{"id":63476,"date":"2024-11-01T00:00:41","date_gmt":"2024-10-31T21:00:41","guid":{"rendered":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/?p=63476"},"modified":"2025-12-30T12:46:26","modified_gmt":"2025-12-30T09:46:26","slug":"dusunce-sanat-ve-ideoloji","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/2024\/11\/01\/dusunce-sanat-ve-ideoloji","title":{"rendered":"D\u00fc\u015f\u00fcnce, sanat ve ideoloji"},"content":{"rendered":"<p><strong>Ahmet \u00d6zbek<\/strong><\/p>\n<p>Ken Loach, \u201cCarla\u2019n\u0131n \u015eark\u0131s\u0131\u201d (1996) ve, \u201c\u00dclke ve \u00d6zg\u00fcrl\u00fck\u201d (1995) filmlerinde, sinemada toplumsal m\u00fccadelenin ve merhametin\/vicdan\u0131n izini s\u00fcr\u00fcyordu. Do\u011frusu sinemay\u0131 g\u00f6rsel ve felsefi bir alan olarak tan\u0131mlayan ben, g\u00f6rsel eksikliklerine kar\u015f\u0131n, bu filmlerin duyarl\u0131k ve d\u00fc\u015f\u00fcnce a\u00e7\u0131s\u0131ndan sorgulanmas\u0131 ve ele\u015ftirilmesinden yanay\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu yap\u0131tlar insanc\u0131\/devrimci yap\u0131 i\u00e7eriyorlar. Bu da devrimcili\u011fin, genelde k\u00fclt\u00fcrel sorunlar ya\u015fayan ABD etkisiyle yok say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 co\u011frafyalar i\u00e7in de\u011ferli.<\/p>\n<p>Kazakistan yap\u0131m\u0131 \u201cAyka\u201d (2018) filmindeki g\u00f6rsel eksikliklerin bilin\u00e7li bir se\u00e7im oldu\u011funa inanmam da ayn\u0131 nedenlere dayan\u0131yor. Sergey Dvortsevoy imzal\u0131 bu filmde Samal Yeslyamova hik\u00e2yeye hayat veren bir Kazak oyuncu. Buradaki ayk\u0131r\u0131l\u0131k, kameran\u0131n g\u00f6r\u00fcnt\u00fcsel viz\u00f6r\u00fc bir yana b\u0131rak\u0131p adeta Ayka\u2019ya yap\u0131\u015f\u0131k g\u00f6r\u00fcnt\u00fc vermesi. Buna da bir \u201cbi\u00e7imsellik\u201d diyebiliriz kan\u0131mca. Ayka, yoksul, \u00e7aresiz bir ge\u00e7mi\u015fe sahip ve Moskova\u2019da ka\u00e7ak ya\u015fayan K\u0131rg\u0131z bir gen\u00e7 kad\u0131n. Hamileli\u011fi sonucu bor\u00e7lar\u0131 u\u011fruna bebe\u011fini hastanede b\u0131rak\u0131p do\u011fum kanamalar\u0131 iyile\u015fmeden ka\u00e7an bu kad\u0131n\u0131n dram\u0131 ve <strong>do\u011fal<\/strong> hayatta kalma m\u00fccadelesi can yak\u0131c\u0131. O haliyle karl\u0131 bir iklimde sa\u011fl\u0131kl\u0131 kalmak ve d\u00fc\u015f\u00fck i\u015flerde \u00e7al\u0131\u015fmak zorunda. Ve merhametli bir doktorun tedavisine ra\u011fmen yaral\u0131 olarak \u00e7al\u0131\u015f\u0131p eme\u011fiyle ya\u015fama m\u00fccadelesi veriyor.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc Moskova. Tam bir trajikomik g\u00f6r\u00fcnt\u00fcde. Karl\u0131 yollar\u0131 insan g\u00fcc\u00fcyle ve ilkel ara\u00e7larla a\u00e7mak gibi bir geri kalm\u0131\u015fl\u0131k: Kremlin\u2019deki aldat\u0131c\u0131 \u015fa\u015faaya ra\u011fmen. Ayka ve benzerleri de kad\u0131n-erkek demeden o t\u00fcr i\u015flerde \u00e7al\u0131\u015fmak zorunda.