Ana Sayfa 218. Sayı Mayıstan Kalanlar

Mayıstan Kalanlar

53

Nicedir beni böyle avucunun içine alan, hüznüyle, yasıyla bile teselli veren bir kitap geçmemişti elime. Onlarca kolu olan bir ırmak gibi Dünya Bu Kadar. Her kolunda farklı ama kaynağı tanıdık bir hikâye var. Bir yerde ölüm kokan bataklığa saplanıyorsunuz, bir yerde kuşların çağıltısına eşlik ettiği suyun neşesini buluyorsunuz. Irmak kimi taşkın, kimi durgun, sürüklüyor okurunu satır satır. Ölümden aşka, kavuşmadan ayrılığa, tükenmez bunaltıdan sevincin meltemine…
Mahir Ünsal Eriş ilk romanında onlarca öyküyle karşılıyor okurunu. Ve ustaca birbirine işliyor, dokuyor bu öyküleri. Dikişler sırıtmıyor, okudukça anlıyoruz zaten: dünya bu kadar. Baş döndürücü bir enginlik ve insanı dehşete düşüren bir darlık. Dünya bu kadar.
Dili, işçiliği tertemiz; defalarca okusam her seferinde yeni bir akış keşfederim, yeni bir derinlik bulurum.
Tabii bunca etkilenmemde, heyecanlanmamda Eriş’in meslektaşım olmasının da etkisi var. Hatta belki “İşte, çevirmen yazınca böyle yazıyor,” diyerek kendimi bir umuda, hayale kaptırmış da olabilirim.
Ama bu kitabın büyüsünü, yazarın insanın adeta yakasına yapışan gücünü azaltmıyor.
“Hayattaki her şey, karşı konulamaz biçimde geçici olduğundan bundan başka hiçbir şeyi hakikat saymaz, kendilerini hiçbir şeye tam olarak veremezlerdi. Bir insanın hayatında yapılacak onca şey, altına girilecek onca sorumluluk yokmuş gibi, durmadan tuhaf kitaplar okuyarak, herkesin anlayamayacağı filmler izleyerek bu huzursuzluklarını daha da aşılmaz hale getirmeyi severlerdi. Her şeyi dener ama hiçbir şeyi beğenmezler, hiçbirinden hayattan bekledikleri tadı alamazlar, bu yüzden bir türlü sebat edemezlerdi. Huzursuzluk illetinin bulaşıcı olduğunu bildikleri için de insanlara sokulmaktan kaçınır, onlarla çok yakın ilişkiler geliştirmekten geri dururlardı bu tipler.”

***

Çevirirken ağladığım bir kitaptan daha söz etmemi ister misiniz? Evet, yine. Dünyanın En Hızlı Çocuğu mayıs ayında Beyaz Balina Yayınları etiketiyle okur karşısına çıktı. Elizabeth Laird’in daha önce aynı yayınevinden çıkan Çöplük Kralı adlı kitabını okumuş, çok sevmiştim. Bu yüzden Dünyanın En Hızlı Çocuğu’nun çevirisi önerildiğinde hiç tereddüt etmeden, heyecanla işe koyuldum.
Etiyopyalı Solomon’un kısa ama son sürat hikâyesini anlatan kitap yoksulluğun, aile bağlarının ve sorumluluğun çeşitli yüzlerini, yüklerini ve sevinçlerini seriyor önümüze. Umut veren bir koşu Solomon’unki, siz benim ağlamama bakmayın. Bazı kitaplarda, özellikle hassas yüreğime seslenen sağlam çocuk kitaplarında insanların iyi olduğunu, insan ruhunun bir yanıyla büyüleyici olduğunu hatırlamak beni her zaman fazlasıyla duygulandırıyor.

***

Söz Elizabeth Laird’dan açılmışken Çöplük Kralı hakkında da iki laf edeyim.
Çöplük Kralı, Etiyopya’daki sokak çocuklarının gerçek öyküsünden yola çıkarak yazılmış, iki çocuğun mücadelesi üzerinden çok şey anlatmayı başaran bir kitap.
Mamo ve Dani sokaklarda hızla büyür ve olgunlaşırken (zira sokaklar çabuk büyütür, her ıstırap gibi), kişilikleri hızla ağırlık ve bütünlük kazanırken Laird okuruna Etiyopya’yı, sokakları ve elbette çaresizliği, okurunu bir umutsuzluk çukuruna salmadan anlatmayı başarıyor. Çünkü bir yandan direnmeyi, savaşmayı, birlik olmayı anlatıyor. Çöplük Kralı olmanın bile insanı mutlu edebileceğini anlatıyor. Bir züğürt tesellisinden değil, her şeye rağmen yaşamanın gücünden ve umuttan söz ediyor. Uzanacak bir dosta sahip olmanın eşsiz neşesinden. İnsanın kendine, en olanaksız anda bile yeni bir seçenek yaratabilme gücünden…
İnsanların korkunç yanlarını anlatırken, susturulamayan o narin sevinçleri de aktarıyor. Bence en çok, hâlâ – ve her durumda – kalpte kendine yer açan bir gülümsemeden söz ediyor. Umuttan. Çevirisi tertemiz, ahenkli – Zarife Biliz’in ellerine sağlık.
Her sayfası esin dolu bir ay dilerim.

Dünya Bu Kadar, Mahir Ünsal Eriş, Can Yayınları, s. 200.
-Dünyanın En Hızlı Çocuğu, Elizabeth Laird, çeviren Anıl Ceren Altunkanat, Beyaz Balina Yayınları, s. 144.
-Çöplük Kralı, Elizabeth Laird, çeviren Zarife Biliz, Beyaz Balina Yayınları, s. 396.

Önceki İçerikKitapçı Rafı
Sonraki İçerikTürklerin Ayaz Ata efsanesi