{"id":26970,"date":"2013-12-01T11:38:54","date_gmt":"2013-12-01T09:38:54","guid":{"rendered":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/?p=26970"},"modified":"2018-06-14T12:00:03","modified_gmt":"2018-06-14T09:00:03","slug":"sentetik-yasam","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/2013\/12\/01\/sentetik-yasam","title":{"rendered":"Sentetik Ya\u015fam"},"content":{"rendered":"<p><em>Venter ve ara\u015ft\u0131rma grubunun ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7, h\u00fccresel ya\u015fam s\u00fcre\u00e7lerinin art\u0131k olduk\u00e7a iyi anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r. Bu bilim insanlar\u0131, tamam\u0131yla sentetik \u015fekilde elde edilmi\u015f bir DNA\u2019ya sahip canl\u0131 h\u00fccre yaratm\u0131\u015flard\u0131r, fakat bu h\u00fccrenin &#8220;sadece&#8221; kromozomunun yapay olarak elde edilmi\u015f oldu\u011funun alt\u0131n\u0131 \u00e7izelim. San\u0131r\u0131z nihai ama\u00e7, bir h\u00fccrenin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn laboratuvar teknikleriyle yarat\u0131lmas\u0131d\u0131r. Venter, bu amac\u0131n imk<\/em><em>\u00e2<\/em><em>nlar dahilinde olaca\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir. <\/em><\/p>\n<p>Haziran 1816 ak\u015fam\u0131, Cenevre yak\u0131nlar\u0131nda Cologny\u2019deki Villa Diodati malik\u00e2nesinde toplanm\u0131\u015f olan Lord Byron, Mary Godwin, Percy Shelley ve John Polidori, Dr. Erasmus Darwin\u2019in kitab\u0131na konu etti\u011fi s\u0131ra d\u0131\u015f\u0131 bir bulu\u015ftan heyecanla bahsetmektedirler: Ad\u0131na <em>vorticella <\/em>denilen mikroskobik bir organizman\u0131n, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle kurumu\u015f ve cans\u0131z haldeyken su ile \u0131slat\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda tekrar hareket etme ve hayata geri d\u00f6nebilme yetene\u011fine sahip olmas\u0131. Polidori\u2019nin bu ak\u0131l almaz olay\u0131 arkada\u015flar\u0131na aktarmas\u0131 sohbetin ya\u015fam, \u00f6l\u00fcm ve bu iki u\u00e7 aras\u0131ndaki o ince \u00e7izgi etraf\u0131nda yo\u011funla\u015fmas\u0131na neden olur. Geni\u015f bir hayal g\u00fcc\u00fcne sahip olan bu gen\u00e7 insanlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceleri do\u011fal olarak hayat\u0131 hayats\u0131zdan yaratmak ve \u00f6l\u00fcy\u00fc diriltmek gibi konulara kayar. D\u0131\u015far\u0131da kopan f\u0131rt\u0131na ve r\u00fczg\u00e2rla camlara savrulan ya\u011fmurun yaratt\u0131\u011f\u0131 etki sohbetin derinle\u015fmesine yabanc\u0131 de\u011fildir elbette\u2026<\/p>\n<p>O gece ge\u00e7 vakit yatt\u0131ktan sonra, Mary\u2019nin d\u00fc\u015f\u00fcnceleri benzer sorgulamalar ve fantazmalar aras\u0131nda gidip gelir. Bir ara hayallerinde \u201c\u015eer sanatlar\u0131n\u0131n solgun y\u00fczl\u00fc \u00e7\u0131ra\u011f\u0131n\u0131n, yaratt\u0131\u011f\u0131 o \u015feyin yan\u0131na diz \u00e7\u00f6kt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc\u201d g\u00f6r\u00fcr. \u201cUzanm\u0131\u015f bir adam\u0131n i\u011fren\u00e7 hayalini, ve akabinde g\u00fc\u00e7l\u00fc bir cihaz\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 \u00fczerine, ya\u015fam belirtisi vererek solucans\u0131 bir hareket ile k\u0131p\u0131rdamaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131\u201d