<\/p>\n<p>Bu talihsiz ve \u00e7aresiz insanlar\u0131n bar\u0131nma sorunu ise bir ba\u015fka ilkel trajedi. Ve bir \u00fclke \u201cay\u0131b\u0131\u201d. Polise r\u00fc\u015fvet verip, iki ki\u015finin bile birlikte ya\u015fayamayaca\u011f\u0131, pencereleri \u00e7ivili karanl\u0131k odalara yedi-sekiz ki\u015fiyi en ilkel ko\u015fullarda yerle\u015ftiren yasad\u0131\u015f\u0131 i\u015fler \u00e7eviren adamlar&#8230; \u00dcstelik o odalarda sadece 12 saat kalabiliyorsun. Peki sosyalizmden vazge\u00e7en bu \u00fclkenin ba\u015fkentindeki bu zul\u00fcm, yolsuzluk ve ilkelli\u011fi kimler g\u00f6rebiliyor acaba uzaktan? Emperyalizmin kalesi ABD\u2019nin g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kesin. Sergey Dvortsevoy bu drama parmak basan bir cesaret \u00f6rne\u011fi vermi\u015f, kutlanmay\u0131 hak eden. D\u00fcnyay\u0131 dizayn etmek, ABD ve uluslararas\u0131 \u015febeke\/sermaye oyunlar\u0131yla \u0131rkda\u015f\u0131 kom\u015fusuna sald\u0131rmak sab\u0131kal\u0131s\u0131 bu \u00fclkenin de, her t\u00fcr talihsizli\u011fe ek olarak neredeyse bizimkilerden beter y\u00f6neticilere sahip olmas\u0131 da ba\u015fka bir trajedi.<\/p>\n<p>Kom\u00fcnizmi yok saymak de\u011fil, revize etmek bir yolken, kapitalizmi se\u00e7en bir \u00fclkenin d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc durum, sadece \u201c\u00fcst s\u0131n\u0131ftan ve -k\u00fclt\u00fcr\u00fc olan- burjuvaya\u201d yar\u0131yor: onlar belki entelekt\u00fcel ve fazla doyuyorlar, sanat da \u00fcretiyorlar. \u00dcstelik izliyorlar da\u2026<\/p>\n<p>Kapitalizm bu y\u00f6n\u00fcyle -sanat\u0131 dahil- i\u011frendirici bir nitelik ta\u015f\u0131yor. Bizdeki durumdan iyiler mi bilinmez de, bizim arabesk burjuvazimizden iyi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor okur yazarlar\u0131n\u0131n halleri. Neyse \u201cAyka\u201dya d\u00f6nelim: Muhte\u015fem \u201cSamal performans\u0131\u201d hedefi tam kalbinden vuruyor diyelim ve finali ve yorumunu izleyiciye b\u0131rakal\u0131m.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka dramatik yap\u0131t \u201cLes Amants du Pont-neuf\u201dun karakterlerinin hemen hepsinin yetene\u011fe ya da esteti\u011fe bula\u015fm\u0131\u015f olmas\u0131, Leos Carax\u2019\u0131n bir fantezisi de\u011fil. O yaraya ve \u201cyaralayana\u201d odakl\u0131.<\/p>\n<p>Aristokrat bir \u00e7evrenin kad\u0131n\u0131yken, bu tuhaf hik\u00e2yenin, a\u015fk ac\u0131s\u0131yla soka\u011f\u0131 se\u00e7en Michele\u2019i asl\u0131nda bir ressam; ancak g\u00fcn g\u00fcn g\u00f6rme yetene\u011fini yitirmekte olan bir gen\u00e7 k\u0131z (Juliette Binoche). Alex bir eski sirk cambaz\u0131. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc ki\u015fi ise as\u0131l yaral\u0131 olan adam: Ya\u015fl\u0131 bir m\u00fcze bek\u00e7isi. Esteti\u011fi \u00e7ok biliyor. \u201c\u0130zlemenin\u201d sanat \u00f6\u011fretti\u011fi bir kimlik. Kal\u0131n bir kaputla, d\u00fcz giden ad\u0131mlar\u0131n\u0131n birden nehre y\u00f6nelmesini \u0131slak ayak izleriyle betimleyen Carax&#8230; Ve geride kalan ise bir m\u00fcze anahtar\u0131. Alt\u0131n kesit\/alt\u0131n simge!<\/p>\n<p>Ac\u0131 ve estetik akraba galiba. Ancak kapitalizmin ahlak\u0131 da s\u00fcrekli ac\u0131y\u0131 kanat\u0131yor; ac\u0131l\u0131y\u0131 ise ya bask\u0131 dolu amans\u0131z hastanelere kapat\u0131yor, ya da soka\u011fa meczuplukla damgalay\u0131p b\u0131rak\u0131yor.<\/p>\n<p>Sistem ayn\u0131 sistem: Direnen ipe gidiyor. Direnen katlediliyor, direnen anormallik sembol\u00fc oluyor. Hepsi kaypak bir \u201ckapitalist bozuntusu\u201d (terim Aziz Nesin\u2019e ait) \u00fclkenin s\u00f6zde sosyal demokrasisinin ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc nedeniyle eyleme ge\u00e7emeyen bir toplumunun kurbanlar\u0131n\u0131n anlat\u0131m\u0131. \u015eik\u00e2yet var her \u015feyden; ancak direni\u015f yok.