{"id":37331,"date":"2019-10-02T03:19:44","date_gmt":"2019-10-02T00:19:44","guid":{"rendered":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/?p=37331"},"modified":"2019-10-01T15:25:48","modified_gmt":"2019-10-01T12:25:48","slug":"dilin-kokeni-neden-bir-felsefi-sorundur","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/2019\/10\/02\/dilin-kokeni-neden-bir-felsefi-sorundur","title":{"rendered":"Dilin k\u00f6keni neden bir felsefi sorundur?"},"content":{"rendered":"<p>Dilin k\u00f6keni meselesinin, felsef\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncenin bizlere intikal etmi\u015f ilk \u00f6rneklerinden itibaren filozoflar taraf\u0131ndan tart\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Bu bak\u0131mdan Herakleitos\u2019u dil hakk\u0131nda ilk felsefe yapan ki\u015fi olarak nitelendiren Cassirer \u00abdilin k\u00f6keni ve tabiat\u0131n\u0131 soran felsef\u00ee soru, esas itibariyle varl\u0131\u011f\u0131n k\u00f6keninin ve tabiat\u0131n\u0131n ne oldu\u011fu sorusu kadar eskidir\u00bb der (Cassirer, 1972: 61). Mesele cazibesi yan\u0131nda Merian\u2019\u0131n s\u00f6yledi\u011fi gibi muammal\u0131d\u0131r: \u00abDilin k\u00f6keni, insan zihninin ortaya koyabildi\u011fi en b\u00fcy\u00fck meseledir; filozoflar taraf\u0131ndan ele al\u0131nmaya ve hakk\u0131nda h\u00fck\u00fcm verilmeye en l\u00e2y\u0131k konudur; l\u00e2kin, ayn\u0131 zamanda da \u00e7\u00f6z\u00fclmesi en zor olan\u0131d\u0131r\u00bb (Merian, 1781: 181). Merian\u2019\u0131n da i\u015faret etti\u011fi enginli\u011fi i\u00e7inde dilin k\u00f6keni meselesi, insan\u0131n yetilerinin k\u00f6kenine dair her filogenetik soru gibi sonunda \u201c\u0130nsan\u0131n k\u00f6keni nedir?\u201d sorusuna gelip dayan\u0131r. K\u00f6kene dair meseleler, insan akl\u0131n\u0131 daima en \u00e7ok kurcalayan, bilimlerin yap\u0131s\u0131 icab\u0131 \u00e7o\u011funlukla l\u00e2kayt kald\u0131\u011f\u0131, genellikle filozoflar\u0131, ideologlar\u0131, teologlar\u0131 etraf\u0131na toplayan bir alan\u0131 meydana getirmektedir.<\/p>\n<p>Dilin k\u00f6keni meselesinin muammal\u0131 yap\u0131s\u0131n\u0131, Pascal Picq veciz bir \u015fekilde \u015fu s\u00f6zlerle belirtir: \u00abEklemli dilin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 g\u00f6zlemlenebilir bir olgu de\u011fildir. Eklemli dilin k\u00f6keni hakk\u0131ndaki ara\u015ft\u0131rmalar, bu zorlu engele tak\u0131l\u0131r \u00bb (Picq, 2006: 7). Ger\u00e7ekten de, eklemli dilin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131, tarihin olduk\u00e7a uzak \u00e7a\u011flar\u0131nda kald\u0131\u011f\u0131ndan, dilin k\u00f6keni meselesini \u00e2\u015fik\u00e2r kan\u0131tlar \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturman\u0131n \u00f6n\u00fcnde devasa bir epistemolojik engel vard\u0131r. Bu epistemolojik engele istinaden olsa gerek, Paris Dil Cemiyeti 1866 y\u0131l\u0131nda yay\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 me\u015fhur bir bildiriyle \u00fcyelerine \u201cdilin k\u00f6keni\u201d meselesi hakk\u0131nda kolokyum tertiplemeyi yasaklar. Yasak\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n bilim ile ba\u011fda\u015f\u0131p ba\u011fda\u015fmad\u0131\u011f\u0131, ba\u011fda\u015f\u0131rsa \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fcn ne olmas\u0131 gerekti\u011fine dair son derece \u00f6nemli tart\u0131\u015fma as\u0131l konumuzdan bizi uzakla\u015ft\u0131raca\u011f\u0131ndan, dilin k\u00f6keni konusunda, ampirik yollarla denetlenmeye elveri\u015fli olmayan \u00e7ok say\u0131da spek\u00fclasyonun ortaya at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve leng\u00fcisti\u011fin m\u00fcstakil bir bilim dal\u0131 olarak felsefe kar\u015f\u0131s\u0131nda otonomi m\u00fccadelesi vermeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nemde, Cemiyet\u2019in bu karar\u0131 almak zorunda kalm\u0131\u015f olabilece\u011fi \u00e7\u0131kar\u0131m\u0131n\u0131 yapmakla yetinelim. S\u00f6z konusu yasaktan tam 50 y\u0131l sonra, leng\u00fcisti\u011fe otonom bir bilim h\u00fcviyetini kazand\u0131rma payesiyle bilim tarihine ge\u00e7mi\u015f Ferdinand de Saussure, dilin k\u00f6keni meselesini g\u00fcndeme getirmenin beyhude oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndeki kanaatini \u015f\u00f6yle ifade etmektedir: \u00abGer\u00e7ekten de dil, eski ku\u015faklar\u0131n miras b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 ve oldu\u011fu haliyle benimsenmesi gereken bir \u00fcr\u00fcnd\u00fcr: Bu eskiden oldu\u011fu gibi bug\u00fcn de b\u00f6yledir. Onun i\u00e7in, dilin k\u00f6keni meselesi