fark eder (1). Daha sonra \u015fair Percy Shelley ile evlenerek Mary Shelley olacak olan Mary Godwin, <em>Frankenstein<\/em> adl\u0131 kitab\u0131n\u0131 ileriki g\u00fcnlerde Villa Diodati\u2019de kaleme almaya ba\u015flayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00f6rt gen\u00e7 \u0130ngiliz&#8217;in tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 konular insano\u011flunun kadim zamanlardan beri hayallerini s\u00fcsleyen konulard\u0131 asl\u0131nda: Hayat nedir? Cans\u0131z\u0131 canl\u0131ya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek veya insans\u0131 bir zek\u00e2 ile donat\u0131lm\u0131\u015f alet ya da robot yaratmak m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr? Canl\u0131 olmak, tinsel bir esastan ibaret ve maddiyata indirgenemez bir unsurun tecellisi midir?<\/p>\n<p><strong>Venter&#8217;in canl\u0131l\u0131\u011f\u0131 yaratma d\u00fc\u015f\u00fc<\/strong><\/p>\n<p>Bu t\u00fcr sorulara bilimin d\u0131\u015f\u0131nda do\u011fru cevap verebilmek zordur. Dolay\u0131s\u0131yla canl\u0131 olman\u0131n tan\u0131m\u0131na ve hayat\u0131n yapay olarak yarat\u0131l\u0131p yarat\u0131lamayaca\u011f\u0131na dair fikir sahibi olmak istiyorsak, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz bilim d\u00fcnyas\u0131nda bu konularda ne gibi sonu\u00e7lara var\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 inceleyebiliriz. \u0130\u015fte bu t\u00fcr sorulara yan\u0131t arayanlar, Amerikal\u0131 biyolog, giri\u015fimci ve i\u015fadam\u0131 Craig Venter\u2019in <em>Life at the Speed of Light<\/em> (<em>I\u015f\u0131k H\u0131z\u0131nda Hayat)<\/em> (2) ba\u015fl\u0131kl\u0131 son kitab\u0131nda baz\u0131 ipu\u00e7lar\u0131 yakalayacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Craig Venter\u2019i, 2000\u2019li y\u0131llar\u0131n ba\u015f\u0131nda insan genomunu ilk dizileyen bilim insanlar\u0131 aras\u0131nda yer alm\u0131\u015f olmas\u0131yla an\u0131ms\u0131yoruz. Venter\u2019in mesleki kariyeri, 1984 y\u0131l\u0131nda ABD\u2019nin Milli Sa\u011fl\u0131k Enstit\u00fcs\u00fc\u2019ne kat\u0131lmak, sonralar\u0131 Celera Genomics firmas\u0131na ge\u00e7mek ve 2006 y\u0131l\u0131nda J. Craig Venter Enstit\u00fcs\u00fc\u2019n\u00fc kurmak gibi \u00f6nemli a\u015famalardan ge\u00e7mi\u015ftir. <em>I\u015f\u0131k H\u0131z\u0131nda Hayat<\/em> isimli yeni eserinde Venter, \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131yla birlikte, &#8220;d\u00f6rt \u015fi\u015fe kimyasal madde ile bir bilgisayar kodu&#8221; kullanarak bir bakteri kromozomunun t\u00fcm\u00fcn\u00fc y\u0131llar s\u00fcren heyecan dolu ve me\u015fakkatli ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 sonucu nas\u0131l sentetize ettiklerini ve bu yapay kromozomu canl\u0131 bir h\u00fccre i\u00e7erisine yerle\u015ftirmek suretiyle, b\u00f6l\u00fcn\u00fcp \u00e7o\u011falabilme yetene\u011fine sahip yepyeni bir h\u00fccreyi ne \u015fekilde yaratt\u0131klar\u0131n\u0131 hik\u00e2ye ediyor. Craig Venter\u2019in kitab\u0131n\u0131 okudu\u011fumuzda, genomik biliminde son y\u0131llarda kaydedilen dev ilerlemeleri ve yapay hayat yaratmak hedefine ne kadar yakla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlayabiliyoruz. Daha yak\u0131ndan bakal\u0131m.