Ana Sayfa Bilim Gündemi Dostun ölümü

Dostun ölümü

417
0

Ender Helvacıoğlu

Günlük hayatımızın bir parçası olmuş kişilerin (eşin, anne-babanın, kardeşin, hele çocukların) ölümü şok edicidir ve yıkıcıdır. Ani ve derin bir acı verir. Çünkü onların kaybı yaşamımızı radikal biçimde değiştirir; büyük bir boşluk yaratır. Bencillik midir bilemem ama, böyle bir yakınımız öldüğünde, bilincinde olmasak da, esas olarak kendimiz için üzülürüz. “Ben onsuz nasıl yaşarım?” diye dövünürüz.

Dostun ölümü ise farklıdır. Dost, günlük hayatımızın o denli bir parçası değildir. Dost ölür, üzülürüz, ama günlük yaşamımız eskisi gibi devam eder. Dostun ölümü, yaşamımızda ani ve şok edici bir boşluk yaratmaz.

Dostun ölümünün yarattığı boşluk zamanla anlaşılır. Yavaş yavaş kendini hissettirir. Yaşadıkça, onsuz nasıl da eksildiğimizin bilincine varırız. Yani dostun ölümünün yarattığı boşluğun “bilincine” varılır.

Dost anımsanır. Çünkü unutulmuştur. Olmadık bir anda, belki de en neşeli bir anımızda aklımıza düşüverir, kendini hissettirir. Ölmüş dostun anımsanması acı vermez; hüzün veya sızı diye tanımlamak daha doğru belki. Hatta bir neşe kaynağı da olabilir. En güzeli de bu; ölümden sonra neşe kaynağı olabilmek.

Dost ölümü bir boyut kaybıdır. An kaybı değildir, süreç kaybıdır. Hemen fark edilmez. Yaş ilerlemişse, böyle kayıpların yerini ikame etmek zorlaşır. Çünkü dostluk yoğun emek vermeyi ve kritik sınavlardan geçmeyi gerektirir. Yeni dost edinmek kolay değil. Yaşınız ilerledikçe tanıdıklarınız ve arkadaşlarınız (yeni tanımla: takipçileriniz) çoğalır, ama dostlarınız azalır.

İnsan dostlarını kaybede kaybede ölüyor. Boyutlarınız azalıyor, azalıyor; giderek siz de ölüyorsunuz, yaşayan ölüye dönüşüyorsunuz. Dostsuzluk ne acı…

Kaybedecek dostunuz kalmadıysa eğer, zaten yaşamanız da bir fazlalıktır. İnsan dostlarını (özellikle yaşça kendisinden küçükleri) kaybetmeden ölmeyi bilmeli.

***

Nurettin Abacıoğlu böyle öldü. Onunla en son ortak bir dostun cenazesinde (Metin Çulhaoğlu) görüşmüş, sohbet etmiştik. Sonrasında birkaç kez telefonda konuştuk. Bilim ve Gelecek için yazı istemiştim, yazamamıştı.

Ah, keşke genç olsaydım. Dost ölümleri bu kadar koymasaydı bana…

Hoşça kal Nurettin Abi. Ne diyeyim, eksilttin bizi.

Dostlar sağ olsun…