<\/p>\n<p>Burada tam da Sartre\u2019\u0131n Antipsikiyatri\u2019ye verdi\u011fi deste\u011fi kesin bir dille a\u00e7\u0131klayan (SPK Bildiri\/\u00d6ns\u00f6z\u00fcnden) s\u00f6yleminin zaman\u0131d\u0131r:<\/p>\n<p>\u201cMarx\u2019\u0131n yabanc\u0131la\u015fma s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ile kapitalist topluma \u00f6zg\u00fc genel bir olgu olarak anlad\u0131\u011f\u0131 \u015feye hastal\u0131k ad\u0131n\u0131 veriyorsunuz. Hakl\u0131s\u0131n\u0131z. 1845\u2019de Engels \u0130ngiltere\u2019de \u0130\u015f\u00e7i S\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n Durumu\u2019nda \u015f\u00f6yle yazm\u0131\u015ft\u0131: Kapitalist sanayile\u015fme ile \u00f6yle bir d\u00fcnya yarat\u0131ld\u0131 ki, bu d\u00fcnyada \u201cyaln\u0131zca hem fiziksel hem ahlaki olarak hayvani bir d\u00fczeye gelmi\u015f, insanl\u0131ktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, al\u00e7alm\u0131\u015f bir insan \u0131rk\u0131 kendini bu d\u00fcnyal\u0131 hissedebilir.\u201d<\/p>\n<p>\u015eimdi esteti\u011fi, Foucault\u2019nun ya da Sartre\u2019\u0131n bu bak\u0131\u015flar\u0131ndan ya da Engels\u2019in bu s\u00f6zlerinden soyutlayacak m\u0131y\u0131z? Sanat\u0131n tahrip edilmesinden dolay\u0131, \u201cestetik duygusu da yok edilmi\u015f\u201d bu d\u00fcnyal\u0131 bir t\u00fcrl\u00fc iktidar m\u00fccadelesinde aktif rol almaya yana\u015fm\u0131yor. Ona s\u0131n\u0131f atlama vaadi verenler de paray\u0131 \u201ctanr\u0131 gibi sundu\u011funda\u201d ona tap\u0131n\u0131yorlar. Sorun bu.<\/p>\n<p>Bizden \u00f6rneklerle; Ya\u015far Kemal ve Attil\u00e2 \u0130lhan, kalemlerini halk\u0131n emrine verdiklerini a\u00e7\u0131klad\u0131lar. Asl\u0131nda bu co\u011frafyay\u0131, <strong>yaray\u0131<\/strong> iyi tan\u0131mlayan Orhan Pamuk\u2019un bu g\u00f6revi ve duru\u015fu reddetmesi de kendi dilinden seslendirilmi\u015ftir. Bu da onun ideolojik zaaf\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 de\u011fil. T\u00fcrk entelekt\u00fceli ise meydan-bar se\u00e7imini yapmakta zorlan\u0131yor. \u0130\u015fin edebiyat\u0131n\u0131 yapmak ego a\u00e7\u0131s\u0131ndan cazip, durum da bu.<\/p>\n<p>Devrimci sanat\u00e7\u0131, bu tehlikelerden uzak, \u00e7ok \u015f\u00fck\u00fcr. \u201c12 Eyl\u00fcl fa\u015fist Darbesinin arkas\u0131nday\u0131m\u201d diyen ki\u015fiyi<sup>1<\/sup> ba\u015f tac\u0131 eden bilin\u00e7siz\/\u015fa\u015fk\u0131n ve kendisine ayd\u0131n ad\u0131 veren kesime de Enver Aysever ile birlikte cevap verdik: \u201cSenin fa\u015fistli\u011fin de benim ya\u015fam\u0131m\u0131 etkiliyor!\u201d. Bilim de bu durumda ne yaz\u0131k ki\u2026<\/p>\n<p>Yine yarat\u0131ma d\u00f6nersek, sinemay\u0131 \u201c\u00f6d\u00fcl bile alsalar\u201d ilkel bir yap\u0131ya indirgeyenlere kar\u015f\u0131 p\u0131r\u0131l p\u0131r\u0131l bir Faysal Soysal \u00e7\u0131k\u0131yor ortaya ve Bosna\u2019dan G\u00fcneydo\u011fuya kadar uzanan sihirli vicdan ve a\u015fk hik\u00e2yesinde (\u00dc\u00e7 Yol\/ 2013) yaratt\u0131\u011f\u0131\/ya\u015fatt\u0131\u011f\u0131\/\u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc karakterleriyle, yeni y\u00fczy\u0131l\u0131n \u00e7a\u011fda\u015f dilini