<\/p>\n<p>Canl\u0131 olmak olay\u0131n\u0131 salt fiziksel g\u00fc\u00e7ler veya kimyasal tepkile\u015fimlerle de\u011fil, bunlar\u0131n \u00f6tesinde \u00f6zel bir hayatiyet d\u00fcrt\u00fcs\u00fc ile a\u00e7\u0131klayan dirimselcili\u011fe (vitalizm) dayanan d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, bilimin \u00f6n\u00fcn\u00fc tarih boyunca t\u0131kam\u0131\u015ft\u0131r. Antik \u00e7a\u011flardan bu yana s\u00fcregelen dirimselcilik \u00f6\u011fretisine g\u00f6re ya\u015fam, &#8220;kendili\u011finden \u00fcreme&#8221; denilen bir s\u00fcre\u00e7 sonucu ortaya \u00e7\u0131k\u0131yordu. Ancak 1665 y\u0131llar\u0131nda Robert Hooke\u2019un mikroskop alt\u0131nda h\u00fccreyi ilk olarak g\u00f6zlemlemesi, her canl\u0131n\u0131n h\u00fccreden olu\u015ftu\u011fu fikrini peki\u015ftirdi ve dirimselcilik ilkesi bundan b\u00f6yle \u00e7atlak vermeye ba\u015flad\u0131. Ger\u00e7i Charles Darwin\u2019e kadar pek \u00e7ok erken evrimci, t\u00fcrlerin kendili\u011finden \u00fcremek gibi bir \u00f6zelli\u011fe sahip olduklar\u0131 ve ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ktan sonra bir ya\u015fam g\u00fcc\u00fcn\u00fcn g\u00fcd\u00fcm\u00fc alt\u0131nda nesilden nesle zamanla evrildikleri fikrini benimsemi\u015fti. \u00d6rne\u011fin Lamarck bunlardan birisiydi. 19. y\u00fczy\u0131lda Louis Pasteur\u2019\u00fcn kendili\u011finden \u00fcreme olay\u0131n\u0131n ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131 oldu\u011funu deneysel olarak ispat etmesi dirimselcilik ilkesine bir darbe daha vurmu\u015ftu vurmas\u0131na ama Venter\u2019a g\u00f6re, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde h\u00e2l\u00e2 takip\u00e7ileri olan dirimselcilik, h\u00fccrenin molek\u00fcler bir yap\u0131 \u00f6tesinde birtak\u0131m tinsel \u00f6zelliklerle de donat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu ileri s\u00fcrerek modern y\u00fcz\u00fcn\u00fc alm\u0131\u015ft\u0131r. Ya\u015fam hakk\u0131ndaki bilginin t\u00fcm\u00fc DNA\u2019da m\u0131 sakl\u0131d\u0131r, yoksa ya\u015fam\u0131 tan\u0131mlayan tinsel unsurlar da mevcut mudur? Venter\u2019in \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, bu s\u0131r perdesinin kalkmas\u0131na \u00f6nemli katk\u0131lar sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Canl\u0131 genomunun dizilenmesi<\/strong><\/p>\n<p>Genetik materyalin ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131s\u0131n\u0131n protein de\u011fil de DNA\u2019n\u0131n oldu\u011funu Oswald Avery 1944 y\u0131l\u0131nda ortaya koymu\u015ftu, oysa ne ilgin\u00e7tir ki bu bulu\u015f yetmemi\u015f ve genetik bilginin DNA\u2019da depoland\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fi (James Watson ile Francis Crick\u2019in 1953 y\u0131l\u0131nda DNA\u2019n\u0131n \u00e7ift sarmall\u0131 yap\u0131s\u0131n\u0131 ortaya koymalar\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla) ancak 1960\u2019l\u0131 y\u0131llarda kabul g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu y\u0131llar, \u00f6zellikle restriksiyon enziminin (DNA molek\u00fcllerinde belli dizilimleri tan\u0131yan ve DNA zincirini kesen bir enzim t\u00fcr\u00fcd\u00fcr) ke\u015ffedilmesiyle, molek\u00fcler biyoloji devriminin start\u0131n\u0131 verdi. 