmesi günün görevidir. Yoksa afyon, uyuşturucu işlevine devam eder.

***

Bu sayıda ele aldığımız ikinci güncel konu: pandemi. Haluk Ertan, Kovid-19 ile mücadele konusunda 2021’in bir bilançosunu çıkardıktan sonra 2022 yılına ilişkin, yani pandeminin geleceğine ilişkin çıkarımlarda bulunuyor. Çok tartışılan sorulara yanıt veriyor: Aşılamada ne durumdayız? Turkovac bir çare olacak mı? Pandeminin yeni patronu Omikron salgının sonu mu, yoksa yeni bir tehlike mi? Haluk Ertan’ın makalesini özellikle öneriyoruz.
“Bilişim Dünyası” bölümümüzde İzlem Gözükeleş yapay zekânın adaletini ele alıyor. YZ’nin adaleti, adaletsizliklerle dolu bu dünyada bize çekici geliyor; makinelere insanlardan daha çok güveniyoruz. Peki, YZ düşündüğümüz gibi daha adil, kusursuz ve insanların zayıflıklarından arındırılmış mı? Okuyun ve tartışın.
Elinizdeki sayıda daha pek çok ilginç makale var. Cem Oran ve Özgürcan Özüdoğru, geçtiğimiz yılın sonunda uzaya gönderilen James Webb Teleskobunun hangi gizemli soruların yanıtları için kapıyı aralayacağını anlatıyor. Esen Küçüktütüncü, Ocak sayımızın kapak konusu olan metaevrenin etiğini masaya yatırıyor. Ferhat Kaya, geçtiğimiz ay kaybettiğimiz ünlü paleoantropolog Richard Leakey’in yaşamını ve keşiflerini yazıyor. Bir diğer önemli makale, Nickie Roberts’ın “Tanrıça ve fahişe” başlıklı yazısı. Bu yazı, kapak dosyasının bir unsuru olarak bile değerlendirilebilirdi belki.
Kısacası yine dopdolu bir Bilim ve Gelecek sayısı ellerinizde. Umarız okunur, üzerinde düşünülür, tartışılır…
Dostlukla kalın…

Önceki İçerikDİN: Kimlerin güdümündedir?
Kimleri avutur?
Kimlerden yana yontan bir araç olarak kullanılır?
Sonraki İçerikBilim ve Gelecek Şubat sayısı çıktı!