de kullanarak \u00fclke sinemac\u0131lar\u0131na bir ders veriyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc Soysal K\u00fcrt bir sinemac\u0131 ve \u201cBen bir T\u00fcrk\u00fcm\u201d demedi\u011fi m\u00fcddet\u00e7e o kimli\u011fi ondan alamazs\u0131n\u0131z. Bu y\u00fczden bu \u00fclkede ya\u015fayan herkese \u201cT\u00fcrk\u201d ad\u0131 verme gayreti, \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131ktan \u00f6teye gidemiyor; e\u011fer ayd\u0131n i\u00e7in as\u0131l hedef enternasyonalizm ise bu durum daha da tuhaf bir kimli\u011fe b\u00fcr\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>\u00d6rnekler \u00e7ok&#8230;<\/p>\n<p>N\u00e2z\u0131m Hikmet\u2019i, Mahzuni\u2019yi zindanlarda s\u00fcr\u00fcnd\u00fcrenlerin g\u00fcnah\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak gerekir, onlar\u0131 s\u00fcs e\u015fyas\u0131 gibi ta\u015f\u0131mak de\u011fil. Ne\u015fet G\u00fcnal, Balaban resim olarak \u00f6n s\u0131raya ald\u0131\u011f\u0131m sanat\u00e7\u0131lar de\u011fil, ancak sosyal a\u00e7\u0131dan \u00fclke temeline koyduklar\u0131 har\u00e7 sars\u0131lm\u0131yor. \u0130deolojik sanat\u00e7\u0131 duru\u015funa da hasretiz; tuhaf olan \u015feyse \u00fclke sanat\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n ideolojik duru\u015funun ne oldu\u011funu kendisinin de bilmemesi. Devrimci sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015fairlerin, iktidarlara\/cemaatlere hizmet eden baz\u0131 \u201ceski \u015fairlere\u201d neden yak\u0131n durdu\u011fu da bir ba\u015fka soru. Bu konuyu da yazd\u0131m ben: \u201c\u015eairin Politik Duru\u015fu \u0130nsani Etikten Ba\u011f\u0131ms\u0131z Bir \u015eey mi?\u201d<sup>2<\/sup> ba\u015fl\u0131\u011f\u0131yla.<\/p>\n<p>Daldan dala atl\u0131yoruz; umuyorum ki atlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z dal esnektir, k\u0131r\u0131lmaz: Yine sinema! Bizdeki \u201cSusuz Yaz\u201ddan, \u201cGelin-D\u00fc\u011f\u00fcn-Diyet\u201d \u00fc\u00e7lemesinden; Metin Erksan\u2019dan ve L\u00fctfi \u00d6. Akad\u2019dan \u00e7ok insani renk ald\u0131k biz. T\u0131pk\u0131, Tarkovski\u2019den, Martti Helde\u2019den ald\u0131klar\u0131m\u0131z gibi. Buradan sanat\u00e7\u0131 uygarl\u0131k i\u00e7in sava\u015fmal\u0131d\u0131r iddias\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yorsa onun da yan\u0131nday\u0131m: ve de g\u00f6n\u00fclden. Zaten Michel Foucault entelekt\u00fcelin siyasi i\u015flevini tan\u0131mlarken \u015f\u00f6yle diyor:<\/p>\n<p>\u201cKitlelerin toplumsal ger\u00e7ekleri g\u00f6rebilmesi i\u00e7in entelekt\u00fcellere ihtiyac\u0131 yok. Onlar d\u00fc\u015f\u00fcnce ve duygular\u0131n\u0131 ifade ediyorlar da. Entelekt\u00fcelin g\u00f6revi, herkes hakk\u0131ndaki ifade bulamam\u0131\u015f hakikati s\u00f6ylemek i\u00e7in \u2018biraz \u00f6ne veya yana\u2019 \u00e7\u0131kmak de\u011fildir; entelekt\u00fcelin rol\u00fc, daha \u00e7ok iktidar bi\u00e7imlerine kar\u015f\u0131, bu bi\u00e7imlerin hem nesnesi hem arac\u0131 oldu\u011fu yerde m\u00fccadele etmektir. Bilginin, hakikatin, bilincin, s\u00f6ylemin olu\u015fturdu\u011fu d\u00fczlemde.