1970\u2019li y\u0131llar, Venter\u2019a g\u00f6re bir tar\u0131m devrimi niteli\u011finde olan &#8220;gene splicing&#8221; (bir organizman\u0131n geninin kesilip \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 ve ba\u015fka bir DNA zincirine yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131) teknolojisinin icat edildi\u011fi y\u0131llard\u0131r. Yani art\u0131k DNA dizilimlerini kesmek veya DNA i\u00e7erisine yeni dizilimler yerle\u015ftirmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fc. B\u00f6ylece genomik biliminin &#8220;tak\u0131m \u00e7antas\u0131&#8221;ndaki &#8220;alet&#8221; say\u0131s\u0131 bir taraftan artarken, di\u011fer taraftan genetik kodun \u00e7\u00f6z\u00fclmesi ve ribozomun bir protein \u00fcreticisi olarak rol\u00fcn\u00fcn tam a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmas\u0131 gibi \u00f6nemli bulu\u015flar da yap\u0131l\u0131yordu. Ayn\u0131 d\u00f6nemde yer alan ve biyoteknoloji devriminde b\u00fcy\u00fck pay\u0131 olacak olan bir di\u011fer \u00f6nemli olay ise Genentech firmas\u0131n\u0131n kurulu\u015fudur (\u00f6rne\u011fin ilk biyoteknoloji \u00fcr\u00fcn\u00fc olan Humulin adl\u0131 rekombinant ens\u00fclin proteini Genentech\u2019in Eli Lilly firmas\u0131yla i\u015fbirli\u011fi sonucu ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r).<\/p>\n<p>2000\u2019li y\u0131llar\u0131n ba\u015flar\u0131nda ba\u015far\u0131yla tamamlanan insan genomunun dizilenmesi, 1960 ve 1970\u2019li y\u0131llarda \u00e7ok yava\u015f ilerliyordu. Uygulanan y\u00f6ntemler o kadar a\u011f\u0131r ve zahmetliydi ki, en iyi \u015fartlarda bile ayda ancak birka\u00e7 DNA baz \u00e7ifti okunabiliyordu. \u0130nsan genomunun yakla\u015f\u0131k 3 milyar baz \u00e7iftine sahip oldu\u011fu an\u0131msan\u0131rsa, t\u00fcm genomu okuman\u0131n o d\u00f6nemde ne kadar uzak bir hayal oldu\u011funu anlamak zor de\u011fildir. Ama ayn\u0131 zamanda bu hayali, bilim camias\u0131na y\u00f6neltilen fevkalade bir meydan okuma olarak g\u00f6renler de vard\u0131. Dolay\u0131s\u0131yla 1980\u2019li y\u0131llarda Craig Venter bu \u00f6nemli problemin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne odaklan\u0131r. 1992\u2019de kurdu\u011fu The Institute for Genomics Research (TIGR) firmas\u0131, \u00e7ok ge\u00e7meden 1995 y\u0131l\u0131nda ilk ba\u015far\u0131s\u0131na imza atar: 1,8 milyon baz \u00e7ifti ve 1760 gen i\u00e7eren <em>Haemophilus influenzae<\/em> bakterisinin genomunun dizilenmesi. Bu, bir canl\u0131 organizman\u0131n genomunun topyek\u00fbn tan\u0131mlanmas\u0131n\u0131n ilk \u00f6rne\u011fidir. Ayn\u0131 y\u0131l, <em>Mycoplasma genitalium<\/em> bakterisi de tarihteki yerini al\u0131r: Yakla\u015f\u0131k 583 bin baz \u00e7iftinden olu\u015fan ve 524 gen i\u00e7eren (bilinen en k\u00fc\u00e7\u00fck genoma sahip olan organizmad\u0131r) kromozomunun TIGR firmas\u0131 taraf\u0131ndan tan\u0131mlanmas\u0131 bu bakteriyi genomu topyek\u00fbn tan\u0131mlanm\u0131\u015f ikinci organizma konumuna getirir. Venter ve arkada\u015flar\u0131 yeni laboratuvar teknikleri ve matematiksel algoritmalar geli\u015ftirerek zamanla daha h\u0131zl\u0131 ve daha performansl\u0131 bir hale getirdikleri dizileme y\u00f6ntemlerini bu sefer <em>Methanococcus jannaschii<\/em> ad\u0131ndaki \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir organizmaya uygularlar. Arkeler sahas\u0131na (t\u00fcm canl\u0131lar; \u00f6karyotlar, bakteriler ve arkeler denilen \u00fc\u00e7 ayr\u0131 saha olarak s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131l\u0131rlar) ait olan bu canl\u0131n\u0131n genomunun tan\u0131mlanmas\u0131, u\u00e7 \u00e7evresel ko\u015fullar alt\u0131nda ya\u015fayabilen -\u00f6rne\u011fin okyanus taban\u0131 hidrotermal \u00e7atlaklar\u0131n\u0131n 245 atmosfere varan y\u00fcksek bas\u0131nc\u0131na ve 85 derece Celsius s\u0131cakl\u0131k ko\u015fullar\u0131na dayan\u0131kl\u0131- bir t\u00fcr\u00fcn gen yap\u0131s\u0131 hakk\u0131nda \u00f6nemli bilgiler vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu \u00f6rneklerden de g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi gen say\u0131s\u0131 t\u00fcrden t\u00fcre ciddi farkl\u0131l\u0131k g\u00f6sterebilen bir \u00f6zelliktir. O vakit \u015fu soru Venter i\u00e7in ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131: Ya\u015fam\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 i\u00e7in en az ka\u00e7 tane gene ihtiya\u00e7 vard\u0131? Ve bunlar hangi genlerdi? Venter ve birlikte \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131 ya\u015fam\u0131n asgari gen k\u00fcmesini tekrar <em>M. genitalium<\/em>\u2019u ele alarak deneysel olarak belirlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Toplam gen say\u0131s\u0131n\u0131n 524 oldu\u011fu bu bakterinin ya\u015fam i\u00e7in elzem olan 265-350 aras\u0131 gene sahip oldu\u011funu ortaya koyabilmi\u015f olsalar da, asgari gen say\u0131s\u0131n\u0131 kesinkes a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturamazlar. Bu durumda Venter, e\u011fer canl\u0131 bir organizman\u0131n genomunu hepten sentetize edebilirlerse, bu say\u0131y\u0131 daha kolayca saptayabileceklerini ileri s\u00fcrer. Zaten o y\u0131llarda DNA sentezi bilim camias\u0131n\u0131n a\u015fina oldu\u011fu bir teknolojiydi: DNA\u2019daki genetik bilgiyi olu\u015fturan A (Adenin), T (Timin), S (Sitozin) ve G (Guanin) bazlar\u0131n\u0131 yapay olarak \u00fcretmek ve onlar\u0131 art arda monte etmek suretiyle bir DNA zincir par\u00e7as\u0131 yaratmak adeta s\u0131radan bir i\u015flemdi. Ancak Venter ve tak\u0131m\u0131n\u0131n genom sentezinde kar\u015f\u0131la\u015faca\u011f\u0131 ciddi bir zorluk, eldeki teknolojiyle \u00fcretilen ve ad\u0131na oligon\u00fckleotit denilen DNA par\u00e7alar\u0131n\u0131n ancak birka\u00e7 bin baz \u00e7ifti uzunlu\u011funda olabilece\u011finden kaynaklan\u0131yordu, oysa \u00fcretmek istenilen kromozom uzunlu\u011fu bundan kat kat fazlayd\u0131.<\/p>\n<p>Venter ile i\u015f arkada\u015flar\u0131, ilk olarak bir test projesi y\u00fcr\u00fctmeye karar verirler: Boyu nispeten k\u0131sa olan (5&#8217;384 baz \u00e7iftinden olu\u015fan) phi X 174 ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan vir\u00fcs\u00fcn genomunu sentetize etmek. 