san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar m\u00fchim de\u011fildir. Dahas\u0131, bu meseleyi ortaya atmak yersizdir\u00bb (Saussure, 1995: 105). B\u00f6ylece m\u00fcstakil bir bilim olarak in\u015fa edildi\u011fi s\u0131rada leng\u00fcistik, dilin k\u00f6keni meselesini kendi b\u00fcnyesinden uzak tutma karar\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Dilin k\u00f6keni meselesi, de\u011findi\u011fimiz epistemolojik engele ve t\u00fcm muammas\u0131na ra\u011fmen, hemen her d\u00f6nemde, filozoflar nezdinde hararetli tart\u0131\u015fmalara konu olmu\u015ftur. Filozoflar\u0131n meseleye yakla\u015f\u0131m\u0131, \u015f\u00fcphesiz, mensup olduklar\u0131 cemaatin inan\u00e7 ve d\u00fc\u015f\u00fcnme gelene\u011finin, ya\u015fad\u0131klar\u0131 \u00e7a\u011f\u0131n tarih\u00ee \u00f6zelliklerinin ve her birinin kendi felsefesinin izlerini ta\u015f\u0131r. \u00c7arp\u0131c\u0131 bir kar\u015f\u0131tl\u0131k olarak, Yahudi-H\u0131ristiyan k\u00fclt\u00fcr\u00fcne mensup filozoflar\u0131n <em>Kitab-\u0131 Mukaddes\u2019<\/em>e dayal\u0131 a\u00e7\u0131klamalar\u0131yla, meseleye dind\u0131\u015f\u0131 bir perspektiften bakan filozoflar\u0131n a\u00e7\u0131klamalar\u0131 aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 buna \u00f6rnek verebiliriz. B\u00f6ylece, meseleye \u00e7e\u015fitli yakla\u015f\u0131mlar kabaca, konu\u015fma melekesinin veya \u201cs\u00f6z\u201d\u00fcn tanr\u0131sal bir ba\u011f\u0131\u015f oldu\u011funa inanan filozoflar ve bu hipoteze itiraz edenler olmak \u00fczere iki grupta toplanabilir. \u0130ki z\u0131t yakla\u015f\u0131m tarz\u0131n\u0131, takip eden altba\u015fl\u0131klarda incelemeye ge\u00e7meden, ilk\/k\u00f6ken dili ortaya \u00e7\u0131karma y\u00f6n\u00fcnde eski \u00e7a\u011flarda yap\u0131lm\u0131\u015f ilgin\u00e7 bir deneyi anal\u0131m.<\/p>\n<p>Bu deneyi Herodot nakleder: M\u00d6 4. as\u0131rda h\u00fck\u00fcmranl\u0131k s\u00fcrm\u00fc\u015f Firavun I. Psammethicus yery\u00fcz\u00fcndeki en eski dili bulmak ve M\u0131s\u0131rl\u0131lar\u2019\u0131n d\u00fcnyan\u0131n en kadim halk\u0131 oldu\u011funu kan\u0131tlamak \u00fczere bir deney yapar. Yeni do\u011fmu\u015f iki \u00e7ocu\u011fu insanlarla ileti\u015fim kuramayacaklar\u0131 bir yere yollar ve sa\u011f\u0131r-dilsiz birka\u00e7 k\u00f6leyi onlara bakmakla vazifelendirir. Bu k\u00f6lelerin bak\u0131m\u0131 alt\u0131nda ve koyunlarla bir arada b\u00fcy\u00fcyen \u00e7ocuklar\u0131 getirterek ne s\u00f6yleyeceklerine dikkat kesilir. \u00c7ocuklar sadece \u201cbekos\u201d gibi bir ses \u00e7\u0131kar\u0131r. Bu ses, Frigya dilinde \u201cekmek\u201d anlam\u0131na gelebilece\u011fi gibi, koyunlar\u0131n \u201cmelemesi\u201dnin taklidi de olabilir. \u00c7ocuklar neticede, \u00f6\u011frenmedikleri i\u00e7in herhangi bir dil konu\u015famaz&#8230;<\/p>\n<p><strong>Kaynak: <\/strong>Atakan Alt\u0131n\u00f6rs, 50 Soruda Dil Felsefesi, Bilim ve Gelecek Kitapl\u0131\u011f\u0131, Ekim 2016 2. Bask\u0131, s.41-43<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Dilin k\u00f6keni meselesinin, felsef\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncenin bizlere intikal etmi\u015f ilk \u00f6rneklerinden itibaren filozoflar taraf\u0131ndan tart\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Bu bak\u0131mdan Herakleitos\u2019u dil hakk\u0131nda ilk felsefe yapan ki\u015fi olarak nitelendiren Cassirer \u00abdilin k\u00f6keni ve tabiat\u0131n\u0131 soran felsef\u00ee soru, esas itibariyle varl\u0131\u011f\u0131n k\u00f6keninin ve tabiat\u0131n\u0131n ne oldu\u011fu sorusu kadar eskidir\u00bb der (Cassirer, 1972: 61). Mesele cazibesi yan\u0131nda Merian\u2019\u0131n s\u00f6yledi\u011fi gibi [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":429,"featured_media":37334,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[19],"tags":[694,5380,5381,1689,339,868],"class_list":["post-37331","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-bilim-gundemi","tag-dil","tag-frigya","tag-heredot","tag-koken","tag-mitoloji","tag-ses"],"acf":[],"aioseo_notices":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/37331","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/429"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=37331"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/37331\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/37334"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=37331"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=37331"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=37331"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}