\u201d<\/p>\n<p>Konu, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve sanatsa entelekt\u00fcel (ayn\u0131 zamanda da ideolojik) ve yine estetik bilince de sahip olmal\u0131d\u0131r. Buradaki diyalektik mekanizma, tersine sanat\u00e7\u0131n\u0131n entelekt\u00fcel olmas\u0131 gereklili\u011fini ortaya koyar. \u0130deolojik olmayan sanat elbette estetik de\u011ferinden bir \u015fey kaybetmez. Sosyalist k\u00fclt\u00fcrden gelen Tarkovski \u201cSinema izleyicinin d\u00fczeyine inmeye \u00e7al\u0131\u015fmamal\u0131d\u0131r\u201d derken bunu da s\u00f6yl\u00fcyor san\u0131r\u0131m. Leos Carax \u201cHoly Motors\u201d filminin g\u00f6sterimi i\u00e7in \u0130stanbul\u2019a geldi\u011finde, filmdeki \u201canla\u015f\u0131lmaz\u201d kareler ve de felsefi derinlikle ilgili sorulara: \u201cFilmden daha ak\u0131ll\u0131 ya da daha aptal olmaya \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131n\u201d diye yan\u0131t vermi\u015fti. Asl\u0131nda bu filmin her karesi insanl\u0131\u011f\u0131n vicdan ve ahlak aray\u0131\u015f\u0131na de\u011finiyor. Ancak y\u00f6netmen bu filmde, insanl\u0131k, a\u015fk ve adalet konular\u0131nda epey karamsar g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. San\u0131r\u0131m mesaj\u0131 da insan duygusunun sistem taraf\u0131ndan tahrip edilmesi ger\u00e7e\u011fini betimliyor. Bizdeki k\u00f6t\u00fc g\u00fcnlerle hep birlikte ya\u015fayan bir \u00fclkede de beyinsel ve yarat\u0131c\u0131 g\u00fcce ihtiya\u00e7 var.<\/p>\n<p>Estetik ise art\u0131k \u201cEagleton ileri s\u00fcr\u00fc\u015fleriyle\u201d fazla ilgili olmak zorunda.<\/p>\n<p>Sanat, ruhu g\u00fczelle\u015ftirirken \u00e7ok karamsar \u015feyler s\u00f6yleyebilir. Ancak onun yapt\u0131\u011f\u0131 \u015fey insan i\u00e7indeki merhameti ve duyarl\u0131\u011f\u0131 uyand\u0131rmakt\u0131r. Dostoyevski\u2019nin \u201cSu\u00e7 ve Ceza\u201dda, Akira Kurosawa\u2019n\u0131n \u201cRashomon\u201dda yapmak istedi\u011fi \u015fey buydu zaten. Ancak meta en b\u00fcy\u00fck tanr\u0131s\u0131 olmu\u015fsa d\u00fcnyan\u0131n, a\u015fk\u0131n adaleti de\u011fil, varl\u0131\u011f\u0131 bile sorgulanacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Hayat yaral\u0131, \u00fclke yaral\u0131; \u201cs\u00f6zde\u201d entelekt\u00fcelin bir k\u0131sm\u0131 kanamal\u0131, bir k\u0131sm\u0131 da s\u00f6ylem ustas\u0131, eylemini barlarda s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyor, s\u00fcrekli ele\u015ftirel bak\u0131\u015f, ama \u00e7\u00f6z\u00fcm \u00f6nerisi yok. Eylemi de yok. Zaten entelekt\u00fcel dememiz, gelenekten; entelekt\u00fcel de pek yok bizde.<\/p>\n<p>Elif \u015eafak, Ece Temelkuran, Ahmet Altan solcu ge\u00e7inenlerin g\u00f6zbebe\u011fi olmu\u015f. \u201cD\u00f6n\u00fc\u015fler\u201d keskin; izleyicide ise siyasi bilin\u00e7 yok. Kimse bir \u015fey bilmiyor bu bilin\u00e7 hakk\u0131nda art\u0131k! Tekrar olacak ama, 12 Eyl\u00fcl fa\u015fist darbesine \u00f6vg\u00fcler dizenlerin solcu san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir \u00fclkede, e\u011fer Enver Aysever birilerine \u201cSenin fa\u015fistli\u011fin benim ya\u015fam\u0131m\u0131 etkiliyor\u201d diyorsa ard\u0131nda milyonlar olmas\u0131 gerek. Kimsecikler ise yok. Oysa demokratik ge\u00e7inen \u00fclkeler i\u00e7inde sosyal demokrat partisi olmayan tek \u00fclkeyiz dedi\u011fimde, en \u00f6nce TKP\u2019li olanlar beni ele\u015ftiriyor; sanki ben sosyal demokratm\u0131\u015f\u0131m gibi\u2026<\/p>\n<p>Ac\u0131lar ger\u00e7ek.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekler ac\u0131.