1997 y\u0131l\u0131nda ba\u015flatt\u0131klar\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, oligon\u00fckleotit sentezi s\u0131ras\u0131nda meydana gelen hatalardan dolay\u0131 ilk \u00f6nce akamete u\u011frar. Ancak \u00e7ok daha hassas bir \u015fekilde \u00fcretilmi\u015f ve hatadan ar\u0131nm\u0131\u015f baz dizilimleri elde edebildiklerinde \u00e7al\u0131\u015f\u0131r bir genoma ula\u015fabilirler. Genomun ger\u00e7ekten \u00e7al\u0131\u015f\u0131r oldu\u011funu, onu bir <em>E. coli<\/em> h\u00fccresi i\u00e7erisine soktuklar\u0131nda bu h\u00fccreyi enfekte etme yetene\u011fine sahip olmas\u0131yla g\u00f6sterirler. Bu \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131yla g\u00f6sterdikleri bir di\u011fer husus ise, baz dizilimlerinin i\u00e7erdi\u011fi bilginin vir\u00fcs\u00fc \u00fcretmek i\u00e7in gerekli ve yeterli oldu\u011fudur.<\/p>\n<p>Venter ve ara\u015ft\u0131rma grubu art\u0131k bir sonraki ad\u0131m i\u00e7in haz\u0131rd\u0131: Bu sefer ama\u00e7 bir vir\u00fcs de\u011fil, bir bakteri genomunun t\u00fcm\u00fcn\u00fc yaratmak. Ard\u0131ndan ilk sentetik h\u00fccrenin \u00fcretimine ge\u00e7ebilirlerdi. Bu te\u015febb\u00fcs tam yedi y\u0131llar\u0131n\u0131 alacak ve ba\u015far\u0131lar\u0131, dirimselcili\u011fin tabutuna \u00e7ak\u0131lan son \u00e7ivi olacakt\u0131.<\/p>\n<p>Venter, sentetik h\u00fccre \u00fcretimini en etkin \u015fekilde y\u00fcr\u00fctebilmek i\u00e7in birka\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fma grubu olu\u015fturmaya karar verir. Bunlardan biri sentetik DNA \u00fcretim teknolojisini geli\u015ftirmekle g\u00f6revlendirilir. Bilinen en k\u00fc\u00e7\u00fck genoma sahip olmas\u0131 nedeniyle <em>M. genitalium<\/em>\u2019un genomunun yarat\u0131lmas\u0131na karar verilir. O zamana kadar \u00fcretilen en uzun DNA zinciri yakla\u015f\u0131k 32 bin baz \u00e7iftinden olu\u015fuyordu oysa <em>M. genitalium<\/em> yakla\u015f\u0131k 583 bin baz \u00e7iftine sahipti. Sentez grubu, \u00fcretilen DNA zincirinin hatas\u0131z olmas\u0131n\u0131, ilk \u00f6nce 5000 ile 7000 baz \u00e7ifti uzunlu\u011funda oligon\u00fckleotitler yarat\u0131p sonras\u0131nda bunlar\u0131 u\u00e7 uca eklemek yoluyla sa\u011flayabilecekti. Bu teknolojiye h\u00e2kim olabilmek i\u00e7in \u00e7ok say\u0131da teknik problemin \u00fcstesinden gelinmesi gerekti\u011fi \u015f\u00fcphesiz. Sonu\u00e7ta <em>M. genitalium<\/em>\u2018un \u00e7ift sarmall\u0131 DNA zinciri \u015eubat 2008\u2019de elde edilir.<\/p>\n<p><strong>Sentetik genomun canl\u0131ya nakli<\/strong><\/p>\n<p>\u015eimdi de bu ilk sentetik genomu canl\u0131 bir bakteri h\u00fccresi i\u00e7erisine yerle\u015ftirmek ve i\u015flevsel olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 test etmek gerekiyordu. Ancak o s\u0131ralar genom nakli iyi bilinen bir teknoloji olmad\u0131\u011f\u0131ndan ilk \u00f6nce ona h\u00e2kim olmak \u015fartt\u0131. Bu ama\u00e7la kurulan genom nakli \u00e7al\u0131\u015fma grubu, yine pek \u00e7ok teknik zorlu\u011fun \u00fcstesinden gelerek bir bakteriden (<em>M. mycoides<\/em>) al\u0131nan genomu bir di\u011fer bakteri (<em>M. capricolum<\/em>) h\u00fccresinin i\u00e7ine yerle\u015ftirmeyi ba\u015far\u0131r. Kapsaml\u0131 kontrol ve tahlillerle, &#8220;ev sahibi&#8221; h\u00fccredeki proteinlerinin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn, nakledilmi\u015f <em>M. mycoides<\/em> genomundan elde edilmi\u015f proteinler oldu\u011fu kan\u0131tlan\u0131nca, genom naklinin ba\u015far\u0131ya ula\u015fm\u0131\u015f oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Art\u0131k son a\u015fama kalm\u0131\u015ft\u0131: Bu sefer do\u011fal bir genomu de\u011fil, sentetik bir genomu canl\u0131 bir h\u00fccrenin i\u00e7erisine yerle\u015ftirmek. Venter ile tak\u0131m\u0131 \u00f6nceleri yaratt\u0131klar\u0131 sentetik <em>M. genitalium<\/em> genomunu nakletmeyi deneseler de ba\u015far\u0131s\u0131z kal\u0131rlar. Bu durum kar\u015f\u0131s\u0131nda Venter planlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir: <em>M. genitalium<\/em> yerine ba\u015fka bir h\u00fccre (<em>M. mycoides<\/em>, 1.1 milyon baz \u00e7ifti, 886 gen) kullanacaklar, ve bu h\u00fccrenin DNA\u2019s\u0131n\u0131 sentetik olarak \u00fcretip bir <em>M. capricolum<\/em> h\u00fccresine aktaracaklard\u0131r. Bu te\u015febb\u00fcste de pek \u00e7ok zorluklarla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131l\u0131r fakat nihayetinde sentetik genomun t\u00fcm\u00fcn\u00fc nakledebilirler. Bir s\u00fcre sonra, yarat\u0131lan h\u00fccrenin b\u00f6l\u00fcn\u00fcp yeni <em>M. mycoides<\/em> h\u00fccreleri \u00fcretti\u011fi saptan\u0131nca projenin ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlarlar. Sonu\u00e7lar\u0131 May\u0131s 2010\u2019da yay\u0131mlarlar.<\/p>\n<p>\u201cOn be\u015f y\u0131l \u00f6nce ancak ula\u015f\u0131lmaz bir r\u00fcya olarak g\u00f6r\u00fcneni ger\u00e7ekle\u015ftirmi\u015ftik\u201d diyor Venter. \u201cH\u00fccre i\u00e7i DNA\u2019dan ba\u015flayarak, DNA dizilimini hatas\u0131z okumay\u0131 \u00f6\u011frenmi\u015ftik. D\u00f6rt harfli (A, T, S, G) kimyasal analojik kodu bilgisayar\u0131n dijital koduna (1\u2019ler ve 0\u2019lar) \u00e7evirerek biyolojiyi ba\u015far\u0131yla say\u0131salla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131k. Ve \u015fimdi de ba\u015far\u0131yla ters y\u00f6ne gidebilmi\u015ftik: Bilgisayardaki dijital kod ile ba\u015flay\u0131p DNA molek\u00fcl\u00fcn\u00fcn kimyasal bilgisini tekrar \u00fcretmi\u015f, sonra da, o ana kadar e\u015fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015f, bir do\u011fal tarihten yoksun canl\u0131 h\u00fccreler yaratm\u0131\u015ft\u0131k.\u201d<\/p>\n<p>Venter ve ara\u015ft\u0131rma grubunun ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7, h\u00fccresel ya\u015fam s\u00fcre\u00e7lerinin art\u0131k olduk\u00e7a iyi anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r. Bu bilim insanlar\u0131, tamam\u0131yla sentetik \u015fekilde elde edilmi\u015f bir DNA\u2019ya sahip canl\u0131 h\u00fccre yaratm\u0131\u015flard\u0131r, fakat bu h\u00fccrenin &#8220;sadece&#8221; kromozomunun yapay olarak elde edilmi\u015f oldu\u011funun alt\u0131n\u0131 \u00e7izelim. San\u0131r\u0131z nihai ama\u00e7, bir h\u00fccrenin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn laboratuvar teknikleriyle yarat\u0131lmas\u0131d\u0131r. Venter, bu amac\u0131n imk\u00e2nlar dahilinde olaca\u011f\u0131n\u0131 ifade etmektedir.<\/p>\n<p>Kitaba yerle\u015ftirilmi\u015f \u00f6nemli bir leitmotif, DNA\u2019n\u0131n hayat\u0131n yaz\u0131l\u0131m\u0131, ba\u015fka bir deyi\u015fle hayat\u0131n bili\u015fim sistemi, h\u00fccrenin sair k\u0131s\u0131m ve par\u00e7alar\u0131n\u0131n ise hayat\u0131n donan\u0131m\u0131 oldu\u011fudur: B\u00f6ylece dijital ya\u015fam \u00e7a\u011f\u0131na girilmi\u015ftir. Venter\u2019in a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar, \u00e7ok \u00f6nemli etik sorulara ve bunlarla birlikte toplumsal kayg\u0131lara da yol a\u00e7maktad\u0131r. Yazar belli aral\u0131klarla bu sorulara yer verip, belli d\u00f6nemlerde kendisinin de katk\u0131da bulundu\u011fu etik \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n \u00f6neminin alt\u0131n\u0131 \u00e7izmektedir. Frankenstein\u2019\u0131n dijital \u015fekli daha m\u0131 korkutucudur acaba?