<\/p>\n<p>Yakup Kadri \u201cYaban\u201dda, uyuyan bir halk\u0131n i\u00e7inde ac\u0131 \u00e7eken bir zabiti betimlerken, biz de bu toplumda muhalefet ge\u00e7inenlerin i\u00e7inde bile yaln\u0131z\u0131z, demek geliyor i\u00e7imizden. Solcuyum diyen, m\u00fclkiyete a\u015f\u0131k, piyangodan umutlu, sadece kendine ait olana ba\u011fl\u0131.<\/p>\n<p>Psikiyatri sisteme hizmet ediyor; \u00f6zg\u00fcn insan\u0131 ila\u00e7la uyu\u015fturuyor. \u00dcstelik, bilimsel ara\u015ft\u0131rmalar, ila\u00e7 firmalar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kar\u0131na yeniliyor. Kurumlar, Kemal Pa\u015fa \u201ckuruculu\u011funu\u201d darmada\u011f\u0131n etmi\u015f ve biz a\u00e7l\u0131k \u00e7eken sokakta ya\u015fayan insanlara bakm\u0131yoruz bile.<\/p>\n<p>Vicdan nerelerdeydi ki&#8230;<\/p>\n<p>Yine sanata d\u00f6nelim isterseniz.<\/p>\n<p>Kavramsal sanat dilinin galerileri ve sipari\u015fle resim yapanlar\u0131 yar\u0131 yolda b\u0131rakmas\u0131 herkesi korkutuyor. Ya da sanat\u0131 ticari nesne olarak g\u00f6renleri.<\/p>\n<p>Yeni \u00e7a\u011f\u0131n sanat dilinin felsefi olmas\u0131 ve de \u201cyeni bir kavramsall\u0131k\u201d i\u00e7ermesi benim i\u00e7in sayg\u0131n bir \u00f6nerme. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu y\u00fczy\u0131l trajedi y\u00fczy\u0131l\u0131 ve \u201cd\u00f6nemini kapatm\u0131\u015f\u201d hi\u00e7bir sanat dili bu \u00e7a\u011f\u0131 tan\u0131mlayamaz.<\/p>\n<p>Bizim sanat\u00e7\u0131lar bu konuda teredd\u00fctl\u00fc. Ancak \u00e7ok \u00fcnl\u00fc ressamlar\u0131m\u0131z\u0131n 50. Sanat Y\u0131l\u0131na giri\u015f t\u00f6renleri birka\u00e7 soruyu g\u00fcndeme getiriyor: Elli y\u0131ll\u0131k d\u00f6nemi baz al\u0131rsak, bu d\u00f6nemin iki ayr\u0131 par\u00e7as\u0131 birbirine tamamen z\u0131t olaylar\u0131n ya\u015fand\u0131\u011f\u0131 dilimde var oldu. Ve bu iki z\u0131t dilimde ya\u015fanan olaylar sanata yans\u0131mad\u0131ysa, burada sorun vard\u0131r. Biz estetik derslerimizin ilk basama\u011f\u0131nda sanat\/teknoloji paralelli\u011fini<sup>3<\/sup> alg\u0131lad\u0131k. Buna da bin bir travma eklendi bu y\u00fczy\u0131lda. Bunlardan uzakla\u015farak sanat yap\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcr\u00fcyorum. H\u00e2l\u00e2 akl\u0131 empresyonizmde kalm\u0131\u015f bizim pek ilgimizi \u00e7ekmeyece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm, Frans\u0131z estetik\u00e7i ve kavramsal sanat\u00e7\u0131s\u0131 Beno\u00eet Maire (d:1978) dili ise bu \u00e7a\u011fa fazla yak\u0131\u015f\u0131yor. Kan\u0131mca ustalardan \u00e7ok, deneyselci gen\u00e7ler bize ger\u00e7ek yol \u00e7iziyorlar ancak klikle\u015fmi\u015f bir ticari sekt\u00f6re d\u00f6n\u00fc\u015fen bir \u00fclke sanat\u0131, sadece bulundu\u011fu \u00e7izgide kal\u0131yor. Oraya hapsoluyor salt san ve meta u\u011fruna.<\/p>\n<p>\u015eiirde bile art\u0131k Attil\u00e2 \u0130lhan\u2019lar d\u00f6nemi kan\u0131mca b\u00fcy\u00fck g\u00f6rkemiyle an\u0131tlar b\u00f6l\u00fcm\u00fcne kald\u0131r\u0131ld\u0131. Murathan, \u201cSahtiyan\u201dla bize \u00f6nc\u00fc bir kap\u0131 a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131. Sevgili Orhan Alkaya da o kap\u0131y\u0131 ard\u0131na kadar \u00f6n\u00fcm\u00fcze a\u00e7t\u0131: galiba bunu da g\u00f6remiyoruz. Sineman\u0131n \u015fiire \u00e7ok \u015feyler katt\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fi ise \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131. Ancak \u015fiirin g\u00f6rselli\u011fi bizden uzak. \u201cS\u00f6zc\u00fcklerle g\u00f6r\u00fcnt\u00fc \u00e7izmek\u201d<sup>4<\/sup> bir Yunus Koray i\u015fi. Bu terimi kullanan ise Murathan Mungan. 