<\/p>\n<p>Venter\u2019in kitab\u0131, biyolojinin terminolojisiyle a\u015fina olmayan okura ara s\u0131ra zor gelebilir, fakat buna ra\u011fmen ya\u015fam bilimlerine ve \u00f6zellikle genomik alan\u0131na ilgi duyan ve yap\u0131lan son \u00e7al\u0131\u015fmalardan haberdar olmak isteyen genel okurun \u015f\u00fcphesiz be\u011fenisini kazanacakt\u0131r. \u015eu g\u00f6zlemi aktarmadan bitirmeyelim: Kitap boyunce Venter, genom teknolojisinin ge\u00e7mi\u015fteki \u00f6nemli d\u00f6n\u00fcm noktalar\u0131n\u0131n tarih\u00e7esini yaparken, Nobel \u00d6d\u00fcl\u00fc\u2019yle \u015fereflendirilmi\u015f pek \u00e7ok bilim insan\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 hik\u00e2ye ediyor. Eserin yaz\u0131l\u0131\u015f tarz\u0131ndan da okuyucu, kendisine, &#8220;Acaba Venter de bir g\u00fcn bu \u00f6d\u00fcle lay\u0131k g\u00f6r\u00fclecek midir?&#8221; sorusunu sormadan edemiyor. Venter\u2019in bu kitap ile Nobel Komitesi\u2019ne bir g\u00f6z k\u0131rpmak istemi\u015f olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Kaynaklar<\/strong><\/p>\n<p>1) Rebecca Stott, <em>Darwin\u2019s Ghosts<\/em>, Bloomsbury Publishing, London, 2012.<br \/>\n2) J. Craig Venter, <em>Life at the Speed of Light<\/em>, Little, Brown, London, 2013.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Venter ve ara\u015ft\u0131rma grubunun ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7, h\u00fccresel ya\u015fam s\u00fcre\u00e7lerinin art\u0131k olduk\u00e7a iyi anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r. Bu bilim insanlar\u0131, tamam\u0131yla sentetik \u015fekilde elde edilmi\u015f bir DNA\u2019ya sahip canl\u0131 h\u00fccre yaratm\u0131\u015flard\u0131r, fakat bu h\u00fccrenin &#8220;sadece&#8221; kromozomunun yapay olarak elde edilmi\u015f oldu\u011funun alt\u0131n\u0131 \u00e7izelim. San\u0131r\u0131z nihai ama\u00e7, bir h\u00fccrenin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn laboratuvar teknikleriyle yarat\u0131lmas\u0131d\u0131r. Venter, bu amac\u0131n imk\u00e2nlar dahilinde [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":508,"featured_media":26971,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[155,21,231],"tags":[2112,272,773,306],"class_list":["post-26970","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-118-sayi","category-biyoloji","category-molekuler-biyoloji-ve-genetik","tag-canlilik","tag-dna","tag-genom","tag-hucre"],"acf":[],"aioseo_notices":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/26970","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/508"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=26970"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/26970\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/26971"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=26970"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=26970"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=26970"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}