1980\u2019lerde \u201c\u00e7o\u011faltmac\u0131l\u0131\u011fa\u201d kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan Murathan Mungan\u2019\u0131n da ayn\u0131 tuza\u011fa bug\u00fcn d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyebilir miyiz? \u015eaire ve okura sormal\u0131y\u0131z bunu. Bu dil virt\u00fc\u00f6z\u00fc, kan\u0131mca ortak dil yakalad\u0131\u011f\u0131 bu toplumu a\u015fmak zorunda; \u00e7\u00fcnk\u00fc tekrara d\u00fc\u015f\u00fcyor.<\/p>\n<p>Enis Batur\u2019un kitap yay\u0131n\u0131n\u0131 seriye ba\u011flaman\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 vurgulad\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131lar okudum yan\u0131lm\u0131yorsam. \u00dcst yap\u0131t \u201c\u00e7ok yap\u0131t\u0131n\u201d kar\u015f\u0131s\u0131nda kal\u0131yor ne yaz\u0131k ki \u00e7o\u011fu zaman.<\/p>\n<p>Sinemasal ser\u00fcvenden buraya geldik. Ve yine ba\u015fl\u0131\u011fa d\u00f6nersek duygu ve merhametin yan\u0131nda yer alman\u0131n de\u011ferini Takeshi Kitano \u201cDolls\u201dta, Andrzej Wajda \u201cWilkolu K\u0131zlar\u201dda \u00e7ok iyi anlatt\u0131. \u015eu an yeni \u00e7a\u011f ve toplumsal vicdan ad\u0131na bir \u015fey s\u00f6ylemeyen, cinsellik merdivenleriyle ruhu tahrik eden Gaspar No\u00e9 tarz\u0131 sinemalar ise \u00fcst yap\u0131t olarak -kan\u0131mca yanl\u0131\u015f bi\u00e7imde alg\u0131lanarak- 21. y\u00fczy\u0131l travmalar\u0131n\u0131n izd\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc salt bedenselli\u011fe indirger. Bunun ise zaman\u0131 de\u011fil. Sanat \u201cili\u015fki\u201d kokuyor.<\/p>\n<p>Ruhlar ise art\u0131k barut kokuyor.<\/p>\n<p>Belki \u201c\u00dclkeyi ve \u00d6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc\u201d an\u0131yoruz \u015fimdi kim bilir,<\/p>\n<p>Ruhi Su, Ne\u015fet Erta\u015f, Faz\u0131l Say, \u015e\u00fckr\u00fc Tunar \u00fclkesi, resmen m\u00fczik ad\u0131na emperyalizm kokan kirli g\u00fcr\u00fclt\u00fcler sa\u00e7\u0131yor d\u00fcnyaya.<\/p>\n<p>Son olarak \u00fczerine de yazd\u0131\u011f\u0131m bir sevgi sinemas\u0131na de\u011fineyim, incelik kokan&#8230;<\/p>\n<p>\u201cLike Sunday, Like Rain\/Ya\u011fmurlu Bir Pazar\u201d (Frank Whaley 2014) asl\u0131nda i\u00e7li bir sevgi hikayesi.<\/p>\n<p>Erkek arkada\u015f\u0131yla sorun ya\u015fayan, \u00fcstelik i\u015finden de kovulan Eleanor (Leighton Meester) \u015fans eseri ge\u00e7ici bir bak\u0131c\u0131l\u0131k i\u015fi bulur. L\u00fcks\u00fcn en u\u00e7 noktalarda ya\u015fand\u0131\u011f\u0131 bir k\u00f6\u015fkte, 12 ya\u015f\u0131nda bir \u00e7ocu\u011fun bak\u0131m\u0131n\u0131 \u00fcstlenecektir. Annesinin de evden uzak oldu\u011fu bu s\u00fcrede, ilgilenece\u011fi \u00e7ocu\u011fun asl\u0131nda \u2018normal bir \u00e7ocuk olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131\u2019 anlamas\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kan \u00e7eli\u015fkiler, zamanla Eleanor\u2019\u0131 bir ba\u015fka \u2018bak\u0131\u015f iklimlerine\u2019 ta\u015f\u0131yacakt\u0131r. Bir kere Reggie, (Julian Shatkin) yapayaln\u0131z hayat\u0131nda \u00e7ocukluk a\u015famas\u0131n\u0131 \u00e7oktan ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00c7ello dahisi, edebiyat kurdu ve de matematik zek\u00e2s\u0131 \u00fcst d\u00fczey olan bu \u00e7ocu\u011fun, bu yetenekleri onu \u00e7oktan \u201cyeti\u015fkin bir ruha\u201d ula\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu iki ki\u015fi aras\u0131nda olu\u015fan ve m\u00fczikle onlar\u0131 birbirine ba\u011flayan s\u0131ra d\u0131\u015f\u0131 sevgiyi anlatmak uzun s\u00fcrecek. Ancak -yurdumuza bakarsak- ekmek bulamasak bile <strong>sevmeyi<\/strong> becerebilseydik ke\u015fke. Bu filme de bu nedenle de\u011findim.<\/p>\n<p>A\u015fk\u0131n adaletine bile a\u00e7 bir \u00fclke. Ruhbilim bile bu d\u00fczlemde empatisini yitirmi\u015fse bu \u00fclkeden\/d\u00fcnyadan ne bekliyorduk ki&#8230;<\/p>\n<p><strong>D\u0130PNOTLAR<br \/>\n<\/strong>1) Gerici tav\u0131rlar\u0131yla Jeoloji \u00e7evrelerince de yaz\u0131l\u0131 olarak ele\u015ftirilen, darbe ve i\u015fkence yanl\u0131s\u0131 s\u00f6ylemler ortaya s\u00fcren Cel\u00e2l \u015eeng\u00f6r.<\/p>\n<p>2) \u201cAhmet \u00d6zbek, \u015eiir Akademisi\u201d<\/p>\n<p>3) Prof. Dr. Zahit B\u00fcy\u00fcki\u015fleyen, 1977<\/p>\n<p>4) Murathan Mungan ve \u00d6d\u00fcll\u00fc Yunus Koray \u015fiiri hakk\u0131nda s\u00f6yledikleri.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Ahmet \u00d6zbek Ken Loach, \u201cCarla\u2019n\u0131n \u015eark\u0131s\u0131\u201d (1996) ve, \u201c\u00dclke ve \u00d6zg\u00fcrl\u00fck\u201d (1995) filmlerinde, sinemada toplumsal m\u00fccadelenin ve merhametin\/vicdan\u0131n izini s\u00fcr\u00fcyordu. Do\u011frusu sinemay\u0131 g\u00f6rsel ve felsefi bir alan olarak tan\u0131mlayan ben, g\u00f6rsel eksikliklerine kar\u015f\u0131n, bu filmlerin duyarl\u0131k ve d\u00fc\u015f\u00fcnce a\u00e7\u0131s\u0131ndan sorgulanmas\u0131 ve ele\u015ftirilmesinden yanay\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu yap\u0131tlar insanc\u0131\/devrimci yap\u0131 i\u00e7eriyorlar. Bu da devrimcili\u011fin, genelde k\u00fclt\u00fcrel sorunlar [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":4367,"featured_media":63477,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[9916,38,535,510],"tags":[8669,1869,9935],"class_list":["post-63476","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-247-sayi","category-dergi-sayilari","category-forum","category-surekli-bolumler","tag-ahmet-ozbek","tag-dusunce","tag-sanat-ve-ideoloji"],"acf":[],"aioseo_notices":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/63476","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/4367"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=63476"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/63476\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":66757,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/63476\/revisions\/66757"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/63477"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=63476"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=63476"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/bilimvegelecek.